27 Ocak 2011 Perşembe

şiştimmm

Gördünüz mü gözümün altını? durup dururken oldu 10 dk. içinde. babamla oturup "Uzay" bakıyorduk. annem farketti. Hemen gittik Hülya teyzeye. Mikrop tüm vücuda saldırmış vaziyette. Nereden vurursa. Göz damlasıyla işi çözdük. Zaten anlayacağınız üzre ateşim olmazsa keyfi yerinde. Ateş çıkınca annişkonun kucağında kırmızı koltuğa.
Hülya teyzeden çıktık "ben eve gitmek istemiyorum" deyince babam beni Gaye teyzenin söylediği oyun evine götürdü. Herzaman gittiğimiz yerden çoook büyük. bayıldım tabiii. oyun parkı dışında oyun odaları var, yemek salonu var, sineması bile var. Salı akşamları balık gecesiymiş. Bizim ki cuma ama sevdim burayı, bugün de yiyebilirim dedim.
Annişko-babişko dışarıdan seyrediyorlar Ben masaya tek başıma oturdum. Hamsiler çok güzel görünüyor. İyi de ben bunları tek başıma yiyemem ki..
bunu anlayan oradaki abla yanıma geldi. Kolları sıvadık. Baktım diğer çocuklar elleriyle yumulmuşlar ama ben yapamam ellerimi süremem. ben padişahın sağ sol değil en kıymatli orta tarafıyım beni elleriyle beslemeliler diyerekten ablanın yedirmesini bekledim.
afiyetle de epey yedim.
Hastalık durmumu sorarsanız; dün 3. gece kusuyorum. bir de ishal başladı. annem tabii hemen panik. Hülya teyze "ishal kusma devam ederse serum takmamız gerebilir" dediğinde asıl serum takılması gereken annemdi bence. Annişko o duruma düşmesin diye bugün hiç sıçmadım:)
ateşim ara ara çıkıyor. biraz da huysuzum galiba. Bu salgın 5 ile 7 gün arası sürüyormuş, Zeynep'in doktoru "beta olduğuna sevinelim bu salgın daha kötü" demiş. Bunlar da hep beni bulur zaten. Domuz gribi, daha 4 aylıkken 6.hastalık. neyse çaresi olan geçici şeyler bunlar hem bu hastalıklar olmasa çocuk yetiştirmenin de tadımı olur canım. kesintisiz 6 saat uyunur mu. kalk ateşime bak, üstümü değiştir, kustum temizle hayatımız aksiyon dolu ne güzel di mi anne:)

26 Ocak 2011 Çarşamba

yeni dönem

evett yeni bir dönem başlıyor. Bir ara Arzum teyzem uygulamıştı bu metodu anlam verememiştik ama şimdi gayet iyi anlıyoruz. Bu blog artık sadece belli, özel okuyucular için. Aslına bakarsanız başında "yıılar sonra gelen oğlumuz için" yazıyor ama.....
dün durup dururken gözüm şişiverince ve hiç tanımadığımız insanlardan yorumlar gelince böyle 1 sınırlama gerekli gibi geldi. Belki bir süreliğine , belki de artık hep böyle. sonuçta bu blog ileride bana kalacak sanal hatırlar olmayacak mı? Sadece sizin gibi özel dostlarla paylaşsak yeter.

25 Ocak 2011 Salı

NAZAR NAZAR NAZAR belki de veda.....

