evimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2010 Salı

ANANE DEDE GELDİ , NE GETİRDİ?

Haftasonum çok güzel geçti. Ananemle dedem geldi. Çok eğlendim. sanırım dedem yine benimle koşup oynarken taş yada kum döktü ağrısı çoktu. Ama hastanelerde dünya para verip taş kırdıracağına benimle hoplaya ,zıplaya yaptı bu işi, çok keyifli oldu:)
Başlıkta ne getirdiler dedim ya, hediyeler, aldıkları dışında kar getirdiler kar. Bu yılın ilk karı yağdı.Bir gün önce haberlerden karın yağacağını duyan annem bana eldiven bere almak istedi. ama ben dükkana girmek istemedim, ağladım aldırmadım. Sabah kalktım heryer kar, "karla oynayıp, kardamadam yapmak istiyorum" diye haykırınca annem"dün ağladın, eldiven aldırmadın, bugün karda oynayamazsın" dedi, yıkıldım. Hemen ananeme koşup " ananecim, ben dün ağladım, eldiven aldırmadım, bugun karda oynayamam" deyince ananem soluğu alşıveriş merkezinde aldı, sabahın köründe mağazaları kendisi açıp, tek tek tamamladı eksiklerimi.
ve ben bu kardan adamı yaptım. Tabii ki tek başıma değil.
Tü-tü'yle beni bahçede gören Elif ve Erkan abimde geldi. Ortak çalışma yaptık.
Sonradan ben boyu boyuma uygun 1 tane daha yaptım. (ve sanırım şifayı o zaman kaptım. Şimdi hasta yatıyorum)
İçeri girince elma yanak, kiraz dudak olmuşum, yerim onları deyince ananem, işi kolaylaşsın diye hazırladım dudaklarla yanakları.
Akşama da hazırlandım dışarı çıkmaya, kar yıldıramadı beni. ama sonrasında bugün 2. gün hasta, ateşli yatıyorum.En kısa zamanda iyileşme haberlerimde karşınızda olmak üzere hoşçakalın:)

20 Haziran 2010 Pazar

Bakarsan Bağ olur Bakmazsan Dağ.....

Başlıkdaki sözü atalarımız boşuna söylememiş. Bizimde bahçemizde meyve ağaçları var. Dut, elma,ceviz,kayısı,kiraz,şeftali,badem. Bu ara dut sezonu daha önce de görmüştünüz yerken. Bende bu meyveler olsun, yetişsin de yiyeyim diye elimden geleni yapıyorum.
meyve ağaçlarının sulanması işiyle bizzat kendim ilgileniyorum gördüğünüz üzere. Ve yetişen dutları da nasıl yiyiyorum. Bu arada sanırım sitedeki videolarla ilgili sıkıntı var. izlemeniziistediğim videoları ne yazık ki yükleyemedim, ama aklımda tekrar deneyeceğim.

8 Haziran 2010 Salı

ankara'nın yağmurunda 1 mezuniyet

Bugün mezuniyet vardı, Panora'da, ben de gidecektim yakışıklı giyinip ne oldu o sabah yağan yayur yüzünden oldu. Elma kadar büyük dolular yağdı, bırakın beni annişkom bile hayatında ilk defa görmüş böylesini. Sonuçta Mezuniyete gidemedim, hava koşullarından dolayı okulda yapıldı ve orada beni zaptedemeyeceklerini düşündükleri için gidemedim. Kim mi mezun oldu? Ozan abim.
Asker traşına bakmayın, üniversiteden mezun olup askere gitmiyor, liseden mezun oluyor. Anneme göre bu gerçekten inanılmaz çünkü annem Ozan abimle tanıştığında, Ozan abim benden bile küçükmüş, tam 6 aylıkmış. Zaman ne çabuk geçmiş de Ozan abim mezun oluyormuş. daha dün gibiymiş ozan abim biraz ayaklanıp, konuşmaya başlayınca , büyüyünce annemle evleneceğini söylermiş. Ama yanındaki kız arkadaşlarına bakılırsa annemin artık hiç şansı yok.Annem onlara gittiğinde "hadi yatalım" diye başlarmış anneme, sonrada "üstündekileri çıkar" dermiş. Babam onları çok kez yatakta , yarı çıplak, kıyafetleri sokak kapısından yatağa kadar parça parça halde yakalamış!!!!. Eeee peki ne çabuk geçmiş günler de Ozan abim liseyi bile bitirmiş.
ozan abimin kazasız belasız lise mezuniyetine en çok babannenem sevinmiş olmalı ki o da kepi fırlatmış.
Ozan abimin bu mezuniyeti bana acaip gaz verdi. Bu hafta beni okula babam götürdü, hiç ağlamadım, hemen havaya girdim güzel faaliyetler yaptım. annem almaya geldiğinde de olanları anlatmaya çalıştım. " okul aakadaş", "kızş üüüüüü". "arkadaşlarım var okulda, kızlardan biri de ağladı" diye, anlamıştır herhalde.
Yağmur sadece Ozan abimin mezuniyeti günüyle kalmadı, yağdı, yağdı. Ben de ananemle annişkomun yeni aldığı etiketi bile çıkmamış çizmelerimle daldım çamurlu sulara.
çok keyifli oldu. çizmeler biraz ayağıma büyük olduğu için nasıl yürüdüğüme dikkat edin.

