28 Aralık 2010 Salı

Happy New Year

öncelikle herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve dileğiniz herşeye sahip olacağınız yepisyeni 1 yeni yıl dilerim. Size özel bir dans hazırladık hemen hemen herkese de mail attım ama ne olur ne olmaz buraya da koyuyorum. ayrıca eğer açtığınız sayfada görünüyorsa "try another dance"e tıklayarak diğer dans türlerimizi de görebilirsiniz. alın size adres: http://elfyourself.jibjab.com/view/577VKBHoOWovW5DFKUNg ben "try another dance"le filan uğraşamam diyorsanız eğer alın hadi bir de klasik adresi. http://elfyourself.jibjab.com/view/CAhWZUfOVuENgPvf0LLY ama daha fazlası için disco, hiphop için artık siz uğraşın biraz:)
Bu benim 3. yılbaşım. her sene ne kadar büyüdüğümü görün diye hepsini 1 yere topladım:)
bu sene diğerlerinden farklı olarak süsleme işine bende yardım ettim.
başlamadan önce ailece hazırlık pozu verdik, salondaki ağaç bittiğinde böyle görünüyordu. Sıra geçen sene benim oyun odama kurduğumuz diğer ağaca geldi. Annemler bunu hazırlarken dikkatle izledim şimdi hazırdım.
Ama bu sene benim oyun odama değil de aşağı oturma odasına kurmaya karar verdik. dağınıklığa aldırmadan giriştik işe. bakın ben nasıl süsledim ağacı.

21 Aralık 2010 Salı

Potpourri, Derleme,Çeşitleme,Seçki,Compilation......

Bu sefer yazıya ne başlık koyacağımı bilemedim. Çeşit çeşit , herşey var. Baktın belli bir konu üzerine de yazamayacağım hepsinden, yakın geçmişten derlemeler yaptım.

Yeniyıl geliyor, heryerde kardam adamlar, noel babalarvar. Malum hastalık süresince evden çıkamadım, 3 gün ateş, zor geçti. benden anneme geçti. ama o dayanamadı aldı hasta haliyle beni gezmelere götürdü.

Oyuncaklara bindirdi, mutlu etti.

Her cuma, klasik balık günümüzü de ihmal etmedi. Ben 3 lokma balık yiyecem diye 100 tane oyuncakla 500 takla attı.

eline beni, sırtına bisikletimi alıp oradan, buraya bizi taşıdı.

ben de banyo sonrası ona böyle numaralar yaptım tabii.

Bu arada 18 aralık ananemle dedemin evlilik yıldönümü, babanneminse 26. doğum gününü kutladık:) (26x3 de, kim der bu kadına 78 diye:))

bundan sonrası da videolardan derleme.



epey keyifli oluyormuş bunlar hareket ederken. Sadece ses efektleri eksikti, onu da ben tamamladım.

Kızı nasıl güldürdüğümü farkettiniz değil mi? İlgisiz görünüp de........
burada ki video içeriği nedeniyle tarafımızdan kaldırılmıştır.
bu da içimde kaynayan kurtların son göstergesi dün gece çekildi. banyodan çıkmak istemiyorum ayrı, düz durmak istemiyorum apayrı:)

14 Aralık 2010 Salı

ANANE DEDE GELDİ , NE GETİRDİ?