Bu nazar nasıl bir şeydir. Gerçekten var mıdır, yoksa bizim başımıza gelenlere bulduğumuz bir bahane midir. Halama göre kesin var yorumlarını okursanız anlarsınız. Aslında sanırım annemde olduğunu düşünüyor. Nezaman dışarı çıksak, insanlar bana ilgi gösterse, ne zaman burada benimle ilgili hoş şeyler yazsak hemen ertesinde ufak tefek sıkıntılar yaşadığımızı düşünüyor.Epeydir toparlayamadım ,hasta gibiyim. Burnum akıyor, öksürüyorum ara sırada ateşleniyorum, mevsim itibariyle herkes hasta zaten. Aslında her çocuk böyle büyümez mi? Ama dün uykudan uyanıp da Tü-tü'ye "ayaklarıma basamıyorum" deyince hafif bir panik ortamı doğdu. Ateşim de epey vardı. Anneme de doktorun biri erkek çocukların havale geçirme riski kızlardan daha yüksek demiş, kaptığı gibi beni yine Hülya teyze'ye. İSTEMİYORUM-Ben Hülya Teyze'yi sevmiyorum(Aslında kesinlikle ileride pişman olacağım sözler bunlar, onun kadar sakinini, anlayışlısını hem de bu kadar güzelini nerden bulabilirim) Hemen boğaz kültürü, kızarık boğaz ve sağ kulak için de antibiyotik. Aslında keyfim yerinde hasta gibi yatmıyorum ama... Gece olanlar oldu. 01:15 anne kontrolde; ter içindeyim,pijamam neredeyse ıslak. Tepeden tırnağa değiştik. 02:30 atlıkarıncaya binmek istiyorum, su içtim annenin kucağında uyudum(hastayım ya hayır diyemedi) 03:00 ilaç saati. 03:30 su istedim, içmemle beraber kusmaya başladım. yine temizlik. 04:15 ateşim var su istiyorum, içtikçe kusuyorum, her taraf battı. 05:00 Anne benimle yat, (Uzay'ın rahatsızlığından dolayı gece uykuları problemli olduğunda ve ilaç kullandığından sadece yatarken altını bağlıyoruz) Altımı aç. Küçücük su içicem. 06:00 Anne çişim geldi. anne küçücük su içmek istiyorum. işte bu satten sonra uyuyabildim. Annemde sanırım giyinip işe gitti. velhasıl kelam bu blog bize dokunur oldu halama, babama, ananeme, dedeme, teyzelerime..... göre.
Sanırım kısa bir ara verip bir süreliğine kapatacağız dükkanı. Sizden gelen tepkiler tabii ki önemli. annemi arayıp, mail atıp "1 haftadır niye yazmıyorsun hasta mısınız" diye sorunca dayanamıyor tabii. Ama bu nazar konusu da çok dikkat çekmeye başladı ona göre. Neyse belki biriktirir sonra yazarız, belki artık yazmayız, belki de hiç durmayız ama şimdilik biraz ara, nazarlar kovulana, herşey yoluna girene kadar...... ben bakacağım ama siz de kendinize iyi bakın. hoşçakalın.....

23 Ocak 2011 Pazar

hamur-kurabiye

Bunlar gün içinde Tü-tü ile hamur çalışmalarım. Bunları gören annem bu işi gerçek hamurla da yapabileceğimi düşünmüş olmalı ki,
ben bu hale soktu. Şekil vermek iyi de hamuru yoğurmak suratımdan anlayacağınız üzre pek de hoşuma gitmedi. (Sanırım genlerimdeki titizlik ve temizlik geni ellerimin o halde un-yumurta-yağ içinde olmasından rahatsız oldu.
kalıpları elime alınca yüzüm gülmeye başladı
hele fırından çıkınca bu adamlar gibi ben de gülüyordum.
misafiriniz filan gelecekse haber verin size de yapalım

