29 Mayıs 2010 Cumartesi

Looney Tunes

Looney Tunes kahramanları, BugsBunny, Tazmanya canavarı, Tweety ve Sylvester Ankara'ya bize de çok yakın olan Gordion'a gelmişler. Bir önceki başlıkta gördüğünüz gibi bahçede enerjinin bir kısmını attıktan sonra babaişkom beni onları görmeye götüreceğini söyledi. Hemen hazırlandım.
Annemle ananemi beklerken babişkoyla, sancak(salıncak)da biraz erkek erkeğe sohbet ettik.
Kızlar gelince de hemen çıktık yola. Zaten 5 dakika sonra oradaydık.
Kahramanların kapısından beraber geçtik.
Hemen elime 1 bayrak tutuşturdular.
Tazmanya Canavarı da epey büyükmüş.
Kocaman puzzle vardı, hemen giriştim.
Biliyorsunuz ingilizce türkçe 10'a kadar rahatça sayıyorum. Sayılarla ilgili 1 oyun vardı, onu da oynadım.
babişkomu kaybettim sanıp, sağa sola bakınırken 1 baktım ki bugs bunny arkamda:)
Neyse ki buldum babişkomu. Bunny ve Sylvester'ın arasına 1 poz,
Sonra o koca piyonlarla oyun. Dilimin dışarıda olmasından o taşıdığım piyonun pek da hafif olmadığını anlamışsınızdır herhalde:)
Herşey iyi hoştu da, sonra o kahramanlar gelip en yüksek sesleriyle şarkılar söylemeye başlamadılar mı? Eh dedim bu kadarı bana bile yeter hadi eve.
Ertesi gün hava güzel, babişko evde ama öğleden de önce yani uyuyup, uyanıp, soyunup dökünüp bahçede çıkmaya var. babişko dedi hadi uçurtma uçurmaya. senin arabayla gidelim dedi, olmaz diyemedim. Doluştuk Tos-tos'a.
Garajda toz olmuş, "arabama böyle mi bakıyorsun" deyince uçurtma yerine, araba yıkamacıya....
beklerken sıkıldım, "aaaa yeter" deyince çıktık oradan ama uykuda bastırdı mı? Uçurtmaya gitsem olmaz, gitmesem olmaz, en iyisi babişko "hadi parka" dedi.
Parka gittim ki tüm abiler orda. Ali-Ömer, Mertcan. Sağolsunlar benim için kaydırağın başına, taşlardan ismimi bile yazdılar.(bu arada gözümün şişi biraz indi ama morluk iyice yayıldı, yavaştan geçecek galiba. Her gören üzülüyor, çok mu yaramazsın diye soruyor. ben çok mu yaramazım acaba???????)
eee bende yemek ve uyku öncesi coştum onlarla tabii:

Tütü'nün torunu Emre abimde yapıyordu, ben de çözerim yakına takla işini gülmeyin fazla:)

Bahçelere Yaz Geldi.

bu resme bakınca artık Ankara'ya bile yaz geldiğini anlamışsınızdır herhalde. Bizim bahçeye tam geldi. Sıcaklar iyice bastırınca öğleden sonra, bizimkiler dolduruyor küçük havuzumu, içine girmiyorum ama girsem ancak bu kadar ıslanırım sanırım. Hal böyleyken annişkomda soyuyor beni çırılçılpak. Oooh sonrası dal...aşak dolaşıyorum bahçede. babama poz veriyorum. Annem sağolsun sansürlemiş ama aşağıdaki videoda mal meydanda. Olsun canım yiğidin malı da meydan da değil midir zaten???
Bu arada şunu öğrendim, çıplak popoyla file oturursan, popon file yapışır:) tabii bir de o esnada işersen tam olur. Umarım RTÜK bu siteye bakmıyordur, yoksa cezayı alır bir de kapatırlar. Ama böyle de pek rahat yahu:)

