29 Aralık 2008 Pazartesi

Bitti dönüyorum :(

Bir rüya gibiydi bodrum. 20 günden fazla kaldım ama sanki
uyudum ....
uyandım , tatil bitti ve ben yine
uçaktayım ama bu sefer farkındaysanız son derece rahatım hatta ne yesek diye menüye filan bakıyorum. uçuş iyiydi ama....
ankaraya 1 indik ki o ne soğuk yahu. Sanki Sibirya ya geldik.
dışarı kazaksız çıkılmıyo burda ama ne yapalım burası da benim evim.........




26 Aralık 2008 Cuma

UZAY Kaşifi

herşey 1 sabah annişkomun, Arzum teyzemin Emir abim için hazırladığı siteye bakmasıyla başladı. O da neydi? Emir abime meslekler tanıtılırken astronot için acaip 1 oyuncak almışlar. Annemde acaip kıskandı hani benim adım UZAY bu konular hep benimle ilgili ya. Neyseki şanslıymışız hemen ertesi gün annem UZAY KAŞİFİ diye 1 oyuncak gördü.
Emir abiminkine benzemiyor ama dans ediyor, disk fırlatıyor, konuşuyor tam UZAY KAŞİFİ. Tabii annem yemedi içmedi bana bu oyuncağı aldı hemen,

aman bir eğlendik bir eğlendik. Annişkomun resim çekmesine izin vermedi ama asıl eğlenen sanırım babamdı.

keyifli olmak lazım

Bodrum bitiyor üzülüyorum ama burada ki günlerinde tadını çıkarmam gerektiğine karar verdim bakın belli olmuyor mu? Bunun için de önce....
babamla oturup, konuştum buradaki günlerimi çok güzel ve eğlenceli geçirmem lazım dedim.
Babam hemen başladı komikliklere. Böyle 1 adamın oğlu olduğum için çok şanslıyım. Sizin babanız da böyle yapabilir mi?
Babam spor yapar sabahları. "Oğlum sen de yap" dedi. Ben de deniz kenarında kültür-fizik hareketlerine başladım. (T-shirtümde "here comes Mr.Noisy. 24 hours in stereo" filan yazıyo ama bakmayın siz yazanlara sakin mizaçlı 1 çocuğum ben. Konuşmaya başlayıncaki kısmını bilemem. Malum bizim ailede kimse çok konuşmaz!!!!!!!!!)
Sonra Berk abimle sohbet ettik biraz. Ona benzemek istediğimi söyledim.Çok sosyal 1 abi, hemem her yerde arkadaş buluyo, oyunlar oynuyo, kendi kendine bile sıkılmadan vakit geçiriyo filan...
Sonra "haydi şimdi bütün eller havaya" misali havaya girip şarkılar söyledim kendimce...
Deniz kenarına gittim bol bol bizimkilerle temiz hava aldım...(bu günü hiç unutmam, Berk abim bakmaya gitmiştim annemle parka, annemin elleri ıslandı. O da ananeme kızdı "çocuğu ıslak yere oturtuyor" diye sonra elini 1 kokladı ki..... Sormayın gitsin. Beyleri orda bırakıp eve zor yetiştik. O neydi yahu? hepsi benden mi çıktı bunların)
Fotoğraf makinasını görünce pozlar verdim..
Bol bol oyuncaklarımla oyunlar oynadım....
Banyodan sonra saçlarımı komik tarayıp, şarkılar söyledim.....
Bütün bunların yorgunluğuyla pijamamı giyip yattım ve.......
Bodrumdaki her anının keyfini çıkarmış 1 çocuk olarak neşeyle uyandım.











