31 Mart 2010 Çarşamba

Bal Dudak.

Bal dudak, balık ağız, ördek dudak vb. gibi o kadar çok benzetme yapılıyor ki dudaklarıma, beni her gören, her yeni tanışan mutlaka dudaklarımdan öpmek yada ısırmak istediğini belirtmeden geçmiyor yanımdan. Üzerimde taşıdığım nazar boncuğu da yetmiyor bu lokumları korumaya.
Yukarıdaki kolaj benim sağlıklı bal dudaklarımdan toparlanarak yapıldı. bal diyorum çünkü annem onların tadının baldan da tatlı olduğunu söylüyor. dediğim gibi nazarlarla bu dudaklardan eksik olmuyor.
Bu fotolar, Fransa'da düşüp, dudağı patlatıp, dişi kırdığımda çekildi. Patlak matlak yine de çok tatlı dediler.Üzerinden epey zaman geçti. Dudaklarım için söylenenler hiç değişmedi, sağır sultan bile duydu. Hatta bölgemizin arıları bile duymuş olsa gerek bugün beni ziyarete geldiler. Tü-Tü'yle camdan bakıp, İsmail amcaya Ali'yi soruyordum, sanırım bu dudakları daha önceden gözüne kestirmiş olan ve fırsat kollayan 1 arı geldi ve tam dudacığımdan sokuverdi.
Fotoda da göreceksiniz sol, alt hafif şişmiş. Anne hemen okuldan geldi, Dr. hastaneye götürün demiş, bastık , uçtuk acile. baktılar ilk yarım saat çok tehlikeli hele boyundan yukarıda 1 yer sokulmuşsa, ama en az 4 saat gözlemleyeceğiz ki dil, boğaz şişmesin, nefes alma zorluğu yaşanmasın. Tabii Tütü arının iğnesini çıkardıktan sonra, katil arıyı bulup, hakkından gelivermiş.
Evet beni sokmaya cüret eden arı bu. Tütü ona yaptığı işkencelerle arıyı arılıktan çıkarmış. hala söyleniyor,"sen benim bebeğimden ne istedin, beni sokaydın ya" diye de Tütü'cüm kusura bakma da 1 kendine 1 de bana bak. Sen arı olsan kimi sokardın, ağızının tadını biliyormuş arıcık:)
Neyse bu da böyle geçmiş olsun. Herşeyin 1 ilki varmış. Dudaklar da kazayı bu seferlik böyle atlatmış olsun:)



29 Mart 2010 Pazartesi

Araba böyle yıkanır

Annemle yaptığımız da araba yıkamakmıymış canım. Babamla bir giriştik arabalara, 3'ü arka arkaya, ne hale geldim. Ağzım, burnum çamur oldu, üstümü, paçalarımı hiç saymıyorum.
babam makineyi de çıkardı, tabanca gibi su püskirtüyor. Bana da pek yaklaşma dedi. Tos-Tos'un arkasına dolaştım ben de. Sonrasını kimse bilmiyor. Diğer taraftan çıktığımda bu haldeydim.
Annem aleti elimden almaya kalktı, kızdım.
Seninle beceremedik, hazır babam açmışken, herkes görsün ne işler yaptığımı dedim
Sonrası felaketti. Üstümdeki çamurla rahat 20 kile gelirdim. Annem eve dedi, başladım ağlamaya. Onu altta diğer başlıkta göreceksiniz "ağladım-sustum" olarak. Ağlamam geçince annem kaptığı gibi beni attı küvetin içine, ayağımda ayakkabı, üstümde yağmurlukla.
Duşu o halde şöyle 1 üstüme tuttu.Neyseki sonradan soydu da yıkadı. Ama üstümden akan çamuru görmeliydiniz. Eee akşam derbi var Eol(Erol)lara gidilecek, o halde de gidemezdim ya.
Maç bizimkiler arasındaydı. FB-GS. Bugün Tü-Tü babama "Uzay TV'de maç yapanları görünce -cimbom- dedi" demez mi? Ne yaptın sen Tü-Tü, babaya bu söylenir mi, hem de böyle 1 günde. Annem çağrıldı, "ben öğretmedim" dedi, suç ananeye atıldı, ama sonuçta benim "cimbom" değil "dindon" dediğime karar verilip ortalık sakinleştirildi. Herşeye rağmen annem bu akşam naçı FB alsın, yoksa huzur muzur kalmaz diye dua etti.
Neyse ki son dakikalarda Fener'in golü geldi, babam , ebem(Dr. Selo amcam) sevindi, evde 1 bayram havası annem derin 1 ohh (off mu bilmem) çekti. CD'ye Fenerbahçe Marşları koyuldu bangır bangır baba oğul dans ettik.
Babamın mutluluğu, annemin huzuru bana yansıdı gelice de, en çok sevdiğim yatak takımım arabalarımın içinde mışıl mışıl(yalan, saat 01 ve ben çok kere uyandım) (acaba ne olacak bu cimbom'un hali diye mi düşündüm)uyudum.