Haftasonum çok güzel geçti. Ananemle dedem geldi. Çok eğlendim. sanırım dedem yine benimle koşup oynarken taş yada kum döktü ağrısı çoktu. Ama hastanelerde dünya para verip taş kırdıracağına benimle hoplaya ,zıplaya yaptı bu işi, çok keyifli oldu:)
Başlıkta ne getirdiler dedim ya, hediyeler, aldıkları dışında kar getirdiler kar. Bu yılın ilk karı yağdı.Bir gün önce haberlerden karın yağacağını duyan annem bana eldiven bere almak istedi. ama ben dükkana girmek istemedim, ağladım aldırmadım. Sabah kalktım heryer kar, "karla oynayıp, kardamadam yapmak istiyorum" diye haykırınca annem"dün ağladın, eldiven aldırmadın, bugün karda oynayamazsın" dedi, yıkıldım. Hemen ananeme koşup " ananecim, ben dün ağladım, eldiven aldırmadım, bugun karda oynayamam" deyince ananem soluğu alşıveriş merkezinde aldı, sabahın köründe mağazaları kendisi açıp, tek tek tamamladı eksiklerimi.
ve ben bu kardan adamı yaptım. Tabii ki tek başıma değil.
Tü-tü'yle beni bahçede gören Elif ve Erkan abimde geldi. Ortak çalışma yaptık.
Sonradan ben boyu boyuma uygun 1 tane daha yaptım. (ve sanırım şifayı o zaman kaptım. Şimdi hasta yatıyorum)
İçeri girince elma yanak, kiraz dudak olmuşum, yerim onları deyince ananem, işi kolaylaşsın diye hazırladım dudaklarla yanakları.
Akşama da hazırlandım dışarı çıkmaya, kar yıldıramadı beni. ama sonrasında bugün 2. gün hasta, ateşli yatıyorum.En kısa zamanda iyileşme haberlerimde karşınızda olmak üzere hoşçakalın:)

8 Aralık 2010 Çarşamba

Çok Şanslıyım yauv

Bu fotoğraf sıradan bir Ankara gününde çekilmiştir. Ama deliye hergün bayram benim için her gün güzel. Hele güne Annişkomla başlayabiliyorsam, hava güzel ve bisikletime binebiliyorsam

Şimdi diyeceksiniz ki senin bisikletin mavi değil miydi? Evet ama bu Bodrum'da binecek olduğum diğer yeni bisikletim.

Çok güzel, Tigger'li. Yoooo bizimkiler çok zengin değiller, bunu annişkomun okuldan arkadaşı Neslihan teyze getirdi. Elif ablamınmış, büyüyünce bana kalmış. Şimdi onsuz markete bile gitmiyorum.

gordion'a da onunla gittim, balık yemeğe. Hoş heryere beraber gidiyoruz ya:)

Ona "kardamadam"ları gösterdim. Yine Tigger'le gezerken Burak abimlere rastladık oyun alanında.

Süperrrr abilik yaptı bana. Top havuzunda oynadık, zıpladık, oyuncaklara bindik. ben artık korkmadan binebiliyorum bu oyuncaklara onun videosu da babamda, ekleriz en kısa zamanda:)

Süper abilik yaptı dedim ya baksanıza Spiderman'a bile birlikte bindik:)
Abiler ablalar bu hafta şanslıydım.Ertesi günde İpek abla ve Didem teyzemle buluştuk.

Aslında planladığımız 1 şey değildi ama onlar arayınca hayır demedik. Dr. Fatih amcayla randevumuz vardı. Hani şu restless leg sendrome (huzursuz bacak)la ilgili. ilacın dozu bu ay düşecek ve 2 ay sonra bitiyor. Genel olarak beni çok iyi buldu. Mart-Nisan gibi kreşe başlamam gerektiğini söyledi.bu konuyu nasıl çözeriz bilmiyorum . Annemi inatlaşmalar konusunda uyardı, ipleri eline vermeyin dedi. Ben oyuncaklarla oynuyordum, duymadım sandı galiba yoksa böyle açık açık söylenir mi canım. Sonuçta Fatih amca "bu sizi son görüşüm olacak büyük ihtimalle" dedi. bu çok sevindik çikolatalı pastayla ve kahkahalarla kutladık.


Annem yolda dönerken bir şarkı söylüyordu "twinkle twinkle little star.." diye eve girdik birden benimde ağzıma takıldı. Annemdense benden dinleyin istedim.


