fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2012 Cuma

kısa kısa

geçen haftadan kısa notlar:
Babamlar artık bensiz maç izlemezler herhalde. çünkü son gittiğim maçta Fenerbahçe tam 6 tane gol attı. Tabii annem de beni bir daha gönderir mi bilmiyorum çünkü son gittiğim maçtan eve gece 12 de yaka bağır açık azıcık da sarhoş dönmüş olabiliriz:)))))))))))))))))))


Bir ilk gerçekleşti. Genelde pantolonlarımın boyları kısalıyor ve artık ya giyilmez duruma yada şort haline geliyordu. Ama ilk defa benimde pantolonumun dizi eskimekten eridi ve yırtıldı. Artık ben de dizi yamalı pantolon giyeceğim galiba. Annem ilk defa böyle 1 şey gördüğü için mutlu oldu ama ben ağladım:((((((((((((((((


Yazları evinden çıkmadığımız Aşşegül'lerle bu yaz pek görüşememiştik. Koca kış neredeyse bitecek yine görüşemedik artık neredeyse unutacaktım ki bebekliğimden beri hep onlarla beraberim. Artık özlem dayanılmaz olunca ziyarete gittik. Aşşegül'ü çok özlemişim ama galiba Aslı ve Moyito'yu daha çok:)


Gecenin ilerleyen saatlerinde ben çaldım, moyito dinledi, o da beni özlemiş ki gecenin sonunda "eve gitmek istemiyorum, burda kalıcam" diye ağlarken yanımdan 1 saniye ayrılmadı.
Bu da nedense annemi çok şaşırtan bir video. Niye şaşırdı anlamadım benim de bişeylere ittaaacım olamaz mı???




9 Şubat 2012 Perşembe

BU MAÇ(LAR) KAÇMAZ:)))

Vay be erkek olmak, takım tutmak ve süpper bir taraftar gurubuyla maç seyretmek acaip güzel bir şeymiş. Galiba babam beni çok özlemiş yanından ayırmak istemiyo,yada ben de artık erkeklerle maç izleyecek kadar büyüdüm ki maç izlemeye Sait amcalara beni de götürmek istedi .malum Fener-Beliktaş maçı var. Futbolla ilgili ilk söylemim biliyorsunuz babamı yıkan "ben beşiktaşlıyım" sözleri olmuştu. Babam konunun üzerine eğilince normale döndüm. Ben Fenerliyim oldum, bu yüzden bu maç ekstra önemli. Bu arada bizim aile ya Galatasaraylıdır, ya Fenerbahçeli. babamın korkulu rüyası benim Galatasaraylı olmamdı ben Beşiktaşılıyım diyiverdim ortalık iyice karıştı:))) Neyse annem devre arası yada durmazsam aradığımız an gelip alacak. Malum annemsiz ben ne yaparım? (Bu sorunun cevabı aşağıda)
formalarımızı giydik babişkoyla, hazırlandık,düştük yollara. İşin güzel taraflarından biri de Erol'un da orada olmasıydı.


Ipad'i masaya kurup yemeye yumulduk, yumuldular:)

Sonra maç izlemek için mehşur karanlık odaya gidildi. Stadyum mu desem, sinema salonu mu bilemedim ama çok keyifliydi, Erol'la alt alta, üst üste çok eğlendim.(ANNEDEN: Sanırım ayakkabılarını çıkarmaya ikna edemediler Uzayı bu yüzden notu düşmeden edemeyeceğim, çünkü bir İLK.Bodrum'da Uzay biraz de ananesinin söylemleriyle dedisinden koşu ayakkabısı almasını istedi, Hemen marinaya gidildi.Çünkü bu çok sıradışı 1 istek Uzay ayakkabı istemez, kesinlikle denemez,dükkana girmez, zorla denetsek acıtıyor, istemiyorum diye ağlar. Neyse MAVİ KOŞU ayakkabısı diye girdik dükkana. Girer girmez gitti ayağındakileri buldu, Kadir abisinin giydirmesine izin verdi ve "bunları istiyorum, çok rahat, hiç acıtmıyor. hadi koşalım artık "deyince bir "gazla oğlum grisine de baksak mavi ayakkabın çok" deyince. zorla aynısının grisini giydi ve çok acıttığını söyleyerek çıkarıp attı. sonra herkez bana baksın , dışarı gelin koşucam şimdi diyerek marinada deli danalar gibi koşmaya başladı öyleki ıslak mozaiğin üzerinde 4 kere filan düştükten sonra bile, "bişey olmadı bunlar koşu ayakkabısı" diyerek koşmaya devam etti. Şimdilik ayakkabıları sakladık çünkü Ankara'nın bu karında kışında Mavi Koşu Ayakkabıları ile yapmak istiyor herşeyi.)