Ağladım Sustum

Araba yıkarken anne "hadi artık eve"derse ne olur, bu ağlama nasıl durdurulur!!!!

BY SILA KÜKNER

Bu gördüğünüz fotolar Sevgili Sıla ablam tarafından çekildi.
Eklenecek 1 şey yok sanırım
Harika pozlar yakalamış
teşekkürler Sıla ablam

ellerine sağlık

28 Mart 2010 Pazar

Top Havuzu

Söz konusu yemek olunca annemin gözü hiç 1 şey görmüyor. hayır çok yiyiyor anlamında değil söz konusu bana yemek yedirmek olunca diyorum, harikalar yaratıyor. Yeni 1 yer açılmış üst kat tamamen çocuklara ait annemden kaçmaz tabiii. Yok yok orada, salıncak, kaydırak, TV, sahne,kalemler, puzzlelar,oyuncaklar, hele 1 de top havuzu var ki
bayılıyorum top havuzlarına. Oyun okulumda da var gider ditmez önce oraya dalıyorum.
Hem top havuzu, hem de orada tanıştığım 1 arkadaşın komik abisi olunca güldüm eğlendim. Bu arada annemde çaktırmadan bana pilav, patates, tam 3 tane de köfte yedirmiş. Sanırım biz sıksık takılacağız buraya artık. Bakın bakalım siz de benim halime eğlenirsiniz belki:)

25 Mart 2010 Perşembe

koku,hav hav, bahar, emzik

Bazen insan yazacak 1 şey bulamıyor bazense birikip duruyor, böyle durumlarda da bir sürü başlık oluyor:)Akşamları annem bloğumu düzenlerken bende onun yanında takılıyorum genelde. Bu gece de öyle oldu, ayakkabıyı çorabı attım, başladım pondiklerimi(ayak parmaklarımı) karıştırmaya.
Annem "burası ayak mı kokuyor" deyince
baktım, biraz ekşi kokmuş, tam da Cengiz dedemin sevdiği gibi, kokuyu yok etmenin yolu onu gizlemek diye düşündüm.Babişkom sanırım 1 yemin etmiş. Abim Scooby'i kaybettikten sonra eve yeni hav hav sokmamaya. Biraz daha büyüyeyim bu konuyu detaylı tartışırız. Tülin ananemle Cengiz dedem de bunu bildiklerinden olsa gerek bana hav havlı terlik almışlardı. Arada giyiyordum ama bahar gelip, her bahçede 1 köpek görünce benim de havhav isteğim kabardı , ee bir de hafif ekşimik koku olunca annem de "şimdilik bunlarla idare et,koku gitsin, diğer meselede de biraz büyüyünce ikimiz bir olur babanı kandırırız" dedi.
Geçirdim ayağıma havhavları, sıkılmasınlar diye evin içinde dolaştım durdum, kaydıraktan kaydım.
Akşam üstleri geziyoruz dedim ya annemle, sitemizdeki ağaçlar öyle güzel çiçek açtı ki , tablo gibi oldu sokaklar.
Gezilerimize Azza da eşlik ediyor demiştim ya, bugün ben yürümeyi tercih ettim. Ama Azza hala arabada.
Öyle olunca arkadaşımın arabasını ben iteyim bari dedim ne de olsa erkek olarak nezaketen doğrusu budur diye düşündüm.
Bu arada doğduğum gece hastanede aldığımın dışında yalancı meme(emzik) hiç almadım. Aslı varken plastik, kauçuk, silikon(bu arada şimdiki fikrim bu ama ileride silikon memeler için başka türlü düşünebilirim:))gibi yapay şeyleri neden ağzıma alayım ki:) Annemde doğduktan sonra neredeyse ilk 6 ay boyunca bana çeşit çeşit emzikler aldı sayısı 10'ları çoktan geçmişti en kaliteli pahalısından, en uyduruk ucuzuna kadar. hatta Bodrum'daki çocuk mağzaları annemi sürekli emzik almasından tanırlar ama olmadı istemedim. Oyuncaklarımın arasında çeşit çeşit emziği kurdeleyle birbirine bağlanmış halde buldum. Artık aslı olmadığına göre 1 deneyelim bakalım dedim. Sonra neden emzik almadığımı anladım, baksanıza ne kadar çirkin görünüyorum:)