UZAY EV HALLERİ 3 (TAMİRAT)

Bazı aile büyükleri "Uzay ev halleri" konulu videolarda yemek yapıp, bebek bakmak gibi işlemler yaptığımı, bunların(aslında her kadının rüyasındaki erkek davranışları) erkekliğe pek yakışmadığını (bu vasıflardan epey uzakta bulunan dedem tarafından) savunanlardan eleştiri almıştım. babasına bu kadar benzememesini dedesi ve dayısınında bazı huylarını almasını istediklerini belirtti. Her ikisinden de görüntü itibariyle aldıklarım zaten ortada bari birtakım özelliklerden buradan olsun dedişko. Ama seni kırmadım erkekliğe yakışır işler de yaptım.Seyret bakalım bu ev hallerini beğenecek misin?

30 Kasım 2010 Salı

uzay ev halleri 2 (bebek uyuma)

Babişko yazıyor: Efenim malumunuz biz Uzay la evde yalnızken, annemiz okula gidince, haliyle işlerin ucundan tutmak durumunda kalıyoruz. En son sizler için Uzay usta ile yemek yapmıştık. Bu günde bakarsınız ilerde bir kardeşi olur düşüncesi ile; annemiz işe gidince onu nasıl uyuturuz provası yaptık.Ve sanırım Uzay hayli başarılı oldu. Ne demişler ''anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az'' taktir sizlerin.

28 Kasım 2010 Pazar

Güzel Bir İLK

Dün bir ilk yaşandı. ne mi oldu? Tü-Tü'nün izin günüydü. Annemin de okul aile birliği toplantısı vardı ve biz baba-oğul güzel 1 gün geçirecektik. Babamın 1 telefonla çekim için Konya'ya gitmesi gerekti. Annem de toplantıya beni götüremezdi. Eee ben ne olacaktım? Tek başıma evde mi kalacaktım(ki zaman zaman anneme "sen git ben evde yalnız kalcam" demiyor değilim) ama iş ciddiye binince aldı bizimkileri bir telaş . Halamı aradık. Onun da İstanbul'dan gelen misafirleri var. Sonunda annem çantamı hazırladı, babamla Konya'ya gideceğim akşama da döneceğiz. Canım halamın gönlü razı olmadı. "Biz oyalarız onu getirin" dedi. ilk defa yanımda annem olmaksızın birileriyle kalacaktım ama kalana kadar bunu bende bilmiyordum.

meğer tüm bu olanlar bir işaretmiş. Annem Halamların olduğu yere götürdü beni, kalabalık bir masa, baylar, bayanlar,tanıdık, tanımadık yüzler. Annem ne olur ne olmaz diye tam 3 tane çanta hazırlamış bana 2 saat için.Kalabalığın içinde parlayan bir ışık dikkatimi çekti.hemen ışığa yönelip, kucağına çıktım. Annemin gidişini farketmedim bile. Sonrasındaysa o ışıktan hiç ayrılmadım neredeyse. (Arzu'nun omuzlarında ve kucağındakileri saymazsak ama ne yapayım Betül'cüm çok yorulmuştu) Benim için çok önemli bir ilk gerçekleştirdik. Atatürk dedemi ziyarete Anıt Kabir'e gittik Anıt Kabir'de de Betülcüğümle hiç ayrılmadık. Arzu epey bir görüntü çekmiş benimle ilgili, gerekli işlemlerden sonra halledebilirsek burada da göreceksiniz. İstanbul'dan gelen dostlarımızın Anıt Kabir ziyareti Uzay Özmener konulu neredeyse uzun metrajlı bir film tadında çekilmiş. Aynen tembih ettiğim gibi annemle buluşmamızda "Uzay çok uslu, aklı başındaydı, lokum gibi çocuk, bizi hiç üzmedi....." gibi laflar edince hem ertesi sabah kahvaltıda(ki en üstteki fotoğraf o anlardandır) Betülcüğümü görmeyi garantiledim. Hem de artık bizimkilerden birşeyler koparırım diye düşündüm. Ve tüm planlarım gerçekleşti:)))

Babam günlerdir zaten düşünüyormuş, müziğe olan ilgimi de bildikleri için annem de destekledi.