Dayıcım

Derler ya "kız halaya , oğlan dayıya çeker" diye. doğruymuş. Annem beni beklerken "erkek" olduğunu öğrenince dedemi aramış haber vermek için. Sanırım herkes biraz "kız" bekliyormuş. Dedem anneme demiş ki "üzülme kızım, erkek çocuğun ilk 28 yılı zordur, sonra rahat edersin". bu hesaba göre annemin rahat etmesine 26 yılcık kaldı. dayım iyidir, hoşdur da küçükken biraz yaramazcaymış afacan:) İşin ilginci kime sorsan övgüyle bahseder dayımdan nedense bir bizimkiler çok çekmiş.Eee ananeme, tütü'ye sorun annem yokken bende melek gibiyim annemi görünce çıldırıyorum biraz da. Bir de yemek ve uyku huyum çekseymiş dayıçoma:) neyse dayım buradayken beraber dışarı çıktığımızda çantamı taşımaktan yorulunca bana yardım etti. Ananem ve dedeme ve hatta anneme göre işte küçük ve büyük halim.
Bu arada küçücük çanta taşırken yorulunur mu? demeyin o çantada ne yok ki. Ayrıca o çantayı taşırken aşağıdaki gibi hareket ederseniz siz de yorulursunuz.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

kara bulutlar mı nazar mı?

Nedir üstümdeki anlamıyorum. Pazartesi günü ananem ameliyat oldu geldiler, zaten bütün gün o saate kadar ayrı kalmışız özlemişim, 1 de ananemi ayağı sarılı o halde görünce epey ağladım, akabinde de ateşim fırlayıverdi. Daha bugün neyse ki ateşim yok diye annem, ananemle beni yemeğe götürdü. çok güzel balık yedim, yemekten sonra kendime arkadaş da buldum, çok güzel oynuyorduk, arada kızlara "şişt" filan yapıyordum ki, artık kızlara bakarken mi neyse koca masayı görmedim,boom diye çarpıp o hızla da yere yapışıverdim. Annem yerden kaldırdığında gözümün altı şiş ve mordu. 2 saniye bile geçmeden. Annişko hemen buz yaptı biraz ağladım ama erkek adam o kadar ağlamaz diye sustum. Bizimkiler o kadar nazar duası da okumuşlar, yoksa sanırım şimdi hastanede dikiş attırıyor olacaktık:(

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Doğdum ya sonrası?

yaş 2 olunca Hülya teyzemi de bir ziyaret edeyim dedim. Boyum 4 cm uzamış, 300gr. almışım, hepatit aşımı oldum, Hülya teyzem beni, ben Hülya teyzemi iyi bulduktan sonra, yeni yaşımı Eğlence atölyesinde , dedemle birlikte , yaptığım resmin tepesine yazarak herkese duyurduk
Bazılarımız için eğlence bazılarımız için hüzün oldu sonrası. Bilirsiniz dedem koyu Galatasaraylı, babişkomsa Fenerbahçe. Dedemin doğduğu yer Bursa olduğu için yarı Bursasporlu da sayılır. Bodrum'da bu pozu vermişlerdi, her ikisi de gülerek ama ne yazık ki son gülen dedem oldu. Doğumgecemde ligin galibi belli oldu.
İlk defa yaşanan 1 şey. Bursaspor şampiyon oldu. Ama dedem sevinemedi babişkomun üzüntüsünü paylaştı. Babam çok sinirli ve üzgünmüş uyuduğum için göremedim ama sanırım öylesi daha iyi olmuş:( Neyse ben daha çok küçüğüm göreceğim, kutlayacağım pek çok şampiyonluk olacak, hem şanslıyım baba tarafından 1 takım anne-dayı-dede tarafında 1 hatta 2 takım, her sene 1 şampiyonluk kutlarım artık:)
Şimdilik benim için daha önemli şeyler var. Bizim evde küçük 1 McQueen seti kuruldu. Babişkom genelde her çıktığımızda bana o seriden 1 araba alıyor. Doğum günü vesilesi ile seti genişlettim. Seyretmek bile hoşuma gidiyor ama
ama oynamak daha keyifli:) Bu arada Cars 2 hazırmış fragmanını seyrettim, ama film için 2011 beklemeliymişim olsun 1 sonraki yaşımda ben 3 , cars 2 olacak:)
Bu arada Ankara yağmurlu biraz, ama havayı güzel buldum mu yeni bisikletimle bahçedeyim. ayaklarım henüz yetmiyor ama arkadan desteği alınca süper oluyor.
Hava güzel olunca sadece bisiklet değil, park da keyifli oluyor. annem her anımı fotoğraflamak yerine benimle ilgilense daha iyi olcak ama.....
Artık sırt çantamı kendim taşımaya başladım. Biraz ağır olunca arkaya düşmeyeyim diye annem belime bağlıyor çantayı, o zaman da böyle komik 1 manzara çıkıyor ortaya. Gitiiğimiz yerlerde hep böyle çağırmıyorum herkesi peşimden,
Pazartesi, dizindeki menisküs yırtığı yüzünden ameliyat olacak ananemi, alışveriş sırasında zaman zaman ben de ittim. Hemen iyileş ananemde birlikte, elele yürüyelim:)
Dedeyle de güreş sonrasında salıncak sefası. Bu arada dedem benim içimdeki müzisyen ruhu sürekli destekliyor. elim ağzımda üfler gibi hareketle yapıyormuşum. Dedem durur mu bunu değerlendirmek içinde hemen 1 mızıka aldı, ben de çalışmalara başladım.