23 Mart 2010 Salı

Babasının Oğlu

Biliyorsunuz ananemle dedem gitti, babişkom da gitti ve hala gelmedi:( Annem hergün beni oyalamak için ne atraksiyon yaratacağını şaşırmış durumda. Genelde okuldan gelince atıyoruz kendimizi sokağa. Önce Tü-tü'yü yolcu edip, kısa bir site turu, ardında "paaka".Eve dönüş yolunda Azza'yla karşılaşıp 1 tur daha atıp , yine parka, bazen yemeği dışarda yemeği sevdiğimizden Azza'yla yemeğe çıkıyoruz, tabii annelerde geliyor bizimle, gittiğimiz yerde koşturmaca. Annem perişan, ben bazen zorla ama mutlu 1 şekilde eve giriyoruz. Bugün "artık değişik 1 şey yapalım" dedi annem. Hava çok güzel, annemin arabası kirli, babam da yok. "En iyisi ikimiz arabamızı yıkayalım" dedi. Kovayı, deterjanı bana taşıttı, bunu bahçeden gören Deniz teyzem koşup geldi "ne çok iş yaptırıyorsun bu çocuğa" diye. Ama bu benim ilk araba yıkayışım tüm detayları öğrenmem lazım( bu arada babamın başınçlı araba yıkama makinesini annem çalıştıramadığı için o detayı baba-oğul erkek erkeğe arabamızın başında o birasını , ben sütümü içerken çözeriz herhalde)
Neyse annem eline fırçasını süngerini aldı, benim elime de fırçamı verdi, başladık köpük köpük yıkamaya. Beni ilgilendiren daha ziyade köpük kısmı oldu:)
Annem "yok öyle köpüklerle oyun, herkes kendi arabasını yıkasın bakalım" deyince, ben de başladım tos-tos'umu yıkamaya.
annem benim elime küçücük fırçayı tutuşturdu ama küçük 1 kova vermeyi akıl edemedi. Su azalınca köpüklere ulaşmak için şekilden şekile girdim.
Elif ablam olmasa ya ben kovanın içine düşecektim ya da kova benim kafama geçecekti. Neyseki araba yıkama işini kazasız belasız bitirdik. Azza'nın babası gururla beni seyretti, eee ne de olsa küçük kızının ilk ve tek erkek arkadaşı şimdiden başlamıştı bu işlere(laf aramızda kendisi de yaz demez kış demez hergün araba yıkar da) Sonuçta babama yakışır 1 şekilde arabalarımızı temizleyip öyle girdik eve, bakalım annem yarın ne iş çıkaracak ??????