hem çaldım, hem söyledim.Piyanist şantör modunda diyeceksiniz ama değil. Mikrofonu görünce kendimi tutamadığım bir gerçek ama söylerken çalmak istemedim. Sanki ben söylesem başkaları çalsa daha iyi olur gibi geldi:))

25 Kasım 2010 Perşembe

En Güzel Hediye

ANNEDEN: Bu aralar hep ben yazar oldum Uzay'a pek fırsat vermiyorum ama ben de paylaşmak istiyorum duygularımı galiba.Dün öğretmenler günüydü. Sağolsun öğrencilerim okulda kutladılar, Uzay "öğretmenler günü yemeği" yaptı bana ama asıl hediye ki hayatımın en güzel hediyelerinden biridir akşam oğlum ve babası tarafından verildi. Onun mutluluğu benim için herşeye bedeldi.


Evet artık Uzay bu kadar büyük bir bisiklete biniyor. ve çok mutlu.


Dün akşamüstü değişiklik olsun, bana öğretmenler günü hediyesi alınsın diye gittiğimiz yerde bakınırken Uzay zaman zaman eline bir şey alıp geliyor, oyuncak, kitap vb. "bunu sana alalım mı oğlum" dediğimizde de "hayır" diyor. Arkadaşım Arzum oğluyla böyle 1 şey yaşadığında "bu yaştaki 1 çocuğa herşeyim var, istemem duygusunu nasıl verdiniz" diye sormuştum, çok hoşuma gitmişti. reklamlarda gördüğü herşeyi "bunu sana alalım anne" yada "tü-tü ye söyleyelim bundan alsın" diyen oğlumiş alış-verişe geldiğinde hiç birşey istemiyor. hatta ananesi de bu huyunu takdir etmişti. Ben de seviniyorum, doğru yoldayım galiba diye.En son gittiğimiz spor-doğa ve hayata özgü herşeyi satan büyük dükkanda bakınırken ve hiç 1 şey istemezken Uzay bisikletleri gördü. Binmek istediğinde beceremeyeceğini düşündüm ama onu kırmak istemedik. Bindiğindeyse bu manzalar çıktı ortaya.







Cüssesine göre epey büyük olan bu bisikleti sürmeyi (yarım pedal da olsa) başarması beni hem mutlu etti, hem şaşırttı hem de üzdü. o daha bebek. 3 tekerlekli, arkadan benin iteceğim bisikletlere binmeli.......... Sonra bu mavi bisikleti gördü, bindi ve " baba bana bunu alır mısın?" diye sordu. uzun sayılabilecek tartışmalardan sonra bisiklet alındı. orada montajını beklerken ki halini görmeliydiniz. Abi montajı yaparken "daha bitmedi mi?- hemen binebilir miyim anne? - abi çabuk olur musun?" yere oturup montajı yapan abisini 1 seyredişi vardı ki.......







ve sonra alış-veriş merkezinde yebi bisikletiyle dolaşması. İşin komiği bir yandan bisikletini sürüyor, biryandan da etraftakilere "heyy bana bakın" diye bağırıyordu. O çocuğun yüzündeki mutluluk ifadesi bir insanın hayatta görebileceği en güzel şey olmalı . bana pek çok şeyi öğreten, öğretmen Uzay'a alınan öğretmenler günü hediyesi asıl benim için en güzel hediye oldu. Onun mutluluğu, gülen yüzü.....
Eve geldiğimde beni bekleyen süpriz ise aşağıda. Baba-oğul "Uzay Usta Mutfakta" çekimlerini gerçekleştirmişler alt mutfakta(orası artık Uzay'ın mutfağı oldu sanırım) Ben geldiğimde çekimler henüz bitmiş ama sahne aynıydı.

Sadece öğretmenler değil, bize birşey öğreten (Uzay gibi) herkesin günü kutlu olsun.