Devre arası biraz müzik, biraz spor. Tolga abim bir erkeğin sahip olmak isteyeceği süper bir ortam yaratmış. bu ortamı değerlendirip kısa bir solo, buyrun sizde dinleyin




Sıra geldi spora.



Tolga abim kısa bir masatenisi çalışması yaptırdı ancak ben aşağıdaki gibi oynanırsa daha keyifli olacağına karar verdim:)





Gördüğünüz gibi annemsiz ben ne yaptım çoook eğlendim, aramadım bile. Eve de babamla maç bitince döndük. Ha biz buraya maç seyretmeye gelmiştik değil mi? Tamamen unutmuşum. Fenerbahçe 2- 0 yendi Beşiktaşı.

29 Mart 2010 Pazartesi

Araba böyle yıkanır

Annemle yaptığımız da araba yıkamakmıymış canım. Babamla bir giriştik arabalara, 3'ü arka arkaya, ne hale geldim. Ağzım, burnum çamur oldu, üstümü, paçalarımı hiç saymıyorum.
babam makineyi de çıkardı, tabanca gibi su püskirtüyor. Bana da pek yaklaşma dedi. Tos-Tos'un arkasına dolaştım ben de. Sonrasını kimse bilmiyor. Diğer taraftan çıktığımda bu haldeydim.
Annem aleti elimden almaya kalktı, kızdım.
Seninle beceremedik, hazır babam açmışken, herkes görsün ne işler yaptığımı dedim
Sonrası felaketti. Üstümdeki çamurla rahat 20 kile gelirdim. Annem eve dedi, başladım ağlamaya. Onu altta diğer başlıkta göreceksiniz "ağladım-sustum" olarak. Ağlamam geçince annem kaptığı gibi beni attı küvetin içine, ayağımda ayakkabı, üstümde yağmurlukla.
Duşu o halde şöyle 1 üstüme tuttu.Neyseki sonradan soydu da yıkadı. Ama üstümden akan çamuru görmeliydiniz. Eee akşam derbi var Eol(Erol)lara gidilecek, o halde de gidemezdim ya.
Maç bizimkiler arasındaydı. FB-GS. Bugün Tü-Tü babama "Uzay TV'de maç yapanları görünce -cimbom- dedi" demez mi? Ne yaptın sen Tü-Tü, babaya bu söylenir mi, hem de böyle 1 günde. Annem çağrıldı, "ben öğretmedim" dedi, suç ananeye atıldı, ama sonuçta benim "cimbom" değil "dindon" dediğime karar verilip ortalık sakinleştirildi. Herşeye rağmen annem bu akşam naçı FB alsın, yoksa huzur muzur kalmaz diye dua etti.
Neyse ki son dakikalarda Fener'in golü geldi, babam , ebem(Dr. Selo amcam) sevindi, evde 1 bayram havası annem derin 1 ohh (off mu bilmem) çekti. CD'ye Fenerbahçe Marşları koyuldu bangır bangır baba oğul dans ettik.
Babamın mutluluğu, annemin huzuru bana yansıdı gelice de, en çok sevdiğim yatak takımım arabalarımın içinde mışıl mışıl(yalan, saat 01 ve ben çok kere uyandım) (acaba ne olacak bu cimbom'un hali diye mi düşündüm)uyudum.

30 Kasım 2009 Pazartesi

Bayram Geldi !!!!

