büyüyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyüyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2012 Pazartesi

BEN BÜYÜDÜM - AZİZ ALLAH- GÜLME KOMŞUNA

Alın işte bu büyüdüğümün resmidir.Bu berber dükkanı çoğu zaman benim ağlamalarımla çınlardı, hatta son seferinde yine bu koltuğa oturmuş, ama fotoğraf çektirdikten sonra yine ortalığı birbirine katmıştım. bu sefer sonuna kadar dayandım, dayanmakla kalmayıp saçlarımın kurutulmasına bile izin verdim. tabii bunda i-pod, i-phone ve PSP'nin de payı olmadı değil ama...
alın duyduklarınıza inanamıyorsanız, gözlerinize inanın. Ben BÜYÜDÜM. (ANNEDEN:Bu arada Uzay, yumurta, zeytin vb. şeyler yemiyor, herseferinde de "büyüyünce yiicem" diyor. "oğlum artık büyüdün madem yarın yumurta yapalım" deyince de "daha o kadar büyümedim canım, tavana deyince yiiicem onları" deyiveriyor.)




AZİZ ALLAH


Evimize kadar gelen ezan sesleri sayesinde Tü-Tü daha küçükken bana öğretmişti, ezan okunurken Aziz Allah demeyi, amim demeyi. Son bir kaç aydır da sürekli camiye gitmek istiyordum. (okulda ülkeler ve o ülkelere has şeylerle ilgili bir çalışma yapıyorlar, Türkiye, İstanbul, camiler filan mı işlendi ne oldu anlamadım aynı istek Zeynep'de de varmış) Daha yürümeyi öğrenmeden annişkolarla gittiğim yurtdışı gezilerinde pek çok kilise gördüm , hele en son almanya seyahatimizde, evin tam karşısındaki kilise ve çanlar beni çok etkilemiş, gelince Tü-Tü'ye anlatmıştım.


Türkiye'ye dönünce babişkomda beni ilk fırsatta camiye götürdü. Hemde mehşur Kocatepe camisine.


içerisi komacandı.


tabii komacan avizeler de vardı.


saklambaç bile oynadık.








koştum durdum




dışarıda da babişkoyla geçen güzel günü fotoğraflattık.



GÜLME KOMŞUNA GELİR BAŞINA


ANNEDEN; birkaç hafta önce arkadaşım Gaye ile oğlanları konuşuyorduk. Arhan Uzay'dan 3 ay büyük. "Pepe'ye bayılıyor, evin içinde Hüdayda söyleyip, göbek atıyor" dediğinde "yuh Ankara'lı tabii, kıro" demiştim. Bizimki yılbaşı üstü , noel şarkılarını İngilizce söylüyor, Little Einsteins izleyip, melodisini mırıldanıyor, en kötü Caillou'nun şarısını söylüyor diye düşünmüştüm. Ama o da ne bu sabah WhatsApp'dan Sabri bunu gönderince ne olduğumu şaşırdım. bu işe en çok Gaye gülecektir herhalde.


15 Aralık 2011 Perşembe

OGÜN COLORA TEŞEKKÜRLERİMİZLE

ANNEDEN; Uzay'la profesyonel ortamda ve şekilde fotoğraf çektirmek çok zor. Arzum arkadaşım oğlu Emirle sıkça yaparla bunu. Ailece bir fotoğraf studyosuna girip, harika fotoğraflar çektirirler. Uzay elimizde fotoğraf makinasını gördüğü anda direk poz verir, şekilden şekile girer ama studyoda işimiz zor. Amerika vizesi için çekilecek fotoğrafla ne kadar uğraştığımızı bir ben bir de fotoğrafcı biliyor.
Bunlar okulmuzun anlaşmalı olduğu Ogün Color'un çektiği fotolar, gelip okulda çektikleri için fazla cozutmamış bizimki. Çok da güzel bir gece lambası yapmışlar bu resimlerle. Teşekkür ediyor, bu harika fotoğrafları sizlerle paylaşmayı da bir borç biliyoruz:)