şiddetle tavsiye edilir. Yağmur, fırtına bahçemizdeki dutları da dökmüş, Tü-Tü'de hemen toplamış.Afiyetle yedim. Ama bakın annem sorunca nasıl da beğenmemiş ayağına yattım:)

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Bahçelere Yaz Geldi.

bu resme bakınca artık Ankara'ya bile yaz geldiğini anlamışsınızdır herhalde. Bizim bahçeye tam geldi. Sıcaklar iyice bastırınca öğleden sonra, bizimkiler dolduruyor küçük havuzumu, içine girmiyorum ama girsem ancak bu kadar ıslanırım sanırım. Hal böyleyken annişkomda soyuyor beni çırılçılpak. Oooh sonrası dal...aşak dolaşıyorum bahçede. babama poz veriyorum. Annem sağolsun sansürlemiş ama aşağıdaki videoda mal meydanda. Olsun canım yiğidin malı da meydan da değil midir zaten???
Bu arada şunu öğrendim, çıplak popoyla file oturursan, popon file yapışır:) tabii bir de o esnada işersen tam olur. Umarım RTÜK bu siteye bakmıyordur, yoksa cezayı alır bir de kapatırlar. Ama böyle de pek rahat yahu:)

17 Nisan 2010 Cumartesi

Hastalığın Nimetleri

Hasta olmak tabii ki zevkli 1 şey değil ama ufak da olsa nimetleri var.
1- annem hastayım diye hiçbirşeyime kızmıyor.(sanıyorum 2 yaş sendromu etkisi de var) istediklerim olsun istiyoum ve annem inanılmaz 1 sabır örneği göstererek kah istediklerimi yapıyor kah beni kandırıp kendi bildiğini okuyor, Ama gördüğünüz gibi oyun odamı dağıtmama hiç 1 şey dememiş. Öyle dağılmış ki (bu sadecesizin görebildiğiniz kısmı) fotoğrafta eminim beni bulmakta zorluk çekeceksiniz.
2- Kullandığım ağır bir ilaç ama ateş mateş yine uyku yok adam gibi. Aslında bana biraz var da anneme yok. Geceleri inleyerek uyuyabildiğim ve sık sık "anni" diye seslendiğim için annem başucumdaki koltukta oturuyor bütün gece, gözümü ne zaman açsam orada. Bazen bakıyorum koltukta uyuyakalmış, kıyamıyorum uyandırmaya bende devam ediyorum uyumaya. Ama ne zaman "anni" desem "süt" desem hemencecik orada.beklemek yok:) hem istersem sıcacık kucakta anında hazır, hemde öpüle koklana:)
3- Uzun süredir görmediğimiz dostlarımız ziyarete geliyor. Emir abim en son Ocak 2009'da gelmişti ziyarete ben hiç gidemedim onlara. Hastayım diye beni merak etmiş, yeni bisikletini de kapmış gelmiş.Bu arada bana ciciler de getirmiş. Beraber bisiklete bindik, bahçede oyunlar oynadık. Çok mutlu oldum. Bana da moral oldu. hastalığın olumlu yanları olduğunu da gördüm de yine de artık 3 gün oldu bitse artık şu ateş, öksürük vb. de şu ilaç işe yarıyor mu, gerçekten deliksiz uyku oluyor mu 1 görsek.