Daha mızıka çalışmalarına yeni başlamıştım ki, akşam bizimkilerin yedikleri suşilerin chopstickleri ile yeni birşeyler yapabileceğimi düşündüm.

ve böyle 1 çalışma çıktı ortaya, bunu üzerine sanatçı ve müzisyen ruhumun destekçisi dedem bana boyutlarıma uygun 1 trampet aldı. Aklından geçenin 1 bateri seti olduğunu söyledi, annem biraz erken demiş acaba çıkacak seslerden mi erken olduğunu düşündü?Bu arada müzik aletlerim sadece mızıka ve bateriden ibaret değil biliyorsunuz, Gitarlarım Tü-Tü'den, aylar aylar önce ananem piyanomu(ufacık ama kuyruklu:)) almıştı.Erkek çocuklariçin ya topçu ya popçu boşuna demiyorlar evde bol miktarda top da var ama benim arabalara olan ilgi,sevgi ve merakımı da unutmayı ha:))))

18 Mayıs 2010 Salı

bir doğum günü böyle geçti.

Doğum günüm sabahı annem-babam- ben hazırdık parti merkezinde. Ama burayı bu hale getiren, parti organizasyonu, yeme içme sorumlusu site müdürümüz Osman amca, elinden uçanla kaçanın kurtulduğu Ali, Ahmet amca, İsmail amca,Habib abiye çok teşekkür.
Baksanıza üşenmeden paçangaları da sardılar,
masa süslemesi de yaptılar.
Bu şartlar altında ben değil doğum günleri, sünnet ve düğünü de burda yaparım:)
Hazırlıklar bitince beklemeye başladım konukları.
Yalnız kalmayayım diye hep beraber karşıladık dostlarımızı.
gelen herkes bana ilgi gösteriyor, annem kıskanmasın diye onun kucağında durdum biraz.
beni kucakta gören arkadaşlarımı da hoop annelerinin kucağına
sonra da hep beraber analar ve oğulları olduk. Yaş gurubu olarak hepimizin arasında 1 kaç ay var. En büyük Tardu en başta sonra 1er ay ara ile Deniz Efe hemen sonra Arhan ve en küçükleri bendeniz Uzay. Büyük olarak Emir abim vardı ama o artık abi ya anne kucağında böyle 1 pozu yakıştıramamıştır kendine:)
Fotoğraftan sonra arkadaşlarımla sohbet ettim. Oralardaki yaş grubumuza uygun tek kız olan Azza tabii ki benim yanımdaydı:) Neyse ki sıra pastaya gelebildi.
Davetiyem gibi pastam da Mc Queen di.
çok sevindim pastamı görünce.
Herkes toplandı, "happy Birthday" iyi ki doğdun şarkıları söylendi.
mumlar yakıldı, herşey çok güzel gidiyordu ki......
olan oldu. nedenini anlamadığım 1 şekilde bizimkiler kocaman 1 bıçakla McQueen'ime giriştiler.
çok ağladım, "McQueen acıdı" diye bağırdım.
Annem McQueen'e hiçbirşey olmadı diyerek beni oradan uzaklaştırdı. Dikkatimi dağıtmak için toplu halde danslar edildi.
Düet bana dans teklif etti ama annişkom yalnız kalmasın diye kabul edemedim:(
Artık partinin sonuna gelindi, herkese vada edip evin yolunu tuttuk.
Yorulmuştum ama, ayıptır söylemesi, hediyelei açarken tüm yorgunluğum gitti:)
Bir doğum günü de böyle geçti. Gelen herkese çok teşekkür ederim, gelemeyenler ise keşke sizler de bizimle olabilseydiniz. Umarım seneye:)