23 Kasım 2011 Çarşamba

İLK İNSAN

Asıl konumuz bu değildi. Uzay'ın hastalık ajandasına işlenen yeni hastalığımızdı. Tam 1 ay sonra tekrar ateşlendi Uzay. Ajnada tuttuğumuzdan artık gün hesabı yapabiliyoruz. Tam 31 gün sonra. Şu ne idüğü belirsiz virüs yapıştı yakışıklı oğluma, komşumuz Esra'ya göreyse nazar. Bilmiyorum ama 2 gündür evde Uzay. Dün akşam biraz toparlanınca resim yapmak istedi. Genelde yaptığı resimler, balık, araba , otobüs yada karalamalardı. Ama bu sefer farklı 1 şey yaptı. Bizi şaşırttı. 3 yaş çocuğu kafadan çıkan kol ve bacaklarla insan resmi yaparmış.
Bizim ki komik gövdelerin dışında bir de baksanıza babasına nasıl bıyık yapmış:)))

2 Mart 2011 Çarşamba

Pinokyo Uzay

ANNEDEN;Bugün ben yazacağım , fotoğraf da yok. Bu anlatacaklarıma benzer pekçok şey yaşıyoruz Uzay'la buara ama bu son nokta. Oğlum bir yalancı. Eee babası da D.T tarafından sahnelenen "Yalancı Aranıyor" adlı oyunun yalancısıydı, armut dibine düştü.
Dün okuldan geldim, Uzay'la yukarıda oyun odasında biraz oynadık ona süt kendime yiyecek birşeyler almak için aşağıya indim. Baktım beni çağırıyor. Sonrası şöyle gelişti.
U- anneeeeee gaaaaaal(geeeel)
D- oğlum yiyecek 1 şeyler hazırlıyorum sen gel
U- şimdi gelemem ayağım ağrıyo, sen gael.
D- bende gelemem
U- anneeeeee sana gael dedim
D- uzay şimdi gelemem dedim.
U- bak şimdi geliyorum sana vurucam
(geldi eli havada)
D- Uzay ben sana hiç vurdum mu?
U- ........
D- sen nereden çıkarıyorsun vurmayı ? Tü-Tü sana vuruyor mu?
U- Evet vuruyor
D- Nasıl vuruyor?
(ayağıyla vurma hareketi yapıyor tekme atar gibi, bir yandan da gülüyor)
D- Bak doğru söyle Tü-tü sana vuruyor mu?
U- Evet vuruyor.
D- o zaman şimdi(telefonu elime alıyorum)Tü-Tü'yü arayıp ona kızacağım
U-Arama arama
D- arayıp kızıcam, bir daha da gelmesin
U- Arama arama Tü-Tü bana hiç vurmuyo.
Şimdi Tü-Tü'den en ufak bir şüphem olsa kadın yandı, mahvederim onu ama 3 yıldır benden çok Uzay'la ve birbirlerini çok seviyorlar, 2 gün olmasa 3. gün başlıyor beyefendi Tü-Tü'yü özledim diye. e peki bu ne şimdi. Bu herif daha 3 yaş olmadan adi bir yalancı olduysa ilerideki yıllarda ne halt edicez. acilen 2.el az kullanılmış yalan makinesi aranıyor:)

Not:küçük çocuğun yalan söylemesinin aslında iyi bir şey olduğunu, bu çocuğun hayal gücünü kullanabildiğini ve genişliğinin işareti olduğunu söylemişti Pediatrist - Pediatrik Nörolog Prf.Dr.Sabiha Paktuna Keskin yani yoksa sevinmeli mi???