21 Mart 2010 Pazar

Çalışmanın Ödülü

Havalar düzelmeye başladı, yavaştan bahçe mevsimi açılacak, hoş ben kendimce açalı çok oluyor ama. Bahçeyi hazırlamak lazım. Ali abi gelip bakıyor bahçemize ama yardım etmek lazım. Tabii bahçede çalışıp yorulunca , dinlenmek için annem dayımın bana hediyesi olan VosVos'a binip biraz takılmama izin verdi. dayım acaip 1 adam onu anlatmak için doğru kelimeyi nasıl bulurum bilmiyorum ama maceraperest bunlardan biri. Ve bir macerası da onun yepyeni arabasına mal olmuş sonrasında da bu emektar VosVos'a binmiş bir süre. sonra kendine yeni araba alınca da bu VosVosu, benim bineceğim zaman iyice antika olur, biliyor ki babam da ona çok iyi bakar süper olur diyerek bana hediye etti. Canım dayım keşke daha yakın olsak daha çok güreşsek, pardon görüşsek:)) Neyse bende 18 yaşına kadar bekleyecek değilim ya. genlerimdeki dayım sağolsun şimdiden geçtim direksiyon başına:)

20 Mart 2010 Cumartesi

Nazar Böceği Uzay

Annem sağa sola nazar boncuğu serpiştirip, türlü kazalarda uzak olacağız sanıyor. Fotoğraftan pek anlaşılmıyor olabilir ama alnım şiş ve mor, çenemse sıyrılmış ve kırmızı. Tam bir renk cümbüşüyüm yani. Artık salonun merdivenlerini tek başıma inip çıkıyorum, yardım istemiyorum ya, dün akşamda inerken kafa üstü 3 basamak iniverdim. Hemen buz muz, ama asıl ilacım Azza. Gittik Azza'lara ağlamam geçti. Sonra babam bizi Gordion'a götürdü hem değişik 1 şeyler yiyeyim hem sağa sola koşayım diye. Tam dolanırken 1 baktım karşımda Azza. Beni öyle alnımda şiş, buzlarla görünce dayanamamış, annesini almış gelmiş.
Beraber dolaştık, oyunlar oynadık,
kendimize ciciler baktık,
güzelce yemeğimizi yedikten sonra da 1 café de oturduk biraz.Neyse bende çok tantana yapmadım düşüşümle ilgili. Bu sabahta babam turneye giderken öpmek istedi, kafayı çevirince sehpanın kenarına geldi çenem, hafif sıyrıldı kızardı. Babişkom hiç dayanamıyor çok üzülüyor. Üzülme babişkooo çocuk dediğin böyle büyüyor:)

18 Mart 2010 Perşembe

Kukla-Anane-Dede

Bu ne biçim başlık böyle diyebilirsiniz ama sırayla hepsinden bahsedeceğim. Dün akşam nihayet bütün aile akşam yemeğinde biraraya gelebildik. Benim makarnadan farklı şeyler yiyebilmem için sürekli dışarıdayız ya bu sefer de Kukla Kebab'a gittik. Çocuklar için çok güzel 1 oyun odası var, belirli aralıklarla oturtup kukla oynatıyorlar, ve çok tatlı ablalar var yemek yiyen çocuklara balondan figürler yapıp, şeker verip, onlarla oyun oynuyorlar.
Önce oturup kukla gösterisini seyrettim. Babamın bana oynattığına benziyor ama biraz farklı. Hayatımda ilk defa döner yedim.
ve tabiii şekeri de kaptım.. Ablalar bana balondan önce 1 köpek, sonra kılıç ve ardından kalpler yaptılar. Kalpleri anenemle dedeme verdim. Malum gidecekler ya kalbimde onlarla demek için.
Benim canım dedem yememiş, içmemiş diye başlarlar ya lafa, tam tersi olarak yemiş, içmiş komacan 1 göbek yapmış. niye?????
Tabii ki ben tırmanayım diye:) Bu akşam gidecekler ya bol bol tırmandım dedeme.
Ananem bırakır mı o da geldi yanımıza.
Hadi dedik makina ortadayken 3 nesil poz verdik. bir de nenem olsaydı......
Kapanışı yine dedemin üstünde yaptım. Annem her tırmanışta "Uzay" diye seslenip fotoğraf çektiği için de bütün gece tırmanıp tırmanıp poz verdim. hiç yatıp uyumak istemedim. Ananemle dedemi şimdiden özledim. Haftasonu babişkomda turnede kaldık yine ana-oğul başbaşa:( :) Bu hafta biraz zor geçecek evin kalabalığı, gürültüsü bitecek. sıkılırız biz şimdi yalnızlıktan, işiniz yoksa hepinizi bekleriz:)