17 Ocak 2011 Pazartesi

oyuncaklarım

Ananecim bu fotoğrafı gördüğünde ne kadar büyümüş olduğumu söyledi. Bana hep aynıymışım gibi geliyor. ama ayaklarımın büyüdüğünü hissediyorum çünkü en sevdiğim ayakkabılarım ayağımı sıkıyor bende bunu anneme "ama ben bunlarla yürüyemem ki" diyerek anlatmaya çalışıyorum.
Geçen hafta , geçen hafta bahsettiğim arkadaşlarım bizdeydi. Doruk abi ile Zeynep. biraz oyuna, biraz Zeynep'le kavgaya dalınca fotğraf çekmeyi unutmuşuz ama çok güzel bir gündü. Zeynep'le zaman zaman tartışsak da günün sonunda problemlerimizi halletmeyi öğrendik. Bu kızların hepsi böyle değildir herhalde, "Zeynep yatağa gel" diyorum gelmiyor o da benim kadar inat.
Ama çok da zevkli.Gelirken bana süper 1 McQueen maketi almışlar. Tam bana uygun dil çıkaran McQueen suratı bile var. Babişkoyla keyifle yaptık. Arabalara olan ilgim ve sevgim zaten biliniyor ama son dönemlerde puzzle tarzı şeylerden de acaip zevk alıyorum. Nerdeyse her Cuma balık günü için gittiğimiz Gordiondan 1 de puzzlela dönüyoruz, hem yemek yerken de oyalanmış oluyorum. Bu puzzle konusunu buraya yazmak aslına bakarsanız Emir'in sitesinde puzzlelarla ilgili yazdığı yazıdan aklıma düştü. Okuyup da sonuna geldiğimde gözlerim doldu, annişkomda ağladı. Abimi bu kadar özlediğini bilmiyordum.
Bunlar puzzlelarımın bir kısmı, kitap gibi olanı ,ahşap olanı en çok da Mc Queen'li olanlar.
Bir de hayvanlarım var artık.
Ali-Ömer ikilisinden geldi çoğu. Diziyorum onları sıra ile, ormanda keşfe çıkıyoruz.
Sabah da beni beklediklerini bildiğimden böyle neşe ile uyanıyorum:)





9 Ocak 2011 Pazar

kendi oyun grubum gibi ama okul değil

Annem öğle uykumu uyutmayıp da hadi gidiyoruz deyince merak ettim nereye? Orada arkadaşlar var deyince de "ben okula gitmek istemiyorum" dedim. Annem arkadaşların sadece okulda olabileceğini düşünmeme çok üzüldü. Haksız da değilim ama. Bütün günüm Tü-Tü ile evde geçiyor. Arkadaşım Azra okula başladı başlayalı onu da göremez oldum. Çevremizde yaşıtım olanlar ya okula başladı yada tiyatrocu çocukları benim annem evdeyken onlarınki çalışıyor, onlarınki uygunken benimki işte. Anlayacağınız epey yanlızım. AMA buradan çıkacak sonuç bir kardeşe ihtiyacım olduğu değil, artık benimde yavaştan kreşe başlamam gerektiğidir.
Ece teyzelerde beni 4 tane arkadaş bekliyordu. Zeynep benden 10 gün büyük, Elif 6 ay küçük, Oğuzalp (küçük)abi 1,5 yaş büyük, en büyüğümüz Doruk(büyük)abi ise epey büyük.Neyse başta biraz annemi arasamda kızlar sağolsun beni yalnız bırakmadı.
Hatta aralarına alarak sevgi gösterisinde bulundular.Orada o kadar çok oyuncak var ki oyna oyna bitmiyor. Biraz kızlarla oynuyorum,
Sonra gidip biraz abilerle. Aslında daha çok abilerle oynardım da küçük abi Oğuzalp birşeye kızıp bağırınca evde sessiz ve sakinliğe alışkın olan ben biraz korktum. Ece ve Hatice teyze bunun normal olduğunu söyledi, hatta küçük abi Oğuzalp'de okula başlamadan önce benim gibiymiş. Amma çok arabası var. Bende benim oyuncaklarım çok sanıyordum. neyse ben de o yaşa gelince benimde o kadar olur umarım:)
sıkıldıkça mekan ve oyuncak değiştirdik. Zeynep çok hanımefendi bir kız çocuğu, annesine göre evde hiç böyle değilmiş sanırım biraz uykusu da gelmişti.
Günün sonuna doğru Oğuzalp abi "gitmesinler sadece Uzay'lar gitsin" desede buzları ufaktan eritmeyi başarabilik. Zaten Elif'le bir sıkıntı yaşamamıştık ama aynı şeyleri yapmaktan hoşlanınca bu görüntüler çıktı ortaya.