23 Kasım 2010 Salı

Yatağı Kaldırdık, Ben Büyüdüm

Anneden; Dün bizi arayan herkes Uzay'la konuşmak zorunda kaldı. Onun için önemli bir şey oldu, Uzay artık büyüdü. Konuştuğu herkese "biz yatağı kaldırdık, ben büyüdüm" dedi. Duyan da artık çocuk yatakta değil de ayakta, yerde filan uyuyacak sanır. Kaldırdığımız yatağının yanındaki düşmesini engelleyecek olan kenarlıklardan birisiydi. Arkadaşım Arzum bu işi Emir daha çok küçükken yaptığını, hatta çocuğun kendine güveni geliyormuş demişti.
Düşe kalka, düşmemeyei öğrenecek. İyi de benim Zavallı oğlumun zaten yataklardan pek çok kez düşmüşlüğü var. İlk düşüşü daha 3 aylıkken olmuştu, nasıl korkmuştum. Sonrası geldi, o da alışmıştı, son seferinde düştüğü yerde uyumaya devam bile etmişti. Ama sanırım olay çocuğun değil benim buna hazır olamamam. Uzay'ın büyüdüğünü kabul edememem, etmek istememem.
Dün korkulukları sökünce çok hoşuna gitti. Yatağına kendi başına çıkabildi.portatif bir korkuluk alsam diyordum, Başucundaki koltuğun yeri değişince tam oldu, ona da gerek kalmadı.Aslında sanırım en çok ben rahat edeceğim. Her hece "anne elini tutcam, anne yanağını tutcam, burnunu tutcam" diye kafamı korkuluklardan sarkıtmaktan boyun fıtığı olacaktım:) Geceyi nasıl geçirdiğimizi yazmayacağım ama yukarıdaki fotoğrafta göründüğü gibi uykuya dalan Uzay sabah kolu koltuğun üstünde, kafası arada, bacakları ise bambaşka yerlerde yatıyordu. Ama sanırım mutluydu, çünkü yatağı kaldırmıştık ve o büyümüştü:((((

15 Kasım 2010 Pazartesi

Doktor Uzay

ANNEDEN:bunu ben anlatmak istedim Uzay'ın ağzından değil. Babannemin durumu ağır, beyinkanaması, felç, yoğun bakım, düşmesi, kırığı...... her ne kadar Uzay'a yansıtmamaya çalışsak da sanırım o da anlıyor üzüntümüzü. Geçen hafta doğum günüydü ve gayet iyiydi, umarım yine iyi bir şekilde görebilir, duyabiliriz onu. Anneannemin durmu ise belli. Düşüp kalçakemiğini kırdığından beri yürüyemiyor,hatta yataktan zor kaldırıyoruz, alzheimer sebebiyle genelde güldüğümüz ama çok acı olaylar yaşıyoruz.İki yaşında çocuk ne anlar demiyor Uzay'a hissettirmeden yaşamaya çalışıyoruz bunları. Ama dün akşam Uzay'ın bize yaşatıığı sanırım duruma son noktayı koydu. Yemekten dönerken eline ıslak medil verdim, elini ağızını silsin diye. Elini, ağızını,koltuğunu, arabanın kapı kolunu, kendi oyuncak arabasını ve etrafında ne varsa sildi. Sonra bu aralar en çok kullandığı kelimeler olan "anne-baba bana bakın "dedi. Döndüğümde kimbilir nereyi siliyor olacak acaba diye düşünüyordum. sonrası aynen şöyle oldu.


Uzay: (ıslak mendili tamamen açmış, ağzına kapatmış)anne- baba bana bakın ben doktor oldum.


Sanırım ilk şoku atlatan Sabri oldu. "Oğlum büyüyünce ne olcaksın sen? " diye sordu.


Uzay:" Büyüyünce doktor olucam, iğne yapıcam, iğleştircem" dedi.


Kulaklarıma inanamadım. Annelikte 2. senem çok tecrübeli değilim bu yaştaki çocukların belki bunları yapması normaldir ama benim için, onca yıl okuyup dil bilimci olmama rağmen kelimelerle anlatamayacağım bir duygu bu, muhtemelen içinde bulunduğumuz hassas durumun da etkisi var ama....... Bunu sizlerinde görmesini istedim, araba karanlık, Uzay aynı şeyleri tekrar söylermiydi bilmiyordum ama ortaya böyle bir video çıktı. iyi seyirler




NOT: Bunları yazdıktan sonra Bursa'dan haber geldi. Doktor bayram boyunca yoğun bakımda kalması gerektiğini, bayram sonrası bazı şeylerin netleşeceğini söylemiş ama çok da umutsuz değilmiş anladığımız kadarıyla.... umarız daha da iyi haberler alacağız ha gayret babannine......

