28 Eylül 2011 Çarşamba

BÜYÜK BULUŞMA, ŞİMDİ YİNE OKULLU OLDUK.

Büyük buluşmadan kastettiğimin bu olduğunu anlamışsınızdır zaten. Mc Queen ve arkadaşları Ankara'daydı. Davet üzerine bende gitim.
Yukarıdan aynen böyle görünüyordu buluşma noktası.

gider gitmez kupayı tutuşturdular elime.


Mc Queen'li t-shirt'ümle hemen yanında da poz verdim.

Pit alanı gibi hazırladıkları yerde çeşit çeşit Mc Queen oyuncakları vardı:)

Oynadım durdum ama bazı oyuncaklar için sıra beklemek gerekiyordu, biraz bekledim sıkıldım çıktım sıradan.

Benimle poz vermek isteyen McQueen, Finn Mc Missile ve Holley ile fotoğraf çektirdikten sonra
oradan ayrıldım.

Ertesi gün yine Zeynep ve Doruk'laydım. Bu kaynaştırma programının aslında beni okula ısındırma amaçlı olduğunu anlamam uzun sürmedi. Salı sabah 8'de Zeynep ve Doruk'la buluşup ne yapacaktık ki???? Nitekim okulun önüne park ettiğimizde kıyamette koptu. Ben okula gitmiiicem çığlıkları ile girdik içeri.Önce annemin kucağında gezindim biraz. Okul böyle bir yerse Ceviz Yuva neydi acaba??? Amma kalabalık burası, sınıflar ne kadar büyük. Cevizde 7 kişilik sınıfta , prensler gibi öğretmenimin kucağından inmeyen ben burda ne yaparım, neyse ki annem burada. Ooo benim gibi Mc Queen hastaları var sınıfta şimdilik idare ediyoruz. vayy itfaiyeci şapkası ve motor hemen binelim.

Bindim, hamur yaptı, resim yaptım, bowling oynadım. 1 saat geçmiş bile. O da ne niye ayaklandılar hey annemi nereye gönderiyorlar. Haaaaaayyyııııııııııııııır ben eve gitmek istiyorum, zaten burda çok ses var. Annecim lütfen beni bırakma annecim, lütfen, lütfen.... sakın beni bırakma..........

Anneden; bu ağlamalar içerisinde okulun psikoloğu beni kolumdan tutup dışarı çıkarttı, onlar da kavaltıya gittiler. Bahçeye adımımı attığım an ben de ağlamaya başlayıverdim:( Kıyamadım yavruma. Biliyorum 2 gün sonra kendi gitmek isteyecek öğretmenlerini (özellikle uzun sarı saçlı Zahide öğretmeni) çok sevecek ama sakın beni bırakmaları kulağımda çınlıyordu. Gün boyunca kah okula giderek, kah arayak sordum yarım saat sonra susup sanki günlerdir buraymış gibi katılmış.Almaya gittiğimde gelmek istemedi.
Sonuç olarak bu video çıktı ortaya.




22 Eylül 2011 Perşembe

Ankara'da hayat

Ankara'da hayat deyip de ne bu Bodrum fotoları demeyin. Kapanış pek bir güzeldi Bodrumda.
Hele ananelerde kalınca,


dedeyle havuz,


ananenin kucağında, koynukunda keyif,


yanımızdayken babişkoyla dinlenme


ama hepsi bitince annişkoyla uçak yolculuğu, olsun o da keyifliydi.


Derken Ankara'ya geldik


yahu evimizi daha doğrusu odamı, oyuncaklarımı ne kadar özlemişim.Yemek masasında bile ayrılamıyorum oyuncaklarımdan. Tabii bu özlemle evde kalıp kreşe gitmek istemiyorum. Gitmiyorumda.(merak etmeyin gidecek tabii ki.yetişmek mümkün değil Uzay'ın temposuna ve sorularına. 27 Eylül'de başlayacak. o da Hacettepeli olacak.))




kreşe gitmeyince Tü-Tü'nün izin günü bizim de baba-oğul günümüz oldu. Neler yaptık neler. Erkek adam ne yapar arabasını kapar oto sanayiye koşar.


