kreş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kreş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2012 Çarşamba

Eeeee kaç gün olmuş yazmamışız nerdesiniz diye soran yok. Ama ben yine de anlatayım. Malum yazmadığım süre içinde her zamanki gibi hastalandım. Bu sefer epey zorlu geçti. Sanırım Phabayla, gribal enfeksiyon birleşti, antibiotic kullanmak zorunda kaldım. Ben iyleştim annem hastalandı, ben üzülsem de babam ve annemin çevresi sanırım bu durumdan memnundu. Çünkü hastalık boyunca annemin sesi kısıldığı ve boğazı kötü olduğu için konuşamadı.
İyileşince havalar düzelince hemen dışarıya attık kendimizi. Babamı prova esnasında yaptığımız ziyarette Ozan abim çok yardımcı oldu. Space Car'la bayır aşağı inmek harika, uçuyormuşsun gibi ama tekrar yukarı çıkış çok zorluydu. Sağolsun Ozan abim bu sorunu gördüğünüz gibi çözdü:)))

Bir hafta okula gidemeyince kaçırdığım ödevleri yaptım. Arkadaşımıza kart yazacaktık. Annem güzel bir kart alalım dedi, babam kendimiz yapalım dedi. Hayal gücü süperdi. Atraksiyonlu bir kart yaptık. Yoldaki araçlar yarış pistindeyken,

kapak açılınca kendilerini Radyatör Kasabasında buluveriyorlar:) Tabii ki kartım çok beğenildi.


Sadece kartı yapıp yazdığım arkadaşım Emre değil, Oğuzhan'da beni tebrik etmek için yanımdadı. Yokluğumda beni özleyen arkadaşlarım hiç yalnız bırakmadılar. İyi ki iyileştim de okuluma dönebildim:)))

22 Ocak 2012 Pazar

KARNE SEVİNCİ

İşte bu da benim karnem;

henüz üzerinde not yok ama güzel şeyler yazıyor. Ve karneyle beraber beklenen an geliyor, çok sevgili, herkesten güzel öğretmenlerimde ilk defa blogumda.






Zahide öğretmenim, ben, karnem ve Neşe öğretmenim. Herhalde kötü 1 çocuk olsaydım karneme böyle güzel şeyler yazmazlardı. Karneyi aldık karne hediyesi almaya gidicez ama aşağıda bana bir süpriz hazırlamışlar.




Şu okulun yaptığına bakın beni gerçekten seviyor olmalılar.


Bunu gören sınıf arkadaşım Emre'de geldi yanıma. Emre'nin bir sweat shirtü vardı McQueenli bayılıyordum meğerse annesi Hale teyze yapmış, bir baktım karne hediyesi Hale teyze birtane de bana almış, annemin ellerinden öper, en kısa zamanda yaparsa giyerim sizde görürsünüz.tabii okuldan çıkmamız biraz zaman aldı uzay hatırası, koşmaca, yakalamaca derken. ama sabırsızım karne hediyemi istiyorum.


Ve karne hediyesi de alındı.Mater kargoya giriyor, girince de uçak fırlayıp piuv diye uçuyor. Bu benim 4. setim daha 3- 4 tane daha var. Yılbaşı hediyem , bu ve henüz bende olmayan diğer 2 set birleşerek süper 1 şey oluşturuyorlar.hani karne hediyesi almak isteyenler için duyurulur.İş bankası Uzay Özmener hesabı da olur aslında:)))) Neyse şaka 1 yana amaç uçağı uçurmak ama beni aklıma başka 1 fikir geliyor, hem uçağı uçurayım, hem de kuleyi toptan önce ben yıkayım bakın nasıl oldu.










ANNEDEN; bu sabah uyanıp yanıma geldi Uzay yatıp, çizgili film izliyoruz. aramızda şöyle bir konuşma geçti



U: Anne, erkeklerin pipisi vardır değil mi?



D: Evet annecim.



U: Kızların????



D: Kızların pipisi olmaz, kutusu olur.