10 Ekim 2010 Pazar

bu nasıl çalışyor? İyi ki doğdun anne

Bu gün annemin doğum günü. Babişko burada olmadığı için, ben de daha çok küçük olduğum için organize olup henüz 1 kutlama yapamadık, akşama inşallah. Ama sanırım bu sabah anneme güzzel 1 doğum günü hediyesi verdim. Elimdeki oyuncağı anneme gösterip "ANNE, BU NASIL ÇALIŞIYOR?" diye sordum. Annem kulaklarına inanamadı, sanırım benden böyle 1 soru baklemiyordu. çok mutlu olduğunu hissettim. Hep böyle mutlu ol annecim ben hep seni böyle güzel şaşırtmacalarla mutlu edeceğim canım annecim.
Bu arada Tü-Tü oturmuş kara kara düşünüyordu, ona da "TÜ-TÜ ÜZÜLME , BEN SENİ ÖPEYİM" dedim, o çok mutlu oldu.
ANNE'DEN NOT: Hepimizi mutlu eden harika çocuk. Artık hayatta olmamın çok daha farklı, güzel 1 anlamı var. İyi ki doğmuşum da seni doğurmuşum. söylediğin her kelime, artıık sorduğun her soru beni öyle mutlu ediyorki... sen çok yaşa canım oğlum:)

4 Ağustos 2010 Çarşamba

güzel gün BÜYÜK HABER

Öncelikle beni özleyen herkes için kocadan 1 öpücükle başlayalım. bu gün Tü-Tü'süz geçen ilk ama güzel 1 gündü. Tü-Tü'nün 2. torunu Mert Yiğit doğdu, tabi tü-tü'de beni bırakıp onun doğumuna gitti.Bizde kendi kendimize kaldık. Güzel günün detaylarına girmeden alın size büyük haber.
Fotoğraflardan göreceğiniz üzere artık gündüzleri altım bağlanmıyor:) Çişimi söylemeye başladım. 1 Ağustos Pazar ilk denememizi yaptık. dedem bizi Yalıkavak'a götürdü. Giderken sadece 1 kez yanlış alarm verdim. O da annem o kadar çok sordu ki "çişin var mı? , çişin var mı?" diye var sandım ama yokmuş. Olsun dedem öyle güzel 1 yerde durdu ki hepimiz manzara seyrettik.
yemek yendi eve dönüş yolunda dedeme "anne kapıyı aç, çişim geldi" dedim, hem bütün hepsini
1 arada söylemiş olmam, hem de arabadan inince çişimi yapmam çığlıklar ve alkışlarla karşılandı. Sonrası malum artık gündüzleri altımı bağlamıyoruz. ama ilk defa bu gece çişimi gerçek tuvalete yaptım, genelde ağaç sulama yöntemiyle işimi hallediyordum, sürekli sulanacak 1 ağaç arıyoruz tabii çiş geldi mi. nenemin bahçesinde bellediğim 1 yer varki haftasına kalmaz ya tüm bitki örtüsü coşar, ya da hepten kurur. Büyük olana gelince henüz onu ortalığa salacak kadar rahat değilim. gelince "anne kaka geldi altımı bağla" diyerek, onları saklıyorum.Bu arada neler mi yapıyorum?
Nino olmadığı için ananem de nenemde kaldığı için, sabah kalkıp neneye gidiyoruz. Sitenin arka tarafında boş arazide ü-ürü-üoo'lar var mutlaka günde 1-2 kez onlara yemek götürüyorum, beni çok seviyorlar, iyice yanıma geliyorlar.
nenemim bahçesindeki havuz çok güzel, hergün mutlaka giriyorum denize gitsem de gitmesem de.Hatta havuzda olduğumu duyan dedem de işi gücü bırakıp yarım saatliğine bile olsa geliyor yanıma, beraber yüzüyoruz. acaip atlama stilleri geliştirdim. hepimiz çok eğleniyoruz. Bu gün de dedişkoyla havuzdayken, babişkom "hadi gidiyoruz" dedi. Nereye diye sormadım hazırlandım.
yolda Ali amca ve Biken teyzeyle buluşup Gülenay teyzemle Tarık'a(amca da kendisi böyle hitap etmemi istiyor) gittik. Sizler belki "testere necmi" yada "Benim annem 1 melek"deki Cahit olarak bilirsiniz. Ben bilmiyorum ama söylediklerine göre evde Cahit gibi oturmuş durmuş ben oyunlar oynarken:) öğleden sonra da denize gittik. Selçuk amcam, Cihan teyzem ve Iraz ablamla buluşmaya. Anlamadığım şey Selçuk amcama neden herkesin Adnan dediğiydi ama onu da çözdüm o da Aşk-ı Memnu'nun Adnan bey'i imiş. Neyse Tü-tü'de yok biraz takıldım kendi başıma, sonra baktı 4'lüyü kurup okey'e otormuş bizimkiler bende 4buçukuncu olarak dahil olddum olaya.
beni almaya gelen annem babamı bir öptü, babam şaşkınlıkla okey attı, bu işe en çok selçuk amca sevindi, havada kaptı. babam ciddi 1 oyuncu olduğu için!!!!!bizi gönderdi oradan
bende kendime yeni oyunlar oyuncaklar buldum. oynadım, yürüyüşler yaptım, kedileri takip ettim ama gün bitti, eve dönüş saati geldi.
Hep beraber 1 hatıra fotoğrafı çektirip oradan ayrıldık. Çevremizdekiler yeni Behlül'ün ben olduğu söyleyip durdu ama ben 1 şey anlamadım.
bu kadar haraketli ve kalabalık 1 günde, öğle uykusu da uyumayınca yolda yamru-yumru uyudum kaldım. Ama değerdi öğle uykusuzluğunu çok güzel 1 gün geçirdim aile dostlarımızla:)