Biz de öyle yaptık bu arada annişkoma da araba beğendim. Bülent amcam sağolsun Alfa'dan sonra Nissan'ı alınca bize de yeni bir şeyler düşer artık:)


Sabahtan babayla sanayide, öğlen annişkoyla okulda. bu okulu sevdim giderim ama başka okula, kreşe gitmem.


okula gitmişken anneme de dersini vereyim dedim.


Çizdiğimi anlamayınca kalakaldım, nasıl anlamaz. Ya siz? Siz anladınız mı?


Gün bitince banyo, puding, yatak:)


Ertesi gün orta yaşlı çıtırlarla gezmece:) Arzu'yu da özlemişim, her istediğimi yapıyor hatta anneme posta bile koyuyor. daha sık görüşmeliyiz bence:))


babanın pvora(prova)larının Akün'de olması süper oldu, bizde Kuğulu parkda takılıyoruz ana-oğul da anlamadım burası neden kuğulu park da güvercinli park değil ???


Zeynep benden bir hafta önce başladı okula ,ilk gün çıkışta bize geldiler. okul güzel müzel diyor ama gözleri burnu kıpkırmızıydı ağlamaktan. Park mark gezdiriyor annesi okul çıkışı.Eee ben gitmeden geziyoru zaten ne gerek var di mi???


biraz yaklaşıyorum Zeynep'e,


hemen abisi bitiveriyor yanımızda. Neyse okulda yakalarım ben onu yemeklerde filan:) Haftaya benimde okul maceralarımı dinlersiniz.

şimdi de seyirlikler alın eğlenin bakalım.


Anneye alacağımız araba;




Hız iyi birşey değil ama benim dedem ve annem gibi şoförler arasında başka şansım yok ki:)



Sanayiye gidilirde araba yıkatılmaz mı? Sabri bey'in oğluyum ben yağmur çamur, gece gündüz demeden araba yıkanır, yıkatılır:)



babayla çok eğlendik, annişkoya ayıp olmasın:)

,



Bu görüntü nasıl olacak bilemiyorum. Annem daha telefonunu kullanmayı tam çözemedi(ne de olsa sarışın) görüntü yansa kafaları biraz eğiverin.



Bundan sonra video filan yok, kızın babası geldi çünkü:)

8 Eylül 2011 Perşembe

Bodrumda son günler

Bodrum'da son günlerim işte aynen böyle keyif içinde geçiyor. Dönüş yolculuğumuza 4 saat kala annem taze taze son haberleri verelim dedi.
Babam gelemedi annişkonun başında ben erkek olarak eşlik edeceğim yolcukta. Evin toparlanıp kapatılması için ben ananemlerde kaldım dün gece, annem evde çalıştı. Ananelerde kalmak çok zevkli bununla ilgili resimler var ama dün akşam olan 1 şeyi ananemin ağzından dinleyin: Uzay ipod'u ile oynuyordu, bir mesaj sesi duydum, hayrola dedim, "babam geldi" mesajı geldi anane dedi.Bu arada elinde kurcalamaya devam ediyordu. "peki sen yapıyorsun?" deyince "tamam gel diye mesaj yazıyorum" dedi.
Hemen bu fotoğrafı çektim. Babasını çok özledi galiba bu çocuk.




Gelelim ananelerde kalmak niye zevkli; her seferinde Oasis'e gidilip tüm oyuncaklara biniliyor.


Oasis topu sırtlanılıyor,

Ege yöresinin efelerinden biri olunuyor,

klasik arabalara biniliyor,

son model arabalar , canımın istediğini yiyip kuvetlendiğim için tek elle kaldırılabiliniyor.


Gece ananenin koynukuna girilip, eli tutularak uyunuyor, gündüz dedeyle havuz sefası yapılıyor


Ho son havuz sefasından sonra 3 gün ateşliydim yine ama olsun öyle güzeldi ki..... Ve her güzel şey gibi bu güzellikte bitti. Neredeyse 3 ay süren Bodrum günleri 3 gün, 3 hafta gibi bitti. Siz bu satırları okurken biz yolda ya da Ankara da olacağız, yeni haberleri de oradan vereceğiz.

