26 Aralık 2011 Pazartesi

Bu ayın menüsü

Bu ayın menüsü deyince şaşırıp ne menüsü demeyin. Artık sizinde alışmış olmanız lazım benim her ayki hastalıklarıma. Buna en güzel noktayı Ali amcam koydu."Aybaşı gibi yani" diyerek. Bu hastalığımızın menüsü geçen aya göre şimdilik daha zayıf. Sadece ateş ve öksürük var. İnşallah da böyle geçer ve biran önce gider. Yılbaşı seyahatimde hasta olmak istemiyorum.
Tabii hasta olunca evde kalıyorum ama annem gitmesin istiyorum, böyle küsüyorum ona. neyseki babişkom burda:)



Geçen gün beni İkea'ya götürdü. Çocuk parkında öyle oynadım ki, kocaman İsveç köfteli bilboardları görünce karnımın işte bu kadar acıktığını hissettim:) Annem hem şaşırdı, hem mutlu oldu. Onu şaşırtmaya devam edip bir de önlük taktım ki bu da sadece fotoğraf çekimi içindi.


babamla yemekte çoook eğlendik. İyiki bu aralar hep yanımda.



Tabii yanımda olunca bir takım sanatsal çalışmalarda da bulunuyoruz. Hastalığın etkisiyle midir nedir, okulda öğrendiğim şarkıları evde söylemeye başladım. genelde ev ve okul hayatımı birbirine karıştırmam, ayrı tutarım da:)





Bu video da en çok ananemi ve annemi sevindirecek sanırım. Annemi hala genç bir kız gibi görüyor olmam eminim çok hoşuna gitmiştir.








Eveet komediyi sona sakladım.aslında Zahide öğretmenimin kaleminden daha keyifli olurdu ya, neyse. Biliyorsunuz ben tek evin tek oğlu mantığıyla birde geç sahip olunca paşalar gibi bakılıyor ve yetiştiriliyorum. Yediğim önüme neredeyse yutulmaya hazır geliyor. bu yüzden olacak ki geçen gün okulda şöyle 1 şey yaşandı:




ANNEDEN;Zahide öğretmen anlatırken bile kendini tutamıyordu, siz de gülün istedim. Öğle uykusundan sonra, muz ve süt varmış. Çocuklar muzlarını soymaya başlamışlar. Bizimki muza bakıyormuş. Çünkü muzun kabuğunu bugüne kadar hiç soyma zahmetine katlanmadı, hatta muz dilimlenip önüne çatalla gitti hep. Öğretmeni gelmiş yardım etmiş. Uzay muzu soymaya başlamış. ve şaşkın bir ifadeyle öğretmenine: "öğretmenim benimkinin içinden MUZ çıktı" diye seslenmiş.Ne bekliyordu acaba karpuz, elma, armut filan mı diye düşünürlerken bizim ki yeni bir bomba patlamış. Muzun içindeki , kabuğundaki lifleri kastederek "öğretmenim benim muzumda ipler var, temizler misiniz?" Burdan çıkack sonuç bu çocuğun kendi işini kendi yapmasına izin vermeli padişahın sol yada sağ tarafı gibi yetiştirmemeliyim.




Aslında bilmediğimden değil canım komiklik olsun diye yaptım, herkeside çok eğlendirdim ya siz ona bakın. Ne demişler kadınlar "kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır"mış.




O zaman siz biraz daha güldüreyim. Aşağıdaki yeni yıl dileğime tıkladığınızda her yılbaşı hazırladığımız bir animasyonu izleyeceksiniz. Yandan dans şeklini seçerek, değişik figürlerle izleyebilirsiniz bizi.Yeni yıla girerken burada olmayacağız bu yüzden erken bir yeni yıl kutlaması yaparak sizlere iyi seneler diliyoruz. Dönüşte tüm detaylarıyla bir kutlama daha yaparız.


HERKESE SAĞLIKLI, MUTLU SENELER.

15 Aralık 2011 Perşembe

OGÜN COLORA TEŞEKKÜRLERİMİZLE

ANNEDEN; Uzay'la profesyonel ortamda ve şekilde fotoğraf çektirmek çok zor. Arzum arkadaşım oğlu Emirle sıkça yaparla bunu. Ailece bir fotoğraf studyosuna girip, harika fotoğraflar çektirirler. Uzay elimizde fotoğraf makinasını gördüğü anda direk poz verir, şekilden şekile girer ama studyoda işimiz zor. Amerika vizesi için çekilecek fotoğrafla ne kadar uğraştığımızı bir ben bir de fotoğrafcı biliyor.
Bunlar okulmuzun anlaşmalı olduğu Ogün Color'un çektiği fotolar, gelip okulda çektikleri için fazla cozutmamış bizimki. Çok da güzel bir gece lambası yapmışlar bu resimlerle. Teşekkür ediyor, bu harika fotoğrafları sizlerle paylaşmayı da bir borç biliyoruz:)