25 Şubat 2010 Perşembe

Onsuz hayat da güzel.....

Onsuz derken neyi kastettiğimi anlamışsınızdır. Sanırım bizimkiler onun yokluğunu da fazla hissetmemem için alıp beni gezdirip duruyorlar.
Bzizm oradaki SmartPlay kapanmış çok üzüldüm, buradan smart play yetkililerine sesleniyorum bizim o tarafa 1 smart play açın>:(
Çok keyif aldım.
tepelere tırmanıp, kızlara öpücük attım.
Bindiğim arabada yanıma 1 kız oturdu. Ama pek 1 tipsizdi:( kalktım gittim başka arabaya...
bu sefer de Spiderman gelmez mi yanıma:) ha tabii bütün bunları yapabilmemin 1 sebebi var. Her akşam makarna dışında 1 şey yemeyen ben akşam tam 2 tane köfte yedim. annem sevinçten ne yapacağını şaşırdı. Herşeye izin verdi. ama uyurken insan arıyor, onsuz zor oluyor. çaresini uykuya dalarken ve arada kalktıklarımda elimi annemin göğüslerinin arasına sokup, oraları okşayarak uyumakta buldum. Neyseki oralar hala benim.......




22 Şubat 2010 Pazartesi

Mezuniyet sonrası ilkler

Lütfen herkes önce "Allah nazarlardan korusun" "maaşallah" gibi söylemlerle okumaya başlasın. Nazar değmesin diye de alın size nazarlık.