5 Şubat 2010 Cuma

Ankara'da rutin hayat

Bodrum tatili de sefası da çabuk bitti. Ankara'ya döner dönmez günlük işlere koyulduk tabii. Hala anne sütü alarak, geceleri "memmee" diye uyanarak annemin canına okuduğum için gündüzleri bari biraz yardımcı olayım diyorum. Klasik ev işleri. Ananem iyiki almış su makineyi dip köşe temizledik evi.

Akşam yemekten sonra da yeni bulaşıklara yer açmak için beraber boşalttık bulaşık makinasını.

Eee bayanlar hep beylerden şikayet eder, hiç 1 işe yardım etmiyorlar, ortalığı dağıtıyorlar...... gibi. o adamları yetiştirenlerde siz bayanlar değil misiniz? Sanırım annem bu düşünceden yola çıkarak bu tarz işlere yardım etmeme sorunsuzca izin veriyor. dayım bu işten pek memnun değil ama ne yapalım, genlerden gelenleri de unutmamak lazım:)

12 Ocak 2010 Salı

Oyun

Ankara çook soğuk, yayuu yağıyor evde ne kadar da olsa sıkılıyorum. Pazartesi annem, babam evdeydi. babam kamerayı eline alıp kameramanlık yaptı. canım dayım süper 1 Cd göndermiş arabada syretmem için babamla onu seyrettik biraz babam benden çok eğlendi.
Ben de onu yaptığı kayıtları izlerken güldüm.
Evde sıkılıyorum demiştim ya parka marka gidilmiyor hem soğuk hem çamur. Annişkom hemen çözüm buldu.
Berk abimden bana kalan park ekipmanlarımı bahçede gördükçe "aç" -"paaka" diye bağrınıp durduğumdan, annem onu oyun odasına çıkaralım dedi. Babam epey 1 söylendi önce.
ama benim mutluluğumu görünce, anneme dönüp "bak Dolly, 1 de çıkarmayalım diyordun, ne kadar mutlu oldu çocuk" demez mi. Pes yani babişko.
Hatta babamı bu da kesmedi "acaba salıncağı çıkarsak burada nereye asabiliriz?" diye düşünmeye başladı.
Bu arada burnum su gibi akmaya başladı, 1 yandan da hapşurmaya başladım. Akşam da biraz ateş. "Neren ağrıyor Uzay?" dediklerinde alt çenemi gösteriyorum. Alt köpek dişlerim geliyor galiba, elim de hep ağızımda. Yahu büyümek ne zor iş.
Tabii güzel yanları da yok değil. Artık neredeyse duyduğum herşeyi söyleyebilyorum.Tü-tü'nün doğum günümde aldığı lap-topda bastığım hemen hemen her tuşu tekrar edebiliyorum. Üjüm, mumurta,inek,meraba ve daha neler neler.

15 Kasım 2009 Pazar

ÇILDIRTIRLAR ADAMI.....