NOT: bu arada Uzay 2,5 yaşında oldu 16 kasımda. hem aşı, hem de genel kontrole gittiğimiz Hülya teyzemizUzay'ı her anlamda çok iyi buldu. Ben boyunun kısalığından bahsedince, yaşına göre boy ve kilo eğrisini gösterdi bana seferinde olduğu gibi. Boy:91 cm. ile kısa değil tam ortalarda. Kilo 14,4kg ile ortalamanın biraz üstünde ve gayet sağlıklı. Bu da bizi mutlu eden başka 1 şeydi bu hafta.

23 Kasım 2010 Salı

Yatağı Kaldırdık, Ben Büyüdüm

Anneden; Dün bizi arayan herkes Uzay'la konuşmak zorunda kaldı. Onun için önemli bir şey oldu, Uzay artık büyüdü. Konuştuğu herkese "biz yatağı kaldırdık, ben büyüdüm" dedi. Duyan da artık çocuk yatakta değil de ayakta, yerde filan uyuyacak sanır. Kaldırdığımız yatağının yanındaki düşmesini engelleyecek olan kenarlıklardan birisiydi. Arkadaşım Arzum bu işi Emir daha çok küçükken yaptığını, hatta çocuğun kendine güveni geliyormuş demişti.
Düşe kalka, düşmemeyei öğrenecek. İyi de benim Zavallı oğlumun zaten yataklardan pek çok kez düşmüşlüğü var. İlk düşüşü daha 3 aylıkken olmuştu, nasıl korkmuştum. Sonrası geldi, o da alışmıştı, son seferinde düştüğü yerde uyumaya devam bile etmişti. Ama sanırım olay çocuğun değil benim buna hazır olamamam. Uzay'ın büyüdüğünü kabul edememem, etmek istememem.
Dün korkulukları sökünce çok hoşuna gitti. Yatağına kendi başına çıkabildi.portatif bir korkuluk alsam diyordum, Başucundaki koltuğun yeri değişince tam oldu, ona da gerek kalmadı.Aslında sanırım en çok ben rahat edeceğim. Her hece "anne elini tutcam, anne yanağını tutcam, burnunu tutcam" diye kafamı korkuluklardan sarkıtmaktan boyun fıtığı olacaktım:) Geceyi nasıl geçirdiğimizi yazmayacağım ama yukarıdaki fotoğrafta göründüğü gibi uykuya dalan Uzay sabah kolu koltuğun üstünde, kafası arada, bacakları ise bambaşka yerlerde yatıyordu. Ama sanırım mutluydu, çünkü yatağı kaldırmıştık ve o büyümüştü:((((

22 Kasım 2010 Pazartesi

BAYRAM VİDEOLARI BUNLAR

açılış bu sefer videolarla. asıl Bayram maceraları filan altta. Bu videolar eminim sizin de hoşunuza gidecek. ilki Motorlu t-shirt giyince, konuya da meraklı dayı olunca uçan motor macerası.

ikincisi dayımı biraz üzüp utandırsa da (ben Beatles dan şarkılar söylemeliymişim) ananemin arabasında çalan Tarkan'ın Öp şarkısına eşliğimdir. Bizimkiler keder ben de şaşkınım şarkıyı ilk duyduğum andan beri bir şekilde eşlik edip duruyorum. Dinleyin bakalım.

Bizim evde en alt kat yaşam alanı. genelde oyun odamda vakit geçirsem akşamları artık alt katta oluyoruz. Buna rağmen burdaki mutfak pek kullanılmıyor. Annem yemekleri filan yukarıdaki mutfakta yapıyor, kahvaltı orada ediliyor filan. ben de koca evi ve bu mutfağı yaşanır hale getirmeye çalışıyorum. Nasıl mı???

Bayram da bitti...