15 Mayıs 2010 Cumartesi

İyi ki Doğdum BEN :)

1 yılı daha bitirdim, 1 yaş daha büyüdüm. Annem bugün yine üzgün abimi kaybettiğimiz gün ama yarın çok sevinçli olacak çünkü bana kavuştuğu gün:)
Çoğunuz yine yanımda olacaksınız. Şimdiden teşekkür. Gelemeyenler için en azından sanal davetiye. Detaylar en kısa zamanda burada :))

11 Mayıs 2010 Salı

yine yollar, ama düğün, yeni sezon

Bana yine yollar göründü, babişkonun yanımda olduğuna bakmayın ana-oğul Bodrum yolcusuyuz yine.
bavul taşımaya yardım, ne de olsa annişkomun yanında erkek olarak ben olacağım.
bu sefer daha az bekledik. Geçen sefer 2,5 saat annemi nasıl oyalayacağımı şaşırmıştım.oraya buraya bakarken zaman geçti. İnişte dedem karşıladı beni, gözüm ananemi aradı ama yoktu, Sonra hatırladım ona süpriz yapacağımızı. Zaten öyle 1 süpriz oldu ki, kapıda beni görünce dili tutuldu, konuşamadı bir süre.
1.GÜN
Sabah kalkınca, hava güzel hemen denize.Sezonu açtım
annem başta şort-body ile oynattı beni.
Ne kadar özlemişim denizde, taş-kum oynamayı.
şort ıslanınca, Mc Queen atlete geçiş yaptık.
tabii suya da girince havluya sarınıp, annişkonun sırtına.
Öğlene doğru, saldım göbeği denize karşı. ordan öğle yemeği ve uyku. Uyansamda tekrar gelsem.
sabahki tecrübelerimden gözlüğümü de takıp hazırım dedim.
Annem şapkasız çıkma deyince onu da taktım.
Sabahki tecrübelerimden biri de , güneşe body ile çıkma oldu. Görüyorsunuz "amele yanığı"mı.
Arada gezinirken t-shirt, oynarken kendi vücudum.
Denize girip çıkınca da
annişkonun kucağı:)
2.GÜN
en mutlu gün. hem babişkom geldi, hem dayım çaatay geldi, hatta kıjz Sultan bile geldi. Bir de bugün düğün var, ilk düğünüm.
Sabah deniz de erkek erkeğe takıldık, öğleden sonra düğün hazırlığı var, kısa kestik bugünlük deniz sefasını.
Herkes hazırlandı, önce nikah var. Bende gömlek, kravat hazırım. Çaatay ve Sultan bu yakışıklıyı kaçırmak istemedi tabii.
baba-oğul uyumlu giyinip pozlarımızı verdik, hadi artık gidelim derken annişko geldi,
kıramıyorum da kimseyi, son pozları verip çıktık yola.
Çaatay'ı çook özlemişim, gözüm arkada kızlarda olsa da onun kucağından inemedim.
tam nikah kıyılırken Oya teyzeme okkalı 1 öpücük fırlattım.
Nikah sonrası herkes gelin ve damatla fotoğraf çektirirken, bizde aile pozu verdik.
Ama Oya teyzem sade pozlarla yetinmedi, mutlu gelin pozunu verdi.
Akşam düğün yemeğine gitmeden önce eve gelindi, üstler değişti ama ben sıkıldım."bu benim ilk düğünüm hadi gelinle damatın yanına gidelim" diye tutturdum.
iyi ki tutturmuşum. Yemek Bodrum'a tepen bakan ve inanılmaz manzaraya sahip1 yerde yapıldı. Güneşi orada hep beraber batırdık. Çok romantikdi:) Masada bebek sandalyesi olmaksızın benim de bir yerim vardı.
Gelin ve Damat yanımıza gelip benimle fotoğraf çektirmek istedi.
Ne de olsa ilk düğünüm ve ben tam 1 beyefendi gibi davrandım. Masadan kalkmadım bile. Kendimi oyalayacak bir şeyler buldum. Zaten masadan kalktığımda tamamen kalkmış olduk, düğünün keyfini diğerleri çıkardı, biz annişkoyla uyumaya gittik.
3.GÜN (ANNELER GÜNÜ)