Öncelikle herkesin bayramı 1 kez daha kutlu olsun. Bayram geldi gelmesine ama bize pek öyle iyi gelmedi.
Fotoğraftandan belki anlayabilmişsinizdir, pek keyfim yok. Bugün bayramın son benim ateşimin 3. günü. Ama bakın bayram herşeye rağmen nasıl geçti.
arife günü babam Konya'dan gelip direk provaya gidince artık dayanamadım bende gittim peşinden. Oyun sonrası mehşur reji toplantısı Kıtır'daymış. Orda buluştuk babamla. Babam işle ilgilenirken ben önce yukarıda biraz yazı- resim çalıştım.
Artık Dumansız Hava Sahası var ya öyle mutlu oluyorum ki, ben de gidebiliyorum heryere. Annem dart oynamama izin vermeyince epey bir yazdım çizdim.
Baktım Yağmur'da gelmiş, indim aşağıya, çıktım masanın üstüne, başladım Yağmur'la muhabbete.Anlattım durdum.
Bir süre sonra sözler yetmedi,
Sarılıverdim Yağmur'a. Ama o da nesi. Sanki Yağmur'un babası yok, Ünsal amca ses çıkarmazken (biliyorsunuzdur benden korkar. telefonda, televizyonda, adının geçtiği yerde bir korkuturum ki onu, Yağmur'a sarılmama ses bile çıkaramaz.) Tolga amca (ki o da ben gibi 1 erkek çocuk babası ama bu kız konusundaki hassasiyetini anlayamadım) ve Burak abi "hoop, noo'luyoruz" gibilerinden 1 tepki vermesin mi? Yahu size ne abicim, kızın babası ses çıkarmıyor ya. Ha tamam belki görmemiş olabilir ama ayıp olmadı mı? Burak abi sanırım mekanında bu tarz hareketlerden pek hoşlanmıyor ama karşı masadaki abi de yanındaki kızı öpüp kokluyordu. Tamam 18 yaş altı olabiliriz ama bizde 18 ayı dolduralı epey oluyor Burak abi:)
Neyse bunun üstüne "Yürrüü "dedim babama "gidelim daha fazla kalamam burada" kalktık hemen.
Annem "biz gidiyoruz" dediğinde "sen git, Uzay kalsın" dediler ama yapılan hareket hoş değildi. Ben de kalmadım. Zaten ertesi gün bayram erken yatıp erken kalkmalı. Nitekim yattım, ama gece 03:00 sıralarında ateş yoklamaya başladı beni. Sabaha iyiydim, pek üstünde durmadım. Ananemle dedemin ta buralara kadar gelip aldıkları ama üstümde göremedikleri bayramlıklarımı giyip hazırlandım.
Bizimkiler de hazır olunca çıktım bahçeyi kontrol ettim
gakgo'larla, miyavlarla bayramlaşıp düştük yola, babanneye, halaya, Ozan abime.Hafif kırıklık var vücudumda ama anlatamıyorum. Az çorbamı içtim biraz sakin geçireyim günü enerji toplayayım dedim. Oturdum Ozan abime kitap okudum. Ozan abim gidince de babanne hala ve Eşber amcayla takıldık. ben de büyüyüp Ozan abim gibi olmak istiyorum. Giyindi süslendi bastı gitti artık kız arkadaş durumları mı neyse? Ama yine de karlı çıkan ben oldum, bayram harçlıklarını toplayıverdim.
Akşam üstü biz eve döndük ateş hafif hafif geldi ,gitti.
BAYRAMIN 2. GÜNÜ
akşam ateş geldi ancak ateş düşürücü ile gitti. Ayşanım teyzeler de bizi davet etmişler hem bayramlaşalım hemde ayıptır yazması lahana sarmalarla filan karnımızı doyuralım diye. Bu davet biraz da annemim yüzsüzlüğünden kaynaklandı ya neyse...
Sanıyorum ateşten çok su içmek istiyorum, içim yanıyor önce kendim içiyorum suyu, sonrada fil'ime içiriyorum. O da benim gibi susamış herhalde hortumuyla çekiveriyor suyu.
İkimizde susuzluğumuzu giderdiğimize göre hadi gezelim diyorum .