2 Eylül 2011 Cuma

Bayram da geçti, ben çok üzgünüm:(

Öncelikle herkesin çifte baryamı kutlu olsun. hem bol bol şeker yediğim baryam hem de Atatürk dedem sayesinde kutladığımız Zafer baryamı.Ama en çok annişkomum. "anne bugün neden baryam?" sorularıma sabırla cevap verdiği için. Bu size bayram pozum, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.
pekii ben neden üzgünüm. nerden başlasam bilmiyorum ki. aslında herşey güzel gidiyordu. Önce babam gitti Ankara'ya. 1.darbe oradan başladı ama canımı sıkmadım. Tan,annem ,tü-tü, ananem, dedem,Arda vardı. Hatta annemin iş için 2 günlüğüne Ankara gitmesi, benim Tü-Tü'yle 2 gün ananemlerde kalmam bile beni mutsuz etmedi. Aksine annemin yokluğunda hiç sorun çıkarmayan, kimseyi üzmeyen, Arda'lara oynamaya gittiğimde saat 21:30 olunca kurulmuş saat gibi "benim eve gitmem lazım" diyen efendi 1 çocuk olmuştum. Ve hatta Kadriye halam da gelince neşem 2'ye katlanmıştı. ama bir gece Tü-tü de ananemlerle arabaya binip gidince neşem kaçtı:( Arkasından ağlamakla kalmayıp ertesi sabah aradığında konuşmadım"tü-tü beni bırakıp gitti, ben çok üzgünüm" diyerek. Ama arkadaşım Tan'ın babası tam zamanında gelerek beni bu üzüntülü havadan bir nebze olsun çıkardı. Nasıl mı?


Geçen yazıda bahsetmiştim, kos'a giderken benim saatim yok diye duyduğum üzüntüden. alın bakalım mert amcam bana ve Tan'a ne getirmiş. Hem saat, hem de mc queen'li.


tavanına basınca kaput açılıyor ve ta- taaam saat çıkıyor. ayrıca Mcqueen kolye(anneme çok yakıştı) ve 1de anahtarlık. bu kadarla da kalmadı


1 örnek deniz gözlükleri, aynısından 4 tane kocadan kürek ,su tabancaları...... Herşey güzeldi de sarı inadına sahip olan Tan'cığım potty training olayını bir türlü çözmek istemedi. Biraz kardeşi Devin'i bahane etti, biraz üstüme çok geliyorlar dedi, mayosuna, şortuna doldurmaya devam etti.


Annem bu konuyla ilgili Nedim-pervin-ozan-can dörtlüsünün bana aldıkları "güle güle kakalar" "Tris Tras – Adiós Cacas Adiós" adlı kitabı getirdi. Başak'da(Tan'ın annesi olur ama benim de arkadaşım:)) bize sahilde okudu durdu. denizde eğlenmek varken........kitap saati çok eğlenceli oldu. Tan arada bir anne kakayı yavrularına kavuşturdu ama


ben de artık saçımı başımı yolmaya başlayacaktım neredeyse:))


neyse işte günler böyle Tan arkadaşımla eğlenerek geçti. Bana sataşan çocuklara "bırakın o benim arkadaşım" diyerek çıkıştı. Aramıza sonradan katılan Boran arabalarımı aldığında elinden kaparak bana geri verdi. sanırım bir kardeşi olması sebebiyle bu gibi durumlarda ne yapılacağını bildiğinden bana da yardımcı oldu. ara sıra beni de ağlatmadı değil ama neyse o benim arkadaşım. Ve o an da geldi....


Dubai'de yaşayan Tan'ın eve dönme zamanı.Tan eve gidecek hadi vedalaşın diyorlardı ama olayı önce kavrayamadım. ne zaman annem" tan'da tü-tü gibi evine gidecek" deyince olan oldu:( Moralim çok bozuldu:(( Sabah erkenden onları yolcu etmeye gittik. Sonrasında denize gidince "ama ben Tan'la Devin'i çok seviyorum lütfen gitmesinler" ağlamalarım bir sonuç vermedi. gün boyunca Tan'ı sayıkladım. yürüyüşe bile gitmek istemedim onsuz.Bugün 2. gün hala arkadaşım çıkıp gelecek, birbirimize sarılacağız diye beklerken.Son darbe geldi.Ananemlere yemeğe gittik, çıkışta annem arabayı durdurdu, halam indi ve binmesini beklemeden hareket ettik. bu sefer "annecim lütfen halamı indirmeyelim" diye başladım ağlamaya. annem anlattı durdu birşeyler. ağzımdan çıkan son söz "AMA BENİM KİMSEM YOK Kİ HALA DA GİTMESİN" olunca annemde başladı ağlamaya. Bu olay olalı henüz bir saat oldu ve ben hala ÜZGÜNÜM:(

ANNEDEN: artık sıra bana geldi. yazmadığım süre içinde o kadar çok şey birikti ki. Uzay uyudu şimdi sıra bende. Bu ayrılıklar hassas Uzay'ı gerçekten çok etkiledi.