U: Hayır kızlarında pipisi var ama erkeklerinki gibi değil. (ayağa kalkıp pijamasını indirip, pipisini tutup çekiyor) erkeklerin pipisi böyle olur, (Pipisini toparlayıp içeri tıkmaya çalışıyor ve) kızların pipiside böyle olur işte, içerde



D: ......................................!!!!!!!!!!!!!!!!!?????????????************???????????



Şoku atlatıp soruyorum "sen nerden biliyorsun kızların pipisinin öyle olduğunu" diye herif beni resmen kafaya alıyor, arkadaşımdan, abilerden, babamdan, tiyarodan gibi şeyleri arka arkaya sıralıyor ve karşıma geçip benim şaşkın suratıma bakıp kahkahalar atıyor.....



---------------------------------



Uzay'ı okuldan aldım eve dönüyoruz, yolda DVD izliyor, ToyStory'nin fragmanı var, orada da Ken'le Barbie'nin aşık olduğu sahne. "Anne aşık oldular " diye bağırıyor. "Sen aşık oldun mu diye" soruyorum. "Hayır ama aşık olmak istiyorum" diyor. tabiii heyecanla "kime" diye soruyoum. "ANNEYE" diye cevap veriyor ben oracıkta eriyip bitiyor, eve nasıl geldiğimi bilmiyorum....

5 Ekim 2011 Çarşamba

okul günleri

okul başladı alışır mıyım alışamaz mıyım bizimkiler düşünedursun, ben projelrinmi yapmaya başladım bile:)DÜNDEN BUGÜNE UZAY ÖZMENER.....

Okulda da çalışmalarım son hız devam ediyor.

bana ait bir köşe bile yapıldı.(her çocuk için var çaktırmayın:))

Okul çıkışlar genelde Zeynep'le beraberiz.

eğlence gırla gidiyo....

abi olmak böylebir şey olsa gerek Doruk kızı bir saniye yalnız bırakmıyor.

sarıldığım anda arkamızda bitiveriyor.
sonra bütün günün yorgunluğunu önce banyo, sonra yatakla atıyorum.

Anneden: Aslında Uzay'dan inciler

-Bu aralar Uzay'ı kendi kendine uyumaya alıştırmaya çalışıyorum. Masalını okuduktan sonra birşeyler bahane edip odadan çıkıyorum, kendi başına uyuyor. geçen gece "çamaşırları kurutma makinesine koyup gelicem sen uyu" dedim o da bana "gel ama olur mu" dedi ve çıktım. Kontrol etmek için girdiğimde "annecim çamaşırları koyu geldin mi?" diye sordu. "evet geldim" dedim kıyamadım hemen çıkmaya. Uzaysa bana " aferin sen benim çok sözümü dinliyorsun" dedi.
-Beyefendi pek çok çocuğun aksine bizim oda da bulunmayı pek sevmiyor. kendi odasında mutlu. Hafta sonu sabah kırmadı beni, geldi bizim odaya. birsüre sonra birşeyler istedi, hemen yapamadım galiba. bunun üstüne Uzay "annem bak böyle yaparsan odam giderim" diye beni tehdit etti.

-Uzay'dan 1-2 gün sonra okula başlayan bir çocuk kapıda ağlarken Uzay "ağlama gel, bak ben McQueen'imle oynuyorum, sen de oynarken beni seyredebilirsin" demiş öğretmenlerinin sanki okulun en eski öğrenrencisi gibi davranması çok hoşuna gitmiş.

28 Eylül 2011 Çarşamba

BÜYÜK BULUŞMA, ŞİMDİ YİNE OKULLU OLDUK.

Büyük buluşmadan kastettiğimin bu olduğunu anlamışsınızdır zaten. Mc Queen ve arkadaşları Ankara'daydı. Davet üzerine bende gitim.
Yukarıdan aynen böyle görünüyordu buluşma noktası.

gider gitmez kupayı tutuşturdular elime.


Mc Queen'li t-shirt'ümle hemen yanında da poz verdim.