Nedense 1 türlü anlaşamıyoruz. Genlerimde bulunan Nasrettin Hocalıktan mıdır yoksa ateşten ne yaptığımı bilmemekten mi bir türlü adam gibi binemiyorum filin üstüne. Üst köşede görüyorsunuz ya:)
Neyse babam yok, ateş var, Ayşe teyzelere gitmesek mi diyoruz, Beliğ dede(herkese abi, teyze sana dede dedim diye kızmaszın inşallah ama daha amca diyemiyorum ya ondan:)) diyorki "ha evde oturmuşlar he burda gelsinler bak abiler de var" hal böyleyken basıp gidiyoruz. İyi ki gitmişiz, Berkin abimin hazırladığı bu sofrayı ve Ayşanımteyzemin yaptığı bu mamaları kaçırmak istemezdim doğrusu.
Alın size bayram sofrası, dün babannemde, bugün burda hem harçlık, hem bayramlık ciciler bayıldım bu işe:) aslında bu şerefi biraz da Utku abime borçluyuz. Üniversite için Kıprıs'a gitti gideli onun her gelişi bayram aslında. O da bize borçlu olduğunu söylüyor bu mamaları sanki annesi hiç yapmazmış gibi. Bu yüzden de annemle gece boyu takıştılar zaten. Annem çok yiyormuş. eee sen de ye abisi ayrıca annem benim içinde yani 2 kişilik yiyiyo , az bile. Ayrıca giderken Ayşanımteyzemin verdiği tabaktakilerde gözün kaldı, farketmedim sanma. olsun annem onları da afiyetle yedi. Neyse annem tıkınıp dururken ben yalnız başıma takıldım oralarda
Bu ailede 2 tane erkek çocuk var ama Ayşe teyze hep anlatır çok uslulardı, hiç zorlanmadım diye. Sanırım evde de pozitif 1 elektrik var ya da ne var anlamadım yemek boyunca hiç sesimi çıkarmadan arabalarla oynadım, Tv'ye takıldım. annem bile şaşırdı. Zaten sanırım biraz da o şaşkınlıktan yedi.
Berkin abim kibarlık edip yemekten erken kalkıp yanıma geldi.
Birlikte oturup biraz TV seyrettik ama benim kanım kaynamaya başladı. Bu kadar sakinlik bana fazla deyip, çıktım Berkin abimin üstüne.
biraz sevip, güreştikten sonra
başköşede dinlendim. Ateşim pek yoktu, ama gitme vakti geldi. Tüm aile bizi uğurladı. tekrar teşekkür ederiz Karatay ailesine, çok güzel 1 akşamdı.
Ordan malum maç var, ateş de olmayınca , hem 1 de bayramlaşalım diye Erol abisilere uğradık. Bu hafta ne bu şanssızlık anlamadım.Geçen hafata çok sinirlenen Selo amcamın bağırmaktan gözü kanamış resmen bu hafta elim sonuca (kasımpaşa 3-Fenerbahçe 1) rağmen ilk yarı boyunca hiç sesi çıkmadı Selo amcamın.Zaten bizde kalktık ilk yarı bitmeden.
BAYRAMIN 3.Günü iel ilgili hiç 1 şey yok, bütün gün evde, pijamalarımı daha çıkartamadan geçti:( Ateşim iyice artınca soğuğa yakın banyo ve hemen de sızıp kaldım.
Bayramın 4. günü;
Gül teyzem de geldi, ilaçlara devam ateş pek yok, keyfim şimdilik idare eder. Yeni gelişmeler olursa onlarda sonraya artık. Hadi bakalım hafif yollu hasta masta herkese tekrar iyi bayramlar.
PS: Artık Sayfanın solunda , UZAY SÖZLÜĞÜ diye bir bölme göreceksiniz. yeni kelimeler artık orada da yer alacak. Eskileri yazmadım o liste "BİR BUÇUK" adlı kayıtın içerisinde var.Bu arada sözlüğe yeni kelimeler ekleniyor. İlki KALK, kimse oturmasın herkes ayağa kalksın diğeri de ÇİÇE yani çiçek. aslında yazın Bodrum'da Böce(böcek) de diyordum malum bahçedeydik hep karıncalarla arkadaşlık etmekten öğrenmiştim ama bu aralar pek kullamıyorum. onun yerine böcekler arı gibi zzzzzz bence.Epeydir söylediğim annemin unuttuğu ÇUFÇUF var tren. Ha bire yılan var SISSSSS.