Annesi, abisi yanımızdaydı ama babası Ahsen amcayı hiç tanımıyorum. Kızıyla yatağında yaptıklarımı görünce o da Ece teyze gibi gülüp eğlenir umarım:)

Neredeyse bir ilki gerçekleştirip, 5 saatten fazla orada sorun çıkarmadan geçiridik günümüzü. Eve giderken aklım yeni arkadaşlarımdaydı. Annem arabayı çalıştırıp gaza bastığı anda uyumuştum. Eve gelip arabadan inice ise ilk sorduğum Elif ile Zeynep oldu.Tekrar tekrar teşekkür ederiz, çok güzel bir gün geçirdik. Şimdi sabırsızlıkla arkadaşlarımla tekrar buluşmayı bekliyorum. En kısa zamanda umarım:))

6 Ocak 2011 Perşembe

herkes Mersin'e Uzay tersine

sizleri kınıyorum. yeni yıl tebriğime karşın tek 1 cevap, 1 yorum yok...... 1 hafta geçti, ne yaptın, nasıl geçti diyen yok. Kapatıcam bu blog'u >:(
Ama son 1 deneme yapıp 1 kez daha anlatıcam size. Herkesin tersine nasıl gittiğimi.
yılbaşı gecesini aile dostlarımız Yayur, Ünsal ve Beliz'lerdeydik. Gitmeden önce evde hediyelerimizi açtık, aile pozumuzu verdik.
Gittiğimizde süpper 1 sofra kurulmuştu ve beni orada bekleyen, Yayur'un kuzeni Okan vardı. Benden sadece 2 yaş büyük ama çok cool, Okan abi demek durumunda kaldım. baktım tepsisini aldı yemeğini yiyiyor, bende istedim 1 tepsi, karşılıklı yedik.(Tabi karşılıklı yedik derken 1de annemle- Simin teyzeme sorun) Sonra oyunlar oynamaya başladık.
Biraz sıkılır gibi olsak, hemen çam ağacının altından 1 hediye çıktı. Off ne hediyeler geldi, oyuncaklar süperdi.pek kavga dövüş etmeden birlikte oynadık. Okan abimin Uçan Buzz'ı favorimizdi. Babası Emre amcayla uçurduk durduk. Taa ki benim mickey mouse matkap'ım ortaya çıkana kadar. Yayur'lar da tamir etmediğim hiç 1 şey kalmadı. Oyuncaklar, oyunlar, yemekler,misafirler süperdi. Biraz geç kalan Ceren abla ile Kaan abi bana getirdikleri uçaklarla ilgili hareketli kitap sayesinde kendilerini affettirdiler. Hergün en az 5 kere okumasam olmuyor. Bu arada asıl beklediğimiz bir türlü gelmiyor. Annelerimiz hamileliklerinde görüşmüşlerdi, doğduktan sonra biraraya hiç gelememiştik. Okan abimle hep görüşüyorlar ama benim için ilk olacak Defne'yi bekliyoruz ama saaat 23:00 oluyor yeni yıla giricez Defne hanım (tabii tek kız olmanın getirdiği 1 şey olsa gerek) nazlana nazlana hala gelemiyor:)
Bu kadar ayakta kalmaya alışkın olmayan benim uykum geliyor, annem ilacı geç veriyor ama bana basıyor, kıyamet kopuyor, Sonunda assoslist edasıyla Defne geliyor. Beklediğimize değiyor ama.....
bana hediye getirmiş , onu görmenin sevinci, hediyeninkiyle birleşiyor, sakinliyorum ama saatler 00:00 yani 12'yi gösterdiğinde , herkes içeride kucaklaşırken ben annemle arka odada ağlayarak giriyorum yeni yıla. Anneme kaç kere söyledim. erkenden yatırıyor beni "ben uyumak istemiyorum" diyorum allem edip, kallem edip uyutuyor beni. Böyle durumlarda da karizmayı çizdiriyor, üzüntüden de ağlayıp duruyorum:( Elvan teyze ile Alper amca da şaşırmışlardır. Daha yeni geldiler benim halime bakın.Güzelim kız bakar mı artık benim gibi ana kuzusuna:((((
sonuçta yeni yılın ilk dakikalarında çekiler fotoğrafta, herkes gülerken , ben ağlıyordum.
buna rağmen anlayışla karşılayıp bizi aralarına kabul eden bu kalabalık aileye teşekkür ediyoruz.
yeni senede ben de dahil olmak üzere hep gülelim diyoruz:)))))
Blog Widget by LinkWithin