25 Haziran 2012 Pazartesi

Anne Bodrum'dan Bildiriyor

Uzay bu aralar pek meşgul ben yazayım istedim.1hafta sonunda evimize yerleşip normal düzenimize geçtik. Artık herkes biliyor. Doğumları ard arda gelen 3 silahsör var burda. Sırasıyla UZAY, TAN ve BORAN. Ne yazık ki 3'