Bakın memeden mezun olduktan sonra neler oldu. Geceleri zor geçer demiştik. annemleri haksız çıkarmamak için 1-2 gece onları zorladım. Canım dayımın geçen yaz anneme yolladığı Elizabeth Pantlynin No Cry Sleep Solution "ağlamadan uyku sorunu çözümleri" adlı kitabı vardı. Anneme Mehşur Ferber yöntemi Cry It Out "Ağlat gitsin"i önerdiler ama o bana kıyamaz Pantly ve onunla aynı fikirde olan Sears'ın yöntemini uyguladı ve harika 1 gece geçirdik. Tabii şans mıydı bilemem bu gece belli olur herşey. İşte bu yüzden 1 maşallah, nazar değmez inşallah.
bu gördüğünüz benim İLK faaliyetim. Mezuniyet sonrası iyi halden:) annişkom beni tam da ihtiyacım olan Oyun Grubuyla tanıştırdı. Yeni Ufuklar Ankara'da bizim bölgede iyi bilinen 1 anaokulu, şimdi benim gibi okula başlamak için erken olduğunu düşünenler ama sosyalleşmek için, paylaşmayı ve belli düzenleri öğrenmek için de geç kalmamak gerektiğini düşünen anneler için 1 de oyun okulu açmışlar. 15-18 aydan itibaren gidilebiliyor. Geçen hafta bakmaya gitmiştik annemle, bu hafta resmen oyuna dahil oldum.
Bizim ev gibi, kocaman, oyuncaklarla dolu 1 yer. Tabii bir çok da çocuk var benim gibi. Azra arkadaşım bize geliyor, oyun oynuyoruz ama bu daha farklı.Azra gibi bissürü arkadaşım olacak.
İlk gün hazırlıksız gittik, bir dahaki sefere ayrıntılı bilgiyi alırsınız. artık pazartesi sabahları oradayım:)
Neler mi yaptım orada? Oyunlar oynadım, oynarken arkadaşımı, sıramı beklemeyi öğrendim,
Dans ettim, hayvanları taklit ettim. Ve tabii bir de yukarıda gödüğünüz faaliyeti yaptım.
Aşağıdaki resimde oradaki güler yüzlü ablalar yada öğretmenlerimden birinin elinden faaliyetimi alırken:)
Zaman nasıl geçti anlamadım. Annem "1 saatliğine gidiyoruz, sıkılırsan daha erken çıkarız" demişti ama ben 2 saatin nasıl geçtiğini bile anlamadım. Arkadaşlarım öğlen yemeğine inerken annemde aşağıda beni bekliyordu.
Yemekle ilgili sorunları henüz çözemediğimiz için yemeğe kalmadım ama bakarsınız yakında orada ben de herşeyi yemeye başlarım. Neyse eve geldiğimizde hem çorba, hem pilav yedim ama:) İşte 1 maşallah, nazar değmesin de bunu için lütfen.
Benim mezuniyetim fena gitmiyor ama anneme emeklilik kötü koydu. Onun durumu benden kötü sanırım. Neyse Tanrı yardımcısı olsun. Zor tabii onun için:)

20 Şubat 2010 Cumartesi

Uzay Mezun Oluyor. (Hazırlıksız yakalandım) [Kara Cuma]

UZAY: Kızgın bakışımdan ve tam 3 başlıktan birşeyler olduğunu anlamışsınızdır. Bana göre her Cuma gibi sıradan bir Cumaydı, ama başıma gelecekleri nereden bilebilirdim ki? Annemin okuldan gelme saatinde önce babam geldi.Tütü'yü geçirmeye gittik. Eve döndüğümüzde annem evdeydi ama havada 1 gariplik kokusu alıyordum. Bütün gün memesiz geçen saatlerin özlemiyle memeye saldırdım. Annemse beni kucağına alıp neremin ağrıdığını sordu. Çenemi tutup, dişimi gösterdim. O bana "benim de memem ağrıyo uff oldu" dedi. İnanmadım, gösterdi. Sonrasını o anlatsın, ben araya girerim.
DOLUNAY: Benim için hergünden daha zor bir gündü, çünkü dün gece Uzay'ın en uzun uykusu 40 dk. idi. Gece boyunca sabaha kadar odalar arası gidip gelmek, 15 dk. bir Uzay'ın memede uyuyup, yatağa yattıktan sonra 20 dk. içinde tekrar uyanması, tam 21 aydır süre gelen gece uykusuzluğu problem ve sıkıntılarımı doruk noktasına ulaştırdı. Her geceyi hemen hemen böyle geçirip, ertesi gün işe gitmek, dönünce aynı şeylere tekrar devam etmek sanırım beni çok yordu.Sevgili arkadaşımız İpek ve Sabri'nin yardım ve desteği ile Uzay'ı memeden kesmeye karar verdim. Kararı verdiğimde 1 şeyi farkettim sanırım bu işlem Uzay kadar, hatta daha fazla beni zorlayacaktı. Çocuk sevmeyen, güzelliğine, ölçülerine dikkat eden ben tam 21 aydır, keçi memesine döneceğini bildiğim halde bu kızgın bakan yakışıklıyı gece-gündüz, ev-sokak demeden her istediği yerde, her istediği an emzirdim.Beni her nekadar çok yorsa da aslında bu sadece UZAYve BEN'im paylaştığımız çok özel anlardı. Yeni anneler için en zor 2 an, doğum(bebeğin bedenimizden ayrılması) ve memeden kesmekmiş. Doğumu pek anlayamadım, büyük oğlum dediğim Scooby'nin kaybı dolayısıyla yaşadığım acı Uzay'ın gelişi ile son bulmuştu ama bu sefer gerçekten çok zor olacak. Babamıza burada çok iş düşüyor sanırım. Aslında benim akıllı oğlum beni hiç üzmedi. "benim de memem ağrıyor, off oldu" dedikten sonra eliyle ittirip, beni öpüp, hiç 1 şey olmamış gibi oyun oynamaya devam etti. Yatma saatine kadar "meme" dedğinde "uff oldu" dediğimde hiç uzatmadı. Açıkçası ben bunu beklemiyordum. Gece biraz zor geçti ama o da olması gerekendi sanırım ne de olsa Uzay neredeyse bir BAĞIMLIydı. Bu gün 2. gün gündüz hiç sorun yapmıyor, ben de yapmamaya çalışıyorum ama sanırım happy end'lere alışkın olan ben için bu çok zor olacak. Artık memeyi emerken gözlerimin içine bakmayacak, göz kırpma oyunları oynayamayacağız, kafamı sağa sola ittiremeyecek, gece yarısı ter içinde yatağından alıp sıcacık, yumuşacık göğsümde uyumayacak...... İşte bu kadar zor ama buna da 1 dur demek lazım ki yemek yesin, uyusun büyüsün. Benim oğlum bunun kolay atlatır, darısı başıma....
UZAY: Evet durum bu. Gece yarıları uyanınca çok zor oluyor, çok ağlıyorum ama 1-2 gün içinde bunu da atlatırım elbet. Bu birkaç gün bu olayın şokuyla geçer herhalde, bizden pek 1 şey beklemeyin. En kısa zamanda güzel haberlerle görüşmek üzere.