Bu bayram bitti diye pek üzülmüyorum açıkcası. Çaatay'dan , ananeden, dededen ayrılmak tabii ki zor ama bu bayram malum bizim için pek hoş geçmedi. Babannine hala yoğun bakımda ama en azından bir nebze daha iyi , haftasonu ziyaretinde dayım gidince gülümsemiş, ben de mutlu oldum, böyle gülümsedim.
bayram adına yakışır ziyaretlerle geçti. Bodrum'da ki kankim Demir'le biraraya geldik, dedesi Sabri amcaları ziyarette
Önce fena gitmedi iyi anlaştık ama sonra
cayırtılar kopmadı değil. Sonrasında rahat birşeyler giyip, sahile, marinaya. Acaip gezdim sanki dünya ayağımın altında küçücük oluvermiş:))))
denizkenarında temiz, deniz havasını çektim içime.
dayımla parkta oynadık o yorulunca ben de oyuncaklarımı götürdüm parka....
ninemin komşusunun çocukları var. Kız benden 3 yaş büyük Simay, oğlu Tonga(Tolga)ya da hep abi dedim, benden 1 kafa boyu daha uzun ama konuşamıyor pek. Meğersem Tonga benden sadece 5 gün büyükmüş. Boyumun kısalığına mı yanayım, çenemin düşüklüğüne mi karar veremedim:) Ama ananem "Uzay maşallah burda kilo da aldı" dedi hemen.
Al o zaman sana gıdıyı da çıkarayım anane gör kısa ama kilosu yerinde torununu.
Park, deniz,marina derken tatil bitti. Sıkıntılardan dolayı biraz erken döndük. Herşeye rağmen pek dönmek istemedim, babam bavulun ütünde taşıdı beni:)
Ankara'ya dödük ama evde oturacak değilim ya. Hemen bizimkilerle buluştuk, kafa kafaya verdik Spider'la. Özlemişiz birbirimizi.
Özlediğim sadece Spider değildi tabii. Arkadaşım Deniz Efe Pazar günü babasıyla işe yani babişkomun oyununa gelmiş. Duyunca koştum gittim. Pişti olduk çorabımıza kadar:) Neyse Biraz koşturduk, o oyunu seyretmeye girdi,
Ben Tiyatronun bahçesinde sıkııtırıma binmeye. İşi abarttım artık ses efektleri veriyorum ağzımdan anlayacağınız üzre....
Hatta arabasına dayanıp poz verenler gibi 1 de sıkııtırımla poz veriyorum.
Oyun başlıyor başlamasına da babişkom kaçıp geliyor, çok özlüyormuş beni ne yapacağız bu durumu diye düşüncelere dalıyoruz beraber.
İnsanın böyle de babişkosu olur mu diyorum kendi kendime..... Gülüyorum...... keşke daha çok vakit geçirebilsek diyorum..... dalıyorum düşüncelere......

15 Kasım 2010 Pazartesi

Doktor Uzay

ANNEDEN:bunu ben anlatmak istedim Uzay'ın ağzından değil. Babannemin durumu ağır, beyinkanaması, felç, yoğun bakım, düşmesi, kırığı...... her ne kadar Uzay'a yansıtmamaya çalışsak da sanırım o da anlıyor üzüntümüzü. Geçen hafta doğum günüydü ve gayet iyiydi, umarım yine iyi bir şekilde görebilir, duyabiliriz onu. Anneannemin durmu ise belli. Düşüp kalçakemiğini kırdığından beri yürüyemiyor,hatta yataktan zor kaldırıyoruz, alzheimer sebebiyle genelde güldüğümüz ama çok acı olaylar yaşıyoruz.İki yaşında çocuk ne anlar demiyor Uzay'a hissettirmeden yaşamaya çalışıyoruz bunları. Ama dün akşam Uzay'ın bize yaşatıığı sanırım duruma son noktayı koydu. Yemekten dönerken eline ıslak medil verdim, elini ağızını silsin diye. Elini, ağızını,koltuğunu, arabanın kapı kolunu, kendi oyuncak arabasını ve etrafında ne varsa sildi. Sonra bu aralar en çok kullandığı kelimeler olan "anne-baba bana bakın "dedi. Döndüğümde kimbilir nereyi siliyor olacak acaba diye düşünüyordum. sonrası aynen şöyle oldu.