bütün anneler böyle mi acaba? ya istemiyorum senin yememi istediğin şeyleri yemeyi. Ayrıca internette araştırmıyor musun, TV'ler de dinlemiyor musun, sana akıl veren büyüklerin yok mu? Yemeleri için ısrar etmeyin demiyorlar mı 0-3 yaş çocuk sevgiyle beslenir. Bana öyle sevgi veriyorsunuz ki yemek yemeye halim kalmıyor. yeter artık diye bağırıyorum.
ayrıca meyve-süt bol bol memmmeee yeterince yiyorum ya
ama yine "ye oğlum" deyince sinirden kaskatı kesiliyorum vallahi.
sigara içmem vuruyorum kendimi çubuğa
1 o yandan, o bitiyor öteki bu yandan yiyip duruyorum.
bu arada yazarken fotoğrafa baktım da hani şu GAP'in "100 renkli yüz" vardı ya hani bana oy vermiştiniz. Tabi orada atı alan Üsküdarı geçti sona kalan dona kaldı ama bende süper bir ilerleme kaydettim. Hiç beklemediğimiz 1 şekilde, benimle aynı zamanlarda katılan pek çok adayı ezip geçip 800'lü oylarla tamamladım. bu vesileyle herkese teşekkür. Neyse biraz sakinliyorum fotoğrafta gördüğünüz üzere ama kesmiyor beni bu stresi, sıkıntıyı nasıl atarım???? Temizlik yaparak.
Alıyorum elektrik süpürgesini elime, boru uzun zorlanıp, sinirlenince çareyi boruyu kısaltarak buluyoruz.
[ANNEDEN NOT: bunu Uzay'ın ağızından yazamazdım.Uzay'ı (bilenler vardır belki) klasik Amerikan dizisi vardır "Friends" diye oradaki Monicaya benzetiyorum. o da sıkıldımı, mutlu oldumu temizlikle uğraşırdı. Gül teyzesi de "küçük Fürüzan" diyor malum babaannemizin temizliği, titizliği dillere destan. babamızın da tabiii. Uzay ara sıra ıslak mendil paketini getirip "aç" diyor 1 tane mendil veriyoruz, elinde ıslak mendil toz alıyor, orayı burayı siliyor, mutfaklardaki şarjlı el süpürgesine taktı kafayı, vermiyoruz. bu gün Nuray halamın verdiği muz kutusu var, muz şeklinde dışarı çıkarken içine koyalım diye, onu almış eline , süpürge gibi tutup halıyı süpürüyor buraya kadar iyi. toddler denen Uzay yaşındaki çocukların nesnelere farklı anlamlar yükleyip kullanması hayal güçlerinin genişliğini anlatırmış, legoları telefon yerine "alo" diyerek kullanması gibi. seviniyoruz tabii. ama ne yapsa beğenirsiniz? Küçük adam halıdan parkeye geçti ve sonra halının ucunu kaldırıp, halının altını da süpürdü. Bunu genlerinden aldiği babanne ve babasına ve görerek öğrendiği Gül teyzesine çok teşekkür ediyorum. sanıyorum 1-2 seneye kadar evde temizlik işleri uzay'dan sorulacak. Gül teyzesi "kız doğurmaya gerek yok Uzay her işi yapıyor annesi bak" diyor. Katılıyorum.]

ve buyrun izleyin bakalım, annemlerin soyunma odası temizliği. Boru kısalınca rahat oldu bayağı. Bu arada yarın tam 1,5 um. ve yeni 1 yazı dizi başlayacak benimle ilgili ara sıra ilaveler yapılarak. neyse size iyi seyirler:)

13 Kasım 2009 Cuma

Bir Gün

Bilenler özlemişlerdir. öncelikle "çirkin"olarak başlayayım dedim. Hava soğuk eskisi gibi sokaklara çıkamıyoruz,annem hep okulda, domuz gribi var vs. vs evde takılıyoruz genelde oyun odam adına yakışır şekilde oyun alanım oldu.
Yeni yeni atraksyonlar geliştiriyorum. Oyuncaklar da kesmiyor artık.
önce koltuklara, oradan oyuncak dolabımın üstüne, oradan camın içine tırmanıp duruyorum. Anneme göre spiderman gibiymişim.
yemek sonrası (aslında pek yemek sonrası denemez çünkü adam gibi hiç yemek yemiyorum. Bu konuda fikri olan lütfen anneme 1-2 satır 1 şey yazsın çok üzülüyor kadın. eskiden çok sevdiğim, yediğim hiç 1 şeyi yemiyorum. çorba içmiyorum bu ara tek takıntım makarna o da illaki "düdük" makarna olacak, kendim yiyeceğim. Annem kendi başıma yiyebileceğim nefis şeyler yapıyor ama yok illa makarna illaki düdük, bazen keyfim olursa pilav ama sebze, et, tavuk hakgetire. Canım annişkom geçen gün tavuğun beyaz etini parçacıklara ayırıp düdük makarnanın içine sıkıştırmış, yermiyim, yemem. neden bilmiyorum istemiyo canım hiç. süt içiyorum, kek, meyve yiyiyorum ama dahası yok.Neyse)yemek sonrası BANYOOOOO! bütün gün banyo da suyun içinde kalabilirim çok seviyorum.
ama biraz privacy yahu özel hayata bu kadar müdehale olmaz ki banyo da bari rahat bırak annişkom:)
banyo sonrası pijamalarımı giyip hemen "aaaba" ya da "ababa"larıma koşuyorum. Erkek olduğum için mi ne çok seviyorum arabaları.Biraz daha oynayıp bol delikli uykuya. Sabah uyanıyorum "anne" "meme" den sonra ki ilk lafım "ababa" oluyor ve
yataktan atlayıp doğru oyun odasına aaabalarıma gidiyorum. zor ettiğim kahvaltıdan önce ayılma faslını arabalarımla yapıyorum. baksanıza pijamam bile arabalı. Meltem teyzem "bu çocuk 18'e geldimi alıp arabayı kaçar" diyormuş. ben 18'e geldim Meltem teyze de daha tek başıma beceremiyorum o işi acaba sen hangi 18'den bahsediyorsun.....:)