14 Aralık 2011 Çarşamba

Nihayet, Sonunda

Ananem geldi, onu koynumda uyuttum. çok özlemişim. giderkende arkasından çok ağladım.
Hatta annem ertesi gün okuldan aldığında "ananem evde beni mi bekliyor?" diye sordum, bir umut belki evdedir diye ama.......:((
Bu üzüntümü geçirecek şeyin yılbaşı ağacını süslemek olduğunu bilen annişko ve babişko, nihayet, sonunda zoru başarıp tüm aileyi(anne-baba-Uzay) biraraya getirip çam ağacını kurdular.Bu sene ışıklar hariç süsleme işi tamamen bana aitti. Daha önceki yıllara bakınca ne kadar büyüdüğümü sizde anlayacaksınız.


süsleme işini keyifle yaptım, pozlar verdim. Ağaçlarımızın alt tarafları fazla süslü, üst tarafları fazla sade oldu ama neyse. 3,5 yaşında boyunum yettiği yere kadar, seneye biraz daha yukarı, biraz daha derken o günlerde gelecek tepedeki yıldızı ben koyacağım.


neyse salondaki ağacı süsledik bitti. Tam 4 kutu kırmızı top taktım ben diyeyim 80, sen de 100 tane ama kesmedi. "şimdi ne takıcaz?" sorusuyla bizimkileri bunaltınca, mecburen benim oyun odamın ağacını da kurmak zorunda kaldılar.


ne kadar keyifli 1 şey hemde bizimkilerle beraber yapabiliyoruz. babam maç izlemeye gidince annişkoyla bitirdik süsleme işini. Yemekten sonra, yatmadan yenilen pudingle, bundan seneler sonra bıyıklarım çıkınca neye benzeyeceğim de ortaya çıkmış oluyor.

alta biraz keçi sakal da fena olmayacak galiba.

9 Aralık 2011 Cuma

BABAM (Duygu Sömürüsü)

Okulumuzda bu hafta kitap, kitap okumanın önemi gibi konular işleniyor, bu kapsamda velilerimizden biri de gelip bizlere kısa bir kitap okuyorlar. ben her zamanki gibi babam buralarda olmadığından annişkom gelir sanarken, bir de ne göreyim, Babişkom gelmezmi yanında annişkoyla.
"Sarı woswos"un hikayesini okuyacakmış bize. Ama babam işte öyle bir show yaptı ki bitirdikten sonra bütün arkadaşlarım gelip, sarılıp öptü beni.

Sonra hep beraber poz verdik. Farkındaysanız güzel Zahide ve Neşe öğretmenlerim yok. Merak edin biraz daha:)

Bu da ne demeyin. Okulda annem için yaptığım kolye. Annem çok sevdi boynundan çıkarmadı.

bu da öğretmenlerimin benim için yaptıkları kedili şapkam. iyi bir çocuk olduğum için ödüllendirildim:)

Bu da annemin iki yakışıklısı. Profesyonel bowlingci Ozan abimi ziyaretim sırasında.

Bugün ananem geldi çok mutluyum. Yeni haberler için biraz bekletebilirim sizi. merak etmeyin.

ANNEDEN:bu kadar küçük bir çocuk duygu sömürüsü konusunda nasıl bu kadar başarılı olabilir?????? Babası okula gelip kitap canladırdığı günün ertesi sabah gözünü açar açmaz Tü-Tü'ye "Tü-tü biliyor musun babam dün benim okuluma geldi.babam galiba beni seviyor"insanın içi parçalanıyor, babası mahvoldu tabiii. Geçen gece de yatırdım yatağına odama gidicem, "çok yoruldum, sen uyu artık annecim" diyerek çıktım odasından. Daha odama varamadan "anne" diye seslenince odasına gidip biraz yüksek sesle artık yatmasını çok yorulduğumu, tüm gün at, eşek, kanguru olup onunla saklanbaç oynadığımı ve artık onunda benim istediğimi yapıp yatması gerektiğini söyledim. Yatağına oturmuş, ağlayarak " ama bana niye bağırıyorsun. ben sana birşey göstericektim, seninde çok hoşuna gidecekti, seni mutlu edecektim" demez mi! insanın o an hissettiklerini tarif etmesi imkansız herhalde, içinin acıması, kalbinin sıkışması, burnunun direğinin sızlaması.....Anne olmak bu mu??????
Blog Widget by LinkWithin