Pit alanı gibi hazırladıkları yerde çeşit çeşit Mc Queen oyuncakları vardı:)

Oynadım durdum ama bazı oyuncaklar için sıra beklemek gerekiyordu, biraz bekledim sıkıldım çıktım sıradan.

Benimle poz vermek isteyen McQueen, Finn Mc Missile ve Holley ile fotoğraf çektirdikten sonra
oradan ayrıldım.

Ertesi gün yine Zeynep ve Doruk'laydım. Bu kaynaştırma programının aslında beni okula ısındırma amaçlı olduğunu anlamam uzun sürmedi. Salı sabah 8'de Zeynep ve Doruk'la buluşup ne yapacaktık ki???? Nitekim okulun önüne park ettiğimizde kıyamette koptu. Ben okula gitmiiicem çığlıkları ile girdik içeri.Önce annemin kucağında gezindim biraz. Okul böyle bir yerse Ceviz Yuva neydi acaba??? Amma kalabalık burası, sınıflar ne kadar büyük. Cevizde 7 kişilik sınıfta , prensler gibi öğretmenimin kucağından inmeyen ben burda ne yaparım, neyse ki annem burada. Ooo benim gibi Mc Queen hastaları var sınıfta şimdilik idare ediyoruz. vayy itfaiyeci şapkası ve motor hemen binelim.

Bindim, hamur yaptı, resim yaptım, bowling oynadım. 1 saat geçmiş bile. O da ne niye ayaklandılar hey annemi nereye gönderiyorlar. Haaaaaayyyııııııııııııııır ben eve gitmek istiyorum, zaten burda çok ses var. Annecim lütfen beni bırakma annecim, lütfen, lütfen.... sakın beni bırakma..........

Anneden; bu ağlamalar içerisinde okulun psikoloğu beni kolumdan tutup dışarı çıkarttı, onlar da kavaltıya gittiler. Bahçeye adımımı attığım an ben de ağlamaya başlayıverdim:( Kıyamadım yavruma. Biliyorum 2 gün sonra kendi gitmek isteyecek öğretmenlerini (özellikle uzun sarı saçlı Zahide öğretmeni) çok sevecek ama sakın beni bırakmaları kulağımda çınlıyordu. Gün boyunca kah okula giderek, kah arayak sordum yarım saat sonra susup sanki günlerdir buraymış gibi katılmış.Almaya gittiğimde gelmek istemedi.
Sonuç olarak bu video çıktı ortaya.




13 Haziran 2011 Pazartesi

Ankara'da son günler

Bu akşam itibariyle artık Bodrum'da olacağım. Gitmeden neler oldu anlatayım.
Baba-oğul klasik pazar günü yaşadık. Oynadığımız oyunların videoları aşağıda. Ama klasik ev erkeği modunda poz verdik anneye.
Piknik geçen haftaydı yazmıştım ama sevgili Gülizar onunla fotoğrafım olmadığı için biraz bozulmuş, hemen anneme bu fotoğrafı göndermiş. Kendisi ailemizin 1 ferdi neredeyse onsuz günümüz geçmiyor (en azından babamın)

Bu arada cumartesi günü arkadaşım Emir'ler geldi. Doğum günümde Emir hastaydı gelememişlerdi. Hem hediyemi, hem de Emir'in artık kullanamadığı eşyalarını getirmişler. Çok güzel şeyler var ama sanırım en güzeli Dinazorlu botlardı.Sıcağa ve ayağıma 3 numara büyük olmasına rağmen tüm gün onlarla gezdim. Yürürken hem Dinazorun gözünde ışık yanıyor hemde yerde dinazor ayağı izi bırakıyor. Kışı beklemeden giydim.