21 Ekim 2009 Çarşamba

sevgili dostlar annem sizlere mail atacaktır, sizlere de info mailleri gelmiştir ama Babygap "100 renkli yüz" benim yaş grubumda 6 Kasım'a kadar sadece en fazla oy alan ilk 18 kişiyi elemeye alacağı için artık hergün oy dilenen mailler almayacaksınız. Sizlerde görmüşsünüzdür 20 bin oy almış çocuklara bu kadar geriden başlayıp yetişmem mümkün değil, buna rağmen 200 leri bulmuş olmam da aslında büyük başarı.
hepinize ilgi ve desteğinizden dolayı teşekkür ederiz. Anneme, çatlak ayağı ile evde kaldığı bu hafta hem iyi 1 uğraş oldu, hem de sizler de bu iş sayesinde pek çok güzel çocuk görmüş oldunuz.
Bugün ziyaretçilerim vardı. Annemin eski öğrencileri.ablaları görünce çok mutlu oldum,hemen bahçeye attık kendimizi ,benimle top oynadılar, onları son gördüğümde tek başıma yürüyemiyordum, bugün top peşinde epey koştum.
bir de arkamda gördüğünüz güllerin içine bir daldım ki, sonrası felaketti.Annem söyler dururdu girme oralara diye, yine söyledi ama duramıyorum, elimde değil, merak..... girmem, çığlıklar içinde bağırmam ve kanlar içinde kalmam bir oldu. Kafama batan koca dikenler 3 delik açmış kafamda. annem yemiyorum filan diye üzülüyor ama kansızlık çekmediğim kesin. gözümün, burnumun içinden, üstümüz başımıza kadar kan revan içinde kaldık. Biraz ağladım tabi o kadar kanı görseniz sizde ağlardınız. annem süper soğukkanlıydı takdir ettim.Akşamüstü bahçeye çıkınca hiç güllere doğru gidesim gelmedi. Dedemle ananemin de korkulu rüyası "bu çocuğu bu dikenlerden nasıl koruyacağız" sorunu da çözüldü.(Bu arada hafta sonu geliyorlar çok heycanlıyım) Yaşayarak öğrendim ne olduğunu artık 1 daha yaklaşmam herhalde. Bu arada Pazar günü Erol'lar da düştüm anlamadığım 1 nedenden dolayı parmağım kanadı, bantladılar ama tutarmıyım bantı orda? Neyse deri koptu kabuk bağladı şimdi iyi de ne oluyo böyle bu hafta amma kan döktüm yaaa?????



18 Ekim 2009 Pazar

Sonbahar

Aslında sonbahar ilkbahar kadar eğlenceli değil diye düşünüyordum, hava daha soğuk ve kapalı, güneş eskisi gibi parlamıyor. ama bahçemizde dökülen, sarı, kırmızı (dedişko anladın sen) (babişko yanlış anladın sen) yaprakların arasında koşmak da zevkliymiş.
hele o dökülen yaprakların arasına girmek
o yapraklarları havalara fırlatmak
sonra şaşkın şaşkın Gül teyzeme bakmak.
O ne mi yapıyor jungle'ın ortasında? Bahçemizdeki ceviz ağacımızdan dökülen ama yere ulaşmayı başaramayan cevizleri toplamak için girmiş oraya. ilahi Gül teyze dün toplasan annem götürür pazarda satardı. o kadar ceviz birikmiş yani.
Alt katta otururken zırt pırt kaçıveriyorum bahçeye nasıl olsa ev kıyafetleriyle çıkılır daha.koşuyorum top peşinde biraz, sonra salıncak, sonra da kaleme tırmanıyorum. Kendim çıkabiliyorum da inme işi istediğim gibi olmuyor
kaymak için biraz destek istiyorum aslında onu da yaparım da annemle Gül teyze de 1 işe yaradıklarını hissetsinler diye onlara fırsat tanıyorum.
Bu arada BABYGAP le ilgili attığım mail sonuçlarında hergün oy kullanıyor musunuz bakalım?
Üşeniyorsanız, 1 kere üye olun verin bilgilerinizi anneme o sizin yerinize kullanır oyları hergün. Bakın yeterli ilgiyi görmediğini düşünüyorum , üzmeyin beni. Neyse hadi vakit kaybetmeyin girin http://www.gapcastingcallturkey.com/CompetitorsDetail.aspx?bid=4695 'e oyunuzu kullanın, her bilinçli Uzay sever gibi :)