Uzay: (ıslak mendili tamamen açmış, ağzına kapatmış)anne- baba bana bakın ben doktor oldum.


Sanırım ilk şoku atlatan Sabri oldu. "Oğlum büyüyünce ne olcaksın sen? " diye sordu.


Uzay:" Büyüyünce doktor olucam, iğne yapıcam, iğleştircem" dedi.


Kulaklarıma inanamadım. Annelikte 2. senem çok tecrübeli değilim bu yaştaki çocukların belki bunları yapması normaldir ama benim için, onca yıl okuyup dil bilimci olmama rağmen kelimelerle anlatamayacağım bir duygu bu, muhtemelen içinde bulunduğumuz hassas durumun da etkisi var ama....... Bunu sizlerinde görmesini istedim, araba karanlık, Uzay aynı şeyleri tekrar söylermiydi bilmiyordum ama ortaya böyle bir video çıktı. iyi seyirler




NOT: Bunları yazdıktan sonra Bursa'dan haber geldi. Doktor bayram boyunca yoğun bakımda kalması gerektiğini, bayram sonrası bazı şeylerin netleşeceğini söylemiş ama çok da umutsuz değilmiş anladığımız kadarıyla.... umarız daha da iyi haberler alacağız ha gayret babannine......

Bu bayram da Bodrum:))

bu bayram el öpmeye para, hediye toplamaya anane dedenin yanına Bodrum'a. Ama gidebilmek için önce annişkonun yanına, işleri bitirmesine yardım etmeye. İşler bitince de doğru havaalanına....
Neyse ki bu sefer rötar filan yok anneyi saatlerce oyalama yok. ama beklerken oyuncakları yürüyen yolda gezdirmek var.
Ve nihayet Bodrum, kale, Uzay..... Kum bahçede park,
annem beni uçuruyor resmen
suratımdan belli değil mi ne kadar keyif aldığım.....Yorulunca da baba hemen hazır, kucağa....
Bu da Simba. Oya ile Kolay(Koray)'ın oğlu. Aslında büyük oğulları demekte fayda var çünkü ufaklık daha yolda. Bana kuzen ne gelecek belli değil ama şimdilik bu kuzenle oynuyoruz.
Aynı dili konuşamadığımızdan olsa gerek arabalarımla oynamak istemiyor. annemde kendi başıma da çok güzel oynayabileceğimi anlatmaya çalışıyor.
Oynuyorum ama aklım yine de Simba'da kalıyor. Suyun içinde......
Bir şekilde ben de suya yaklaşıyorum. Niyetim annemin elinden atlayıp suya düşüvermek!!!! Ama olayın belgelendiğini anlayınca gerçekleştiremiyorum bunu...
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır anneme anlatıyorum suya girmek istediğimi......
paçaları sıvamakla başlıyoruz işe ama yetmez diyorum......Ve sonunda bu halde kalıyorum:) Bu sefer anneme de ısrar ediyorum sen de gel diye ama yemiyor.
Çaresiz giyiniyorum boynum bükük ayrılıyorum deniz kenarından. Bir gün daha böyle bitiyor diye üzülüyorum. Ama gece yarısı asıl üzüntülü haberi alıyoruz. Daha geçen ay Bursa'da ziyaret ettiğimiz, herkez böyle yaşlansa, maşallahı var benimle oyunlar bile oynuyor dediğimiz babanninemin (annemin babannesi) beyin kanaması geçirdiği, düştüğünü ve hastaneye kaldırıldığını öğreniyoruz. Kendisi hala yoğun bakımda, şuuru yerinde değil ve 2 gün geçti. Dedem hemen Bursa'ya gidiyor, bizler şimdilik sadece dua edip babanninemden iyi haber almayı bekliyoruz. Babam kızıyor "her bayram kötü 1 şey olmak zorunda mı?" diye merak etme babişkom benim babanninem bunu da atlatacak, yine benimle oyunlar oynayacak........
Blog Widget by LinkWithin