Bu aralar i-pod touch sevdamın yerini bilgisayar aldı. Biraz da dayım sayesinde. Annem bu tarz şeyler için çok küçük olduğumu düşünüyor ama dayım için öyle değil i-pod'u da bilgisaray oyunlarınıda o öğretti bana ağaç yaşken eğilir diyerekç Dayım ilk okulu bitirdiğinde (ki bu nerden baksan 20 küsür sene evvel) dedem ona bir bilgisayar almış(annem bu işi biraz bozulmuş o zamanlar ya) daha pek çok yerde bilgisayar yokken dayımda varmış, şimdi kendisi bilgisaray mühendisi sanki eeeee annişko ben de dayım gibi olacağım işte. Hem sadece araba yarışı değil, puzzle, eşini bulmaca, farklıları bulmaca filan da oynuyorum. hem artık sıkılıp kendim kapatıyorum.

Neyse gelelim Cumartesi kreşim tarafından düzenlenen başarı belgesi törenimize. Çok güzel hazırlanmışlar. Kırmızı - turuncu filan cevizlerin çalışmaları da sergilendi. Ama ben bu tarz şeyleri sevmiyorum. Tabii ki annemin kucağında, ben gitmeyeceğim diye ağlayarak başladık. Tanem, Nehir, Aslı, Balım hepsi oradaydı, beni çağırdılar, ilk tepkim onlar gelsin oldu ama kız milleti değil mi ille onların dedikleri olacak.

Gittim yanlarına mecburen. Bitanem(Tanem) ve Nehir hemen aralarına aldılar beni. Anneme pek yüz vermediler ama babama pozlerı boy boy verdiler.


Tanem annemi kıskandırmak istercesinesarılıp sarılıp durdu bana. Hatta babama bir seslenişi var aşağıda izleyince göreceksiniz bu kızlar erkeklerin, babaların gönlünü fethetmesini iyi biliyor.

Tanem'in bu tavırları karşısında hafiften gerilen ve bozulan anneminde gönlünü almaya çalıştık.

Annemde babamın dediği gibi az domuz değil, bıraktı bizi oturdu. Bu sefer de Aslı geldi. annem iyice kıskandı galiba. Onun tadı kaçınca benim de kaçtı.

Başarı belgemi de almaya sahneye çıkmadım, annemin kucağından da inmedim. Benim kız arkadaşlarıma karşı biraz daha ılımlı olur artık herhalde. Alış artık Dolunay hanım erkek annesisin sen . Bak izle kızlar nasıl peşinden koşturuyor, bu arada babaların gönlünü nasıl alıyor.




İşte pazar erkekleri. Emir bu legoları getirdiğinde bu amaçla kullanacağımı hiç düşünmüşmüydü acaba?


10 Haziran 2011 Cuma

Kreşde son günler:(

En son yazalı neredeyse 1 ay olacak, hatta neredeyse Bodrum'a yazlık göçüşümüzü yapacağız. Ama gitmeden burada neler oluyor.Her Cuma balığa devam, artık Bodrum'da daha sık yiyeceğim inşallah. Gezme- tozma son hız. İyi de bu fotoğraf da nereden çıktı demeyin. Ne kadar küçükmüşüm değil mi?

Eski dostları ziyaret edince annem bu pozu hatırladı hemen, ne kadar büyüdüğümü siz de görün istedi.

Gerçekten büyümüşüm ben:)

bu sebebten motora bile tek başıma binebiliyorum:) Havalar birden ısınınca babamların "Narnia Günlükleri" ekibinden Emre ve Şafak abilerin doğum günü sebebiyle yapılan pikniğe katıldık. Başta klasik ben gitmem, anne -kucak filan derken bir kaptırmışım.




Fener formaları, bayrakları Suat abimin sırtından

Şafak abimin kucağına, ordan uzun Emre abimin omuzlarına , ağaç tepelerindeki dalları tutmaya. Tardu ve Deniz Efe'de oradaydı. Tam kaynaşırken gittiler. Bense yanlarına gitmek istemezken gece 22:00 sularında ayrılabildim oradan.
Geçen 2 hafta kreşe gidemedim. Biliyorsunuz hastaydım. Benim gidemediğim süre içerisinde kreşte epey yoğun çalışmalar yapılmış. Eylül'den itibaren arkadaşlarımın yaptıklarını ve seneye yapacaklarımızı paylaşmak üzere ailelerimizi kısa bir sunum için okula çağırdılar. Bizimkileri el yapımım dürbünle karşıladım.

salona geçtiğimizde , sadece 2 aydır burada olduğum için benim sunacak pek bir şeyim yoktu ama bizimkileri boş da bırakmadım.