24 Ocak 2010 Pazar

kış ortası Bodrum

Yaz kış dinlemeden yine Bodrum'dayız.Annişkoyla Bodrum kalesini aldık arkamıza, babişko Ankara'da kar soğukla boğuşurken biz keyif yapıyoruz.
bize göre hava süper.Tabii kış ama en azından güneşi ve ılık. Ama dedem Bodrum'lu olmuş, kafayı mafayı örttü çıktı dışarı.
koştum durdum deniz kenarında tabii ki bizimkilerde peşimden:)
Eve gelmek istemedim, ama güneş batınca ortalık serinliyor.
Evde de bol bol oyun oynadım, ben gelmeden her seferinde değişik değişik oyuncaklar alıyor bizimkiler. bu sefer Legolarn kule yaptım, benim boyumu geçti.
Arkama doğduğum günden beri seçilen fotoğraflarımdan oluşan paravanı da alıp, elmamı yedim.
Tek eksik babam o da burda olsa daha can ne ister:(
Neyse beni özleyen babam ve herkes için seyredin bakın taşları nasıl fırlatıp, ellerimi nasıl temizliyorum

20 Aralık 2009 Pazar

Nerden Nereye

Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Muhtemelen aşağıdaki linklerin birinde hemen alttaki fotoğrafla ilgili yazıyı bulacaksınız ama ben hatırlatma amaçlı koymak istedim. Geçen sene yılbaşı hazırlıkları 23 Aralık'ta başlamış. bu sene biraz daha erkenciydik.
Geçen sene henüz emekleme çalışmalarında olan ben bu sene kendi odama kurulan ağacı süsleme işlerinde bizzat yardımcı oldum. Ne kadar büyümüşüm değil mi?
Yaramaz annem hareketsiz duramadığı için belli olmuyor ama süsleme bitince keyifle poz verdik.
Artık iyileştiğim için davetleri kabul etmeye başladık. zaten Yağmur'da hastalığı önceden geçirmişti. Ben Pilav yiyorum diye Beliz teyzem hamsili pilavlar yapmış, belki özenir yerim diye Ünsal amca'da mezgitleri 1 yaptı ki sormayın ama ben yine düdük makarnamla yetindim.
Eve dönerken "yayuu"yağıyordu, kapının önünü öyle yayuu sularıyla bırakıp yatamazdım. Aldım elime çek-çeki suları temizleyip öyle yattım.
Bu arada tek büyüyen ben değilim Babannem'de büyüyor.
Dün gece bizde ufak 1 kutlama yaptık. maytap dedikleri şey patır patır ışıklar çıkarıyor. Şöminedeki ateşe alışmıştım da, bu beni şaşırttı. Zaten baksanıza herkes kameraya bakarken ben maytapta kalmışım.
Herneyse "iyi ki doğdun "bababannecim.