22 Kasım 2009 Pazar

yine gitti saçlar

Annemle babamın tartışmaları hep benim saçlarım yüzünden çıkıyor, babam kestirelim diyor, annem yok olmaz diyor.Ama artık saçlar iyice uzayıp, gözlerime girince kestirmeye mecbur kaldık:(
İşin garibi uzuyor, uzuyor ama 1 türlü sağa, sola yatmıyor şu inatçı saçlar.
yine berberde bağrış, çağrış kestiler. bu sefer annem ne istediğini bilen birisi olarak modeli tarif etti ki, en son babamla dedemin Bodrum'da kestirdiği gibi hafif eşek traşı olmasın, beslemelere dönmeyeyim diye.Emre abi olayı çözdü ama biraz zaman lazım şimdilik annemin bile suratıma rahatça bakıp, oğluymuşcasına beni sevebileceği 1 model yaptı.(Son seferinde annem bana bakıp bakıp kafasını çeviriyordu da) Neyse saçla ilgili ayrıntılar fotolar daha sonra. Şimdi şu halı altı temizleme meselesine gelelim.
Elektrikli süpürgeye filan gerek yok temizlik dediğin böyle yapılır, herkese örnek olsun.hiç üşenmeyin el süpürgesiyle bile olsa, kaldırın bambu halıları onların altını da süpürün yoksa temizlik olmaz ki zaten:)
Gelelim yeni kelimelere ve merdivenlere. Artık "AŞŞA" diyebiliyorum. Gördüğünüz gibi merdivene oturup "aşşa" diyorum, nereye gidelim dediklerinde gitmek istediğim yere göre "aşşa" diyorum, eğer duyan yada ilgilenen olmazsa kendim gitmeye çalışıyorum
sizde mi farkettiniz, ben yukarı çıkarken de "aşşa" diyorum:) Gülmeyin yauv ben daha küçüğüm ötekinide(yukarı) öğrenirim yakında. En azından merdivenin başına gidip söylüyorum annemlarde anlıyor hangi aşşa olduğunu:) Bu arada bu fotoğraf hafta sonu derbisinde çekildi. Selo amcayı hiç böyle görmemiştim o adamdan bu kadar ses nasıl çıkıyor anlamıyorum. Skoru burada tekrar etmek istemeyeceğim maçta (bjk:3-FB:0) öyle bir bağırış, çağırış vardı ki, sormayın aslında pek korkmadım zaten niye korkayım ki bu kadar gürültü ancak birisini severken yapılır ben alışkınım ananemden onlarda beni hep öyle severler yalnız Selo amca golleri yiyen takımı tuttuğu halde kimi sevdi onu anlayamadım:P
P.S: geçen gün Aşşegül aradı, beni pek sever blogumun da sıkı takipçisidir. Sözlüğü hazırlarken önemli 1 şey unutmuşuz. Eee ben "aşşe" de diyebiliyorum ya. Yaz boyunca "şe" "şe" diye gezip, 1 şey istedim mi, 1 çıkarım oldu mu "aşşe" "aşşe" diyip durmadım mı? Haklısın Aşşe'cim özür dileriz bunu da sözlüğe ekleriz.

8 Ekim 2009 Perşembe

BİR HAFTASONU - BİR PİKNİK

Öncelikle beni özleyen herkese kocaman 1 öpücükle başlayalım. Teknik aksaklıklar nedeniyle verdiğimiz araya kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hayvanat bahçesinden sonra geçen hafta sonu da Rotaryanların düzenlediği geleneksel piknikteydik. Şansımıza hava da çok güzeldi. Ben çoook eğlendim, özgürlüğümü, bağımsızlığımı ilan edip oraların maskotu oldum. Neler mi yaptım?

Öncelikle kocaman "şimşek McQuin" balonu alıp belime bağlattım ki beni kalabalıkta oradan takip etsinler.

Uçurtma uçuranları seyretmeye gittim.

Şebnem teyzemin aldığı topla oynadım.

durdum kendi balonumu seyrettim.

Erol abimle oyunlar oynadım, güreştim


Sonra beraber etrafı, kızları seyretik:)

Akşama Fener'in maçı olunca tabii baba-oğul formalarımızı giydik, gezdik

Yetmedi sahneye çıktık.

Babamdan kurtulup kendime arkadaşlar buldum:)

Elimde çıngıraklı tekerleğim, özgürlüğün tadını çıkardım.

Tabii annemi bulduğum yerde "memmeee" diye sıkıştırmadım değil:)

Hemen ebem (dünyaya gelmeme sebeb olan adam aynı zaman da) kucakladı beni verdi Erol abime. Piknik sonu geleneksel toplu fotoğrafa bende girdim böylelikle.

Piknik sonu maçı ilemeye Erol'lara. Yahu ne çok arabası var. koca kutu. hepsini döktü benim için.

Oynadım yoruldum, karnımı doyurdum.Hem piknik, hem Erol'la oyun sonra gece de böyle uyudum.

Blog Widget by LinkWithin