Pindik(el) ve pondik(ayak)lerimi boyayarak yaptığım Ceviz Çocuk t-shirt'üm, resimlerim, baskılarım, kendi hazırladığım karton çantam ve öğretmenimin sorduğu sorulara verdiğim yanıtların da olduğu dosyam harikaydı. Dosyamda ben ve gelişimimle ilgili bilgiler de vardı. Soru cevap kısmının birazını sizlerle paylaşayım;

-En sevdiğim oyun: EVCİLİK (Annem şaşırdı. Ben evciliği nereden bilecektim ki evde hep arabalarla oynuyordum. Funda öğretmenim hemen anlattı; burada Uzay evcilik çok oynuyor hatta geçen gün "bitanem" dediği Tanem arkadaşını mindere yatırmış yanağını okşuyordu. deyince annem hemen bir sonraki maddeye geçti.

-En sevdiğim oyuncak: ARABALAR

-En sevdiğim yer:SINIF(Annem tüm öğrencilik hayatım boyunca böyle kalmasını temenni ediyor)

-En sevdiğim arkadaş: Tanem ve Aslı (Burada Funda öğretmen tekrar lafa giriyor, çünkü hemen hemen arkadaşlarımın hepsi, bu soruya UZAY diye cevap vermişler.)

-Keşke ..............olsaydı; cevabım İNEK. bunun üstüne okuldakiler seneye bahçeye bir inek alacaklar. Hem sütündende faydalanırız değil mi?

-Keşke ................... olMAsaydı.; cevabım BİLMEM. Çünkü o kadar çok soru soruyor ve öğrenmek istiyorum ki bilmeme cevabı beni delirtiyor.

-Babamın yaşı:5 bunu eğlenmek için söyledim

-Annemin yaşı:3 bunu da bilirimki kadınlar yaşlarını saklar hep yaşlarını küçük söylerler annem mutlu olsun diye söyledim.

-Annemle en çok ............................hoşuma gider: ARABA KULLANMAK. Babişko kusura bakma

-Babamla en çok ............................hoşuma gider. GÜNEŞ YAPMAK genelde babişkoyla resim filan yapıyoruz ya

-Annemin mesleği;OKUL


daha bunlar gibi çook var ama buraya bu kadar yeter merak eden gelip bizim evde görebilir, yada direk bana sorabilir.En sevdiklerim olan Funda ve Emel'le pozumu verip ayrıldım. onları çok özleyeceğim malum Pazartesi son günüm Eylül'e kadar yokum buralarda:( Tabiiki benim küçük sunumumu şereflendirmeyen Nilay'ı ve okuldaki herkezi çok özliicem. Babam bu hüznümü sezince beni eğlendirmek için elinden geleni yaptı.

Oyuncaklarda yorulunca oturup dinlendim, sonrada sıkıntıdan aynadan fotoğraf çekme çalışmalarına başlayıp babamı da kendimi de eğlendirdim.


Bu hafta sonu da Yine kreşimin düzenlediği bir organizasyon var. Bakalım gider ayak orada neler olacak. Gitmeden onlarıda burada sizinle paylaşırım. Siz alın benim kurbağa olduğum videoyu izleyin bakalım:)

18 Mayıs 2011 Çarşamba

DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI

Erken kutlamalar daha önce belirttiğim gibi geleneksel halde yapılmıştı. Sırada gerçek gününde, kreşte yapılacak kutlama vardı. Parti için belirtilen saatte annişko ve babişko da geldi. Hepimiz hazırdık.
Funda öğretmenim bana kral tacı hazırlamıştı. Üstünde "Uzay" ve "3" yazıyordu. Arkadaşlarımın yüzleri boyanmış bense sadece burnumun boyanmasına izin vermiştim.