11 Aralık 2009 Cuma

GEÇMEDİ ŞU HASTALIK

Ben iyileşemeden bu sefer de babam hasta olmasın mı. Ne yapacağımızı şaşırdık.Bugün tam 2 hafta oldu. Dile kolay 14 gündür terketmedi beni hastalık belası. Son yazımızda ateşi hallettik demiştik. neyseki o sorunu çözebildik. Ama bu sefer ishal başladı. Zaten şu g..tümün hiç arası yok. ya kabız taş gibi, ya ishal olduk su gibi. Yemek yemiyorum, hiç birşey içmiyorum, sadece anne sütü. Allahtan annem hep yanımda yoksa ne olurdum acaba?
Geceleri bu şekilde sızıyorum artık, ta ki öksürük krizi gelene kadar. başlıyorum 1 öksürmeye neredeyse kusacağım uyku muyku kalmıyor tabii.
Hal böyleyken de sabah uykumu alamamış 1 şekilde uyanıyorum, mutsuz.
Gün içinde halsiz oturuyorum bazen,
anneme dil çıkarıp oyun yapıyorum.
resim yapıyorum bol bol. Mesela ilk resim de "nööö(inek)" yaptım 2. resimde "hauv". Gülmeyin bu da benim hayal dünyam.
15 gündür sürekli ilaç, şurup içiyorum. Şurupların bir kısmı iyi de ilaç suda ezilip yutulması lazım ya, çok acı tadı. Annem de bazı şurupları ve ilacı şırıngayla boğazıma basıveriyor. 2 -3 gün oldu ilaç biteli alışmışım şırınga basılsın ağzıma, alıyorum şırıngayı kendi işimi kendim görüyorum.
Tabii biraz efor sarfedince yorulup atıveriyorum kendimi yere.
Biraz enerji toplayıp, kalkıp ayağa, başlıyorum annişkoyla saklanbaça.
sonra yine uykum geliyo. bu arada fotoğrafta da görüyorsunuzdur azı dişimi.hastalık içinde tam 3 tane de diş çıkardım 1 onlar eksikmiş gibi. Bu durumu bilen Didem teyzem uğradı, İpek arabada uyuyormuş onu göremedim, bana oyuncaklar getirmişler.
Acaip güzel bir puzzle. Hepsi bildiğim, tanıdığım hayvanlar.
hem yaptım, hem seslerini çıkardım durdum. Ama açıkcası bu aralar esas favorim "aaba"yla daha çok oynadım Aabanın içinde 1 kız(sanırım İpek) 1de hauv var. Kızın tepesinden bastırıyorsun elini çekince kız alıp başını gidiyor. Hep oyun, olacak hali yok ya. Yemek yemediğimi söylemiştim. Annem mutfakta , yemekle ilgili şeylerle olursam yerim diye mi düşündü,
yoksa akşam yemekte beni yemeğimi düşündü bilmem. Bu arada annem ben sadece emiyorum diye ne bulsa süt yapar ayağına yiyiyor, tam 3,5 kilo aldı bu arada. Ama yüzüne baksanız 5 kilo vermiş gibi çöktü kadıncağız. Eee kolay mı günlerdir hasta bakıyor, uyumuyor, şimdi 1de babamın hastalığı:(
Akşam olunca, babam 1 yere, ben 1yere devrilip kalıyoruz, kendimizce yattığımız yerden yime saklanbaç oynuyoruz. sonra da sızıp kalıyoruz zaten 1 sonraki öksürük krizine kadar:(
Bugün ben biraz daha iyiyim, babam biraz daha kötü ama yeni 1 şey öğrendim. Özlediğim insalara olan özlemimi ifade etme yolu. babam soruyor "Ananeni, dedeni ne kadar özledin?"
cevap "İşte bu kadar"(siz fotoğrafa bakın)
Blog Widget by LinkWithin