İyi ki annişkomu doğurmuş ananem, annişkom da beni doğurmuş. Anneler günün kutlu olsun canım annişkom.
Umarım babişkoyla ortak hazırladığımız süpriz hediyemizi beğenmişsindir.
ANNENİN NOTU: CANIM OĞLUM, UZAY'IM HAYATIMA GİRDİĞİN GÜNDEN BERİ BANA HERGÜN ANNELER GÜNÜ. SENİ ÇOK SEVİYORUM.
Bugün anneler günü olmasının yanı sıra Fenerbahçenin maçı da var. Malum Şampiyon belirlenecek gibi 1 şey. Asıl benim doğum günüm de belli olacak, kutlamalara o gün başlayacağız ama babişko her zamanki gibi hazır.Formaları üşenmemiş taşımış buralara.
eee Bodrum'da da yandaş çok. Arkadaşım, abim Arda da giydi geldi formasını. Levent amcanın forması bulunamadı!!!!!!! Acaba Makbule teyzenin 1 azizliğimi oldu orada????
Futbol muhabbetinden sonra soluğu yine denizde aldık. Düğün yapılmış, anneler günü kutlanmış, artık rahatlamak lazım diye, diktim kafaya bardağı.
Biranın yanında en güzel patates gitmez mi?
Bira, patates derken göbek şişti, mayo biraz sıktı. Zaten 1 alışamadım şu mayoya. Bezde takım taklavat derli toplu duruyor, mayo bol, sözde içine astar koymuşlar ama aşağıda herkes 1 yerde.
lastikte sıkınca çaktırmadan kaşıyayım dedim ama yakalanmışız.
tam o sırada birisi sehpayı isteyince, ee bende centilmen 1 beyefendi olarak sehpayı kaldırmak için kucaklayınca, olan oldu çatal(aslında bu pek çatal değil, olduğu gibi yemek takımı) göründü.
hemen toparlanıp, dedemle oyunlara başladım. yaklaşık 82. kova suyu denizden getiren dedem arkadaşım Boran'ı görünce eminim benden çok sevindi. Boran'ı yazdan beri görmüyordum, çok büyümüş, çok mutlu oldum.
Mutluluğumu onu öperek dile getirdim.
O da benim gibi yerinde duramıyor, illa denize gidecekmiş annesi pek rahat edemedi.
Birbirimize sarılıp, yazın görüşmek, tüm plajı birbirine katmak üzere anlaşıp, ayrıldık. Tabi tüm gün denizde yorulunca da dönüş yolunda önce Sultan'ın sonrada Çaatay'ın kucağında uyuyakaldım.
4.GÜN [Herkes gitti:( ]
Akşam dayımlar, sabah da babişkom gitti. Ne güzeldi hep beraberdik.Hımf. Ama şu kısacık ömür herşeye üzülmeye değer mi? Attım kendimi denize üzüntüden.
Dünkü bira ve patatesler hala göbekte.Sanırım 2. gündü. denizde oynarken 1 düştüm kafa üstü. Hemen çıkamadım, annemde tutuldu kaldı çıkarmadı beni sudan neredeyse boğuluyordum. Sanırım o yüzden suya pek giresim olmadı:(
E 1 de son gün ya, ananemle biraz vakit geçirmek istedim. Anane-torun deniz kenarında oturduk, sohbet ettik. Önümüzdeki hafta kutlanacak doğum günümle ilgili konuştuk.
Bodrum'un daracık ara sokaklarından yürüdük, gitmeden Tül-Tül'le Cengiz'i de görmek istedim.
Cengiz dedemlerin orası küçük 1 hayvanat bahçesi. 3 tane köpek, kedi, kuş ne ararsan var. ben de Cengiz'in kucağında Roxy'le filan oynadım. ordan Neneyle, Ninoya. herkesi gördüm.
İyi evlendiniz Oya teyze-Koray abi sayenizde tüm aile bir araya geldi. Umarım sonsuza dek mutlu yaşar, en kısa zamanda da bana 1 kuzen yaparsınız.
Her güzel şey gibi bu kısa tatil de bitti, elimizde bu aile fotoğrafı kaldı. Önümüzdeki hafta aynı ekip doğum günümde Ankara'da ama keşke her hafta 1 düğün, doğum günü olsa da hep bir arada olsak:)
Blog Widget by LinkWithin