21 Şubat 2012 Salı

İNTİKAM

Bu resimde ne eksik?


Ya bunda?


Vede bunda...... Biliyorum hepiniz hemen cevapladınız UZAY eksik. ve buna rağmen yüzleri gülüyor........ İntikamım çok acı olacak.......


ANNEDEN: evet Uzaysız çıktığımız ilk uzun yolculuk New York, aslında Uzay'ın özlemini saymazsak çok güzel geçti. Ama her anımızda adı ağzımızdaydı. O ananesi ve Tü-Tü'süyle kaldı. Sipariş ettiği tüm oyuncaklar geldi. Kapıyı açtıp da beni gördüğü anki yüz ifadesini dünyaya değişmem. Kucağıma gelip öpüp koklaması...... tam 35 saniye sürdü. Ve ondan sonra işkence başladı. Bana ne getirdin? Uzaktan kumandalı McQueen aldın mı? Mater'ın abartı hikayelerindeki Mater'lar nerde? gibi masumane, çocukça sorular bittikten sonra içindeki canavar ortaya çıktı ve aksi, inatçı, ağlayan,yemeyen, uyumayan, ağzından "yapmiicam, etmiicem, giymiicem,gelmiicem" gibi olumsuzluk ekli cümleler çıkan ve davranış olarak da son derece agresif ve hırçın bir çocuk geldi. Halbuki ananesi onları hiç üzmediğini söylüyordu. Sanırım psikolojik ,biz gittikten sonra ateşlenip biraz huysuzlaşmış ama hiç bu kadar kötü değilmiş. Aynen yukarıda dediği gibi intikamı acı oluyor.... bu ara beni çok üzüyor:(((

9 Şubat 2012 Perşembe

BU MAÇ(LAR) KAÇMAZ:)))

Vay be erkek olmak, takım tutmak ve süpper bir taraftar gurubuyla maç seyretmek acaip güzel bir şeymiş. Galiba babam beni çok özlemiş yanından ayırmak istemiyo,yada ben de artık erkeklerle maç izleyecek kadar büyüdüm ki maç izlemeye Sait amcalara beni de götürmek istedi .malum Fener-Beliktaş maçı var. Futbolla ilgili ilk söylemim biliyorsunuz babamı yıkan "ben beşiktaşlıyım" sözleri olmuştu. Babam konunun üzerine eğilince normale döndüm. Ben Fenerliyim oldum, bu yüzden bu maç ekstra önemli. Bu arada bizim aile ya Galatasaraylıdır, ya Fenerbahçeli. babamın korkulu rüyası benim Galatasaraylı olmamdı ben Beşiktaşılıyım diyiverdim ortalık iyice karıştı:))) Neyse annem devre arası yada durmazsam aradığımız an gelip alacak. Malum annemsiz ben ne yaparım? (Bu sorunun cevabı aşağıda)
formalarımızı giydik babişkoyla, hazırlandık,düştük yollara. İşin güzel taraflarından biri de Erol'un da orada olmasıydı.


Ipad'i masaya kurup yemeye yumulduk, yumuldular:)

Sonra maç izlemek için mehşur karanlık odaya gidildi. Stadyum mu desem, sinema salonu mu bilemedim ama çok keyifliydi, Erol'la alt alta, üst üste çok eğlendim.(ANNEDEN: Sanırım ayakkabılarını çıkarmaya ikna edemediler Uzayı bu yüzden notu düşmeden edemeyeceğim, çünkü bir İLK.Bodrum'da Uzay biraz de ananesinin söylemleriyle dedisinden koşu ayakkabısı almasını istedi, Hemen marinaya gidildi.Çünkü bu çok sıradışı 1 istek Uzay ayakkabı istemez, kesinlikle denemez,dükkana girmez, zorla denetsek acıtıyor, istemiyorum diye ağlar. Neyse MAVİ KOŞU ayakkabısı diye girdik dükkana. Girer girmez gitti ayağındakileri buldu, Kadir abisinin giydirmesine izin verdi ve "bunları istiyorum, çok rahat, hiç acıtmıyor. hadi koşalım artık "deyince bir "gazla oğlum grisine de baksak mavi ayakkabın çok" deyince. zorla aynısının grisini giydi ve çok acıttığını söyleyerek çıkarıp attı. sonra herkez bana baksın , dışarı gelin koşucam şimdi diyerek marinada deli danalar gibi koşmaya başladı öyleki ıslak mozaiğin üzerinde 4 kere filan düştükten sonra bile, "bişey olmadı bunlar koşu ayakkabısı" diyerek koşmaya devam etti. Şimdilik ayakkabıları sakladık çünkü Ankara'nın bu karında kışında Mavi Koşu Ayakkabıları ile yapmak istiyor herşeyi.)



Devre arası biraz müzik, biraz spor. Tolga abim bir erkeğin sahip olmak isteyeceği süper bir ortam yaratmış. bu ortamı değerlendirip kısa bir solo, buyrun sizde dinleyin




Sıra geldi spora.



Tolga abim kısa bir masatenisi çalışması yaptırdı ancak ben aşağıdaki gibi oynanırsa daha keyifli olacağına karar verdim:)





Gördüğünüz gibi annemsiz ben ne yaptım çoook eğlendim, aramadım bile. Eve de babamla maç bitince döndük. Ha biz buraya maç seyretmeye gelmiştik değil mi? Tamamen unutmuşum. Fenerbahçe 2- 0 yendi Beşiktaşı.

5 Şubat 2012 Pazar

Bodrum'da Sömestr

işte Bodrum'u bu sefer en iyi özetleyecek fotoğraf. Siyah beyaz çünkü artık hatıralarımda sadece.
karneydi, hastane,tahlil, Pfapa filan derken toparlandık gittik Bodrum'a annişkoyla.


Güne dedişkonun resmen tepesinde başlıyordum.İleride göreceksiniz günü de tepesinde bitirdim o ayrı.

Hava tüm Türkiye kar altındayken Bodrum'da şansıma fena gitmedi. Ama asıl havayı güzelleştiren dayımın gelişiydi. Nine hastalanıp, hastaneye kaldırınca hepimiz çok üzüldük:( ama dayımın gelişi, ninenin de yavaş yavaş toparlanışı moral oldu hepimize.

Hemen attık kendimizi parklara






en sevdiğimiz şey dayı yeğen salıncakta sallanmak, kaydırak....


dayım da çocuk gibi benimle eğlendi. akşam eve pestil vaziyette dönmemiz beklendi ammmaaa pestili çıkan sadece dedişkoydu.


Bodrum'da kuralsız evde, yatış saatleri gece yarısını bulmaya başladı, hele dayım varken hiç uymamak, hep oynamak istedim. Geç saatte yatağında değil de koltukta uyuyan dedemin üstünde devam ettim oyunlarıma.


uyanmadığı gibi horlamaya da devam edince bu anı herkes ölümsüzleştirmek istedi.

Dedeyi yatağına gönderince sıra geldi dayıya. Onu da nakavt ettim tabii. Yoğun iş temposunu tatil gibi özleyen dayım 2 gün sonra biraz mecburiyetten biraz da dinlenmek için döndü İstanbul'a.


Ananemler üzüntümü hafifletmek için "haydi gezmeye" deyince yüzüm gülüverdi oysa ki sabah çağatay gitti diye ağlayan da bendim...

akşamları serin oluyor ama benim için farketmiyor Oasis'te atlıkarınca keyfine devam....


Evde oturmak yok , hele Zeynep'lere gideceksek keyfime diyecek yok. çünkü Zeynep'in yanında öyle büyüküm ki, bir de Zeynep beni çok seviyor baksanıza..


Havalar güzel dedik nazar değdirdik yağmur başladı ama dedik ya evde oturmak yok, anane hastanede olunca programları dedişko yaptı ve bizi o gün hava da kapalı diye....

Bodrum Deniz Müzesine götürdü.


önce ufak modellerle başladık. Denizcilik tarihiyle ilgili herşey var burada.


Mehşur Halikarnas balıkçısı ve teknesi....


hatta daha büyükler bile vardı.


teknelerin dışında süngerler


astronot başlığı gibi görünen ama balık adam kıyafetleri...


annemi delirtecek inanılmaz bir deniz kabuğu kolleksiyonu vardı ki, bizim evimizdeki kabuklardan hem daha çoklardı, hem de neredeyse benim kadar büyük kabuklar bile vardı..




Müzeden çıkınca dedeye teşekkür edip, elinden tuttuğum gibi kalenin oradaki denizciler kahvesine.

O kahvesini içerken ben yapacak güzel bir şey nasıl olsa bulurum:)


Mesela kuşlara yem vermek , onlarla oynamak gibi.





ne keyifli değil mi????
kuşların karnını doyurup, peşlerinde koşmak beni acıktırdı. Annem ilk defa ağzımdan "anne bana simit alabilir misin, karnım çok acıktı" lafını duydu. Ama her güzel şey gibi bu tatilinde sonuna gelindi. Neyse ki biz dönmeden Nine hastaneden çıktı. Bu tatil boyunca bol bol gezdim, arabalarımla, bilgisayarla, ipodla,ipadle,iphonela ve en çok da hamurlarımla oynadım.

Şimdi bu da ne demeyin. Anlatayım. dedem çok fazla elektronik şeylerle oynadığımdan şikayet ediyor diye rengarenk hamurlar ve hamur makineleri ile oyun saatleri yaptık annemle. Oynarken bir ara durup anneme kutuyu gösterip "anne burda 'play'mi yazıyor?" diye sormam herkesi şaşırttı nedense. İyi de benim o oynadığım oyunlarda ben "play" yazan yere basıp OYNUYORUM. O kadarını da öğrenmiş olayım dedişkoo epey mesai harcıyorum bu konuda biliyorsun:)

Neyse aslında biraz buruk döndüm Ankara'ya çok alışmıştım bizimkilere ama babişkomu da çook özlemiştim. Havaalanı buluşmamız yine Türk filmlerini aratmadı. Burada beni çoooook özleyen başka biri daha varmış. AZRA...

Davetini kıramadım. kapıdan bir uğrayayım dedim, oynadım, akşam yemeğimi yedim,

hatta girdiğimiz kutuların içinde uyuduk bile. Ankara'ya dönüşüm hızlı oldu. Size okumanız için bu satırlar yazılırken ben eski(hani Efe Beşiktaşlı diye bende Beşiktaşlıyım diyordum ya)takımımla, doğuştan tutmak zorunda oluduğum Fenerbahçenin maçını babamın mehşur maç ekibiyle erkek erkeğe, annemi evde yalnız bırakarak Sait amcalarda seyrediyor olacağım. derbi ile ilgili yorumlar , fotolar en kısa zamanda burada olabak. Bu arada bodrum dönüşü Garatasalaylıyım artık demeye başlamıştım dedem ve ananem yüzünden ama özüme döndüm ben fenerbahçeliyim demeye başladım yine.
Blog Widget by LinkWithin