Masanın başına kuruldum, beklemeye başladım.

Nedense şa-şayı, seramoniyi pek sevmiyorum(anneme hiç çekmemişim) Kalabalık, gürültü, pasta masta canımı sıktı.

Tam bu sırada yanıma Düet geldi, boynuma sarılıp beni rahatlatmak istedi.

Düet'den sonra bir yanıma 1 aşkım annem, diğer yanıma da sevgilim Funda öğretmenimi aldım, doğum günü çocuğu olarak biraz naz yaptım.

Zaten hemen yanımda da Balım vardı:)

Ceviz çocukdakiler bana çok güzel bir hediye almışlar. Sanıyorum onu giymek için özel 1 günü bekliicem, mesela bu ay sonu yapılacak Balım'ın doğum günü gibi:)) Hediye süperdi de hepimizin dikkati başka yerdeydi.

Bu tarz extralardan hoşlanmadığımı bilen babişko palyaço çağırmak yerine kendi geldi, bizi eğlendirmeye. tam vak vak dansı yaptıracaktı ki, ben izin vermedim.


Bugün benim doğum günüm, herkes benimle ilgilenmeli dansla değil!!!

Hal böyle olunca arkadaşlarım da benimle eğlendiler tabii ki.

sek sek oynadık,

oyuncakları çıkardık,

ben herzamanki gibi arabaları tercih ettim. Oyun faslı bitince hazır bizimkilerde yanımdayken artık eve gitmek istedim.Ev e de yapılacak çok şey oynanacak yeni çok oyuncak vardı.

Öncelikle adeta adıma özel yapılmış "space car"ıma bindim. sonra annemle parka gidiyorduk ki...

Yolda Azra'yı gördük. "Parka gideceğimize beraber yürüyüş yapalım" dedi kıramadım. Sitede uzuuun bir yürüyüş yaptık elele. Yürüyüş sonrası güzel hava ve babayı bulunca spora gittik. Tabii tenis kortunda futbol değişik bir spor tarzı oldu

ama ben bu kargaşada 3 yıldır bir türlü doğru parmağı tutturupda yapamağım hareketi yaptım:)

hepimiz bu işe çok sevindik.

sonra babişkoyla oyuna devam. attığım goller ve sevinme hareketlerim aşağıda videolarda.

Topla hareketler yaparken annem topun üzerine oturup poz vermemi istedi. Dayımın benim yaşlarımdayken aynı böyle 1 pozu varmış. O fotoğrafı bulabilirse annem ikisini yanyana koyacakmış benzerliği görmeniz için:) ama top yuvarlak durduğu gibi durmuyor

yakalamak da kolay olmuyor, bacakların arasından kaçıveriyor.

sonunda oturuyorum ama o da uzun sürmüyor annem ancak bu kadarını yakalayabiliyor. Küçükken hareketli!!!!(yaramaz) olan dayım bile top üstünde oturup poz veriyorken benim bunu yapamamam annemi endişelendiriyor

yüzünden okunan endişesine karşılık al bakalım dercesine poz verip kalkıyorum. Dönüşte Azra beni bahçelerine davet ediyor. Biraz pudrayla oynuyoruz,

biraz da salıncak sefası

doğum günümü kutluyor, ayrılıyoruz oradan. Benim için çok güzel geçen bir gün, doğum günüm oluyor. Ama annemi çıldırtıyorum. Gün boyunca bugün benim doğum günüm diye geziyorum, annem bunu kaydetmek istediğinde bakın anneme ne oyunlar yapıyorum




Annemi çıldırtma operasyonundan sonra attığım goller ve sevincim de sizlerle.




19 mayıs Atatürk'ü anma, gençlik ve spor bayramı geliyor (son zamanlarda spora sarışımda bundan biraz:)) tatili fırsat bilip yine yollardayız. Çok uzağa değil Bodrum'a. Bodrum maceralrım en kısa zamanda burada. sevgiyle sporla dinç sağlıklı kalın.

Blog Widget by LinkWithin