24 Aralık 2008 Çarşamba

bodrum bitiyor

Bu aralar pek bir düşünceliyim. bayram bitti. bizim Bodrum seyehati de bitiyor.
beni bu kadar derin düşüncelere iten ne biliyor musunuz?
Ananemle gittiğim gezmeleri,
dedişkomla oynadığım oyunları çok özleyecek olmam. Hımff. Şimdiden mutsuz olmamalıyım. Kalan günlerimi iyi değerlendirmeliyim


Bodrumda Bayram

Öncelikle herkese iyi bayramlar....Ben çok sevgi dolu 1 çocuğum galiba. Bayramlarıda çok seviyorum.
Yeni ciciler giyip misafirliğe gitmeyi ya da bize gelmelerini (çünkü her halukarda ben bayram harçlığımı alıyorum)
Bayram harçlığını ve hediyeleri cebe atmayı seviyorum. Ama en çok
sevdiğim insanlarla bir arada olmayı seviyorum galiba. [keşke tüm sevdiklerim yanımda olabilse ama öyle 1 şey yoktur herhalde :( ]




bodrumda hayat oh ne rahat

suratımdan belli değil mi? Mutlu, rahat oluşum. Bodrum'u seviyorum. Ekmek elden su gölden derler ya Bodrum da böyle işte.
Mama ananeden,
su dededen.
Kucaktan inilmiyor. Bir babamın,
bir annemin. En güzeli yemekler genelde dışarıda yeniyor. kasım sonu olmasın rağmen
deniz kenarında yiyorum en az bir kaç öğünü. bu arada
görüyorsunuz "purfff" yapmayı da öğrendim. En güzelide purf yaptıktan sonra
hayır yanılıyorsunuz benim suratımın bu hali değil. Annemin hali :)







23 Aralık 2008 Salı

UZAY uçakta 21 kasım 08

yine yollardayım. Bu sefer adıma yakışır şekilde uçarak gidiyorum. İlk defa olacağı için çok heycanlıyım. Bindik hareket etmeden bütün bebekler çocuklar ağlamaya başladı. Önce annişkomun kucağına oturdum. Uçak kalktı. ya ben 38 günlükten beri yollardayım uçmak bana vız geldi tırıs gitti,
atladım babamın kucağına aldım elime oyuncağımı. Anlayamadım bu bebeler niye ağlar. Fiuv kalktık fiuv indik. Çok hoşuma gitti. Tabii 1 de havaalanında ananemle dedem beni ellerinde "PONTİK" UZAY ÖZMENER yazılı 1 pankartla karşılayınca değmeyin keyfime oldu.

oturuyorum 18 kasım 08

olayların sıralaması şöyle oldu. 18 Kasım gecesi bizimkiler beni bırakıp dışarı çıktılar. Yokluklarından istifade biraz çalışıp süpriz yapayım tek başıma oturayım dedim. ve ilk olarak yattığım yerden doğrulmaya çalışarak başladım
becerdim ama sağa sola hafif yalpalıyordum ki...
tek başıma oturabildiğimi farkettim. Tabiii hemen havaya girip poz bile verdim. (Pijamalarımın ve koca göbeğimin kusuruna bakmayın)
Baktım ellerim havada bile oturuyorum
dedim ki; "şaşkın şaşkın bakmayın BEN TEK BAŞIMA OTURUYORUM"
Hatta tek ayağımı tutup kaldırabiliyorum
Araba koltuğuna ( bu arada Makbule teyze ve Arda abiye teşekkür beni Bodrumda araba koltuksuz bırakmadılar)
gittiğimiz her yerde her çeşit mama sandalyesine hatta
görüyorsunuz, hostesler izin verse uçakta bile (biraz kaymış olsam da zeminden kaynaklı benden değil) oturabiliyorum








20 Aralık 2008 Cumartesi

parmaklar

Anne memesinden sonra en tatlı şeydir insanın kendi parmağı herhalde. İyi tarafı istediğin an emrine amade
yemekten önce ve hemen sonra (hazmı kolaylaştırır:))
Tv seyrederken, misafirlikte sana ikram edecek 1 şey bulamadıklarında bile yanında
her birinin tadı ayrı
uykuya dalarken ve hatta
uyurken. istersen

hepsini bile sokabilirsin ağzına. Bebekler niye emzik emer ki kendi parmakları dururken....
Blog Widget by LinkWithin