16 Mart 2010 Salı

Yeni Arkadaşım Elit (ELİF)

artık yeni bir arkadaşım daha var. Annemin okuldan arkadaşı Ece teyzenin kızı Elif.
Elif de Azra'yla yaşıt, ben çok mutlu oldum Elif geldi diye. Elif'in benden biraz büyük abisi olduğu için o da benim gibi top ve arabalarla oynamayı seviyor:)Beraber oturduk oyunlar oyun adık, annemde fotoğraf çekeyim deyince hadi dedik "eller ağıza" böyle 1 poz çıktı işte:) Keşke daha çok arkadaşım olsa, hep beraber olsak oynasak.....(Bu arada dün oyun grubuma gitmedim. Hem arkadaş diyorsun, hem neden gitmiyorsun diyeceksiniz ama ananem hala burda, bir de dedem geldi ki yanlarından ayrılmayı hiç istemiyorum. haftaya gider arkadaşlarımla oynarım artık:))

7 Mart 2010 Pazar

AZZZZZAA:)

Bu azra beni öldürecek. Hemen hemen doğduğumuz günden beri beraberiz. Birbirimizi görmeden 1 günümüz geçmiyor. Ya o bizde ya ben onlarda. o benim adımı söyleyemese de yürümeye başladıktan sonra evden çıkınca direk geldiği yer bizim ev oluyor. e tabii sürekli beraber olunca ilişkimizde ona göre oluyor. Annesi Esra teyze bazen benim Azra'ya seslenmemi(bağırmamı) 40 yıllık kocanın karısına bağırmasına benzetiyor. Hakikaten "Azzzzaaa" diye 1 bağırıyorum yer gök inliyor, e ne yapayım hep benimle ilgilensin, benim dediğim olsun istiyorum E bende 1 erkeğim ne de olsa .Geçen gün yine girdik oyun parkına yine istediklerimi yapmadı ben de başladım bağırmaya, asıl siz benden ziyade Azra'nın bana bakışına baksanıza:)
O da üzüldü tabii, o üzülünce de ben üzüldüm, gönlünü alayım dedim.Babası yokken daha rahat oluyorum, biraz kıskançta....Neyse canım biz de kardeşiz zaten.....
Aldım gönlünü başladık yine oynamaya.
Sonra da yürüyüş, hemen sonrasında Azra'nın (ve tabii benim de sayılır) ablamız Şimal'in kollarında, salıncak sefası. Koca kafasında şapka tutmayan benim kafamda da Azra'nın şapkası. Havalar biraz daha ısınsın bahçe maceralarımız da başlar onlardan haberdar ederiz sizi:)

2 Mart 2010 Salı

Gündüzüm Gecem

Artık iyice uyum sağladım oyun grubuma.Aslına bakarsanız ilk günden beri uyumluyum ya.
Bu hafta yeni 1 diş çıkarıyorum. Akşamları parçalı bulutlu ateşli, burun sürekli akmalı, arada öksürük bile var.
annem belki biraz huysuz olurum diye düşündü ama hiç sorun çıkarmadım:) Arkadaşlarımla oynadım.
Akşamları masal öncesi, puppet show başladı. Memesiz uykuya alternatifleri
babişkom harikalar yarattı ama.....
Yine de uykunun en güzeli , en rahatı annişkonun koynunda, hatta elim içerlerde masal dinlerken oluyor:)
Blog Widget by LinkWithin