14 Eylül 2009 Pazartesi

Yeniden Ankara

Suratımdaki şaşkın ifadeden belli değil mi? Yine geldik, acaba şimdi ne kadar kalacağız,bu oyuncaklar benim mi ve bunun gibi pek çok soru var kafamda. Ama asıl komik olan saçlarım bence ve annemce.
aslında hep böyle kafama tas geçirip kesmişler gibi durmuyor, sabah kalkınca, pijamalarımdan anlamışsınızdır, taranmadan bu şekil.Babam eski devirlerde hani 3 silahşörler zamanı filan cocuklar vardır ya onlara benzetiyor beni. Ünsal amcama göre "kasap traşı"imiş bu. anneme kalsa bu durumlara hiç düşmezdim ya. Zaten berberde öyle yıktım ki ortalığı , dedemim kucağı mucağı dinlemedim, kopardım kıyameti anca bu kadar kesebildiler,zaten uslu dursaydım ne yapacaklardı acaba, kuş gibi yada 3numara filan çıkardım herhalde.
Üzülme annişkom kökü bende, yine uzayacak, hem yana doğru taranınca pek de fena olmuyo, hatta kimilerine göre yüzümün güzelliği ortaya çıkıyor. Bu arada saçlardan mıdır neden herkes beni büyümüş buluyor. neyse düzgün halli fotoğraflar daha sonra, nasıl olsa artık Ankara'da evimizdeyiz ya.....

31 Mayıs 2009 Pazar

UZAY Anneye yardım ediyor!!!!!

Bu hafta sonu annişkoyla tamaamen yalnızız. Kalabalık misafirlerden sonra bu yalnızlık biraz içimizi burdu ana-oğul kalakaldık ama ne yapalım:( Babişko herhafta olduğu üzre yine Fransa'da, Emre abimin sünnet yemeği nedeniyle Gül teyzem de yok. Önce bizde gitsek babişkoyla dedik ama dönüş bize zor geldi, ana oğul takılalım evimizde dedik. Neler yapmadık ki? Alış-verişlere gittik. ben çok eğleniyorum bu marketlerde. Annem sağa sola bakınırken asılıyorum raftan 1 şeylere, herşey paldır küldür aşağıya. Ben gülüyorum annem utanıyor. ben daha çok gülüyorum. Dün hatta semt pazarımıza bile gittik bana sebze- meyve aldı çok eğlendim. Herkes bağırıyordu, ben de bağırdım durdum. Sonra eve geldik.
Annemin mutfakta biraz işi vardı aldıklarımız yerleşecek, yemek yapılacak. Dur annişkom ben sana yardım ederim dedim.Nitekim ettim de özellikle dolapların tanzimi ve bulaşık makinesi ile ilgili kısımda. Resme bakın isterseniz size de yardıma gelebilirim:)

4 Nisan 2009 Cumartesi

Beni bu havalar mahvetti

Sonunda Ankara'da da havalar güzelleşmeye başladı. Ananemle dedem Bodrum'dan sürekli bizi kıskandırıyorlardı artık bizde kendimizi attık sokaklara. Hatta eve girmek istemedim.
Annemde bahçeye serdi örtüleri. dedim bende getir bakalım oyuncakları da.
Oynadık durduk; Elif ablamle Deniz teyzemde çıktı bahçeye.Taklitini yaptığım Tarzan'da bahçedeydi. Tarzan yukardan bakınca başka aşağıdan bakınca bayağı BAŞKA:o
PS:Tarzan yan komşularımızın son derece yakışıklı kurt köpeğidir.
Blog Widget by LinkWithin