Bu fotoğrafı bugün babayla, Tan'a göndericem üzüldüğünü görmesinler diyerek çektim.
2 aydır ful enerji Başak'la beni peşlerinden koşturan Tan-Uzay ikilisinden uzay yalnız kalınca yanımdan kalkmadı neredeyse,denize girmek istemedi, yürüyüş istemedi....


kum üstünde resimler yaptı, denizde arabasına binerken bile bu Tan'ın arabasımı o ne zaman gelecek soruları bitmedi. Bu yaz ikimize de arkadaşlık dostluk eden bu aileyi şimdiden özledik. öğlen meyve yerken "anne Tan grapesleri (üzüm) çok severdi di mi," mısırcı geçerken "anne devin nasıl mısır yerdi" soruları midye dolmacı geçerken benim de "Mert burda olsa 50 tane yerdi" diye düşündürüp içim biraz da burkularak gülmeme sebeb oldu. neyse çok acıklı oldu Heyy dubai'de ki arkadaşlar, durum bu bundan sonra kışlık planları da ona göre yapın. sizi seviyoruz. Biraz da uzay'ın incileriyle güldüreyim sizi.


*Uzay Özmener'in(adı sorulduğunda artık böyle cevap veriyor) okumayı çok sevdiği kitaplarından bir seri de "ilk kelimelerim""my first words" her resmin altında türkçe-üstünde ingilizcesi yazıyor.her yeni resim ve kelime 2 dilde de öğreniliyor. geçen gün yenisi alınan kitaptakileri sayıyoruz. kova-bucket, makas-scissors, ..... devam ediyor, sıra rakun'a gelince rakun dedim sadece. Uzay "rakun- ne diye sordu." ingilizcesinin de racoon olduğunu anlatmaya çalıştım telaffuz benzeyince zorlandık her 2 halininde aynı olmasından ve benim anlamam için Uzay soruyu kolaylaştırdı. Uzay:"anne rakun'un Özmener'i ne?" mantığı süper değil mi? Uzay-özmener, merdiven-ladder, o zaman rakun'un özmener'i ne?????


*bu gün akşam üstü ananelere gidildi. anane Uzay'a "oğlum öpsene elimi" deyine Uzay'ın cevabı kısa ve netti "Bugün bayram değil, bayram bitti...."


*Hergece Uzay'ı yatırınca masal okuyorum. Hansel ile Gratel, Alaaddin,Pinokyo,Kurşun asker,Sinbad vb. Dün gece yattı, gece yarısı uykusundan ağlayarak uyandı. yanına koştum. Uzay"anne bana oku" diye ağladı. ben kitapları karıştırırken "anne bana bismillahi oku" dedi yanlış anladığımı düşündüm, " ne okuyayım oğlum" diye sordum. "bismillahi hani allah varya onu oku" dedi.Nazar dualarımı okuyup tekrar yatırdım. Sabah bunu nerden bildiğini sorduğumda Tü-Tü okumuştu bana dedi. Geçen haftalarda 1-2 gece zor geçti sanırım kabuslardan uzay çığlıklarla uyanınca Tütü'de alt kattan "bismillah "diye fırlavermişti yukarıya, unutmamış dualarla rahatlamış belki de...Neyseki uyudu ama ben uzun süre bunun etkisinde kaldım. Bunu düşünmesi,kendi istemesi şaşırttı beni.


Uzay hızla büyüyor artık seyrettiği kanallar bile değişti. baby Tv'leri bırakalı çok olmuştu ama şimdi Disney chanel, yumurcak da kesmiyor. o kanlları açınca "annem ben bebek değilim" demeye başladı. Onun hızına yetişemessem birşeyler kaçırırsam diye çok korkuyorum. onun hızına nasıl yetişeceğimi, hiç bir anını kaçırmadan nasıl yaşayacağımıya da bu süreci yavaşlatmanın yolunu bilen varsa bana da haber versin:))

Blog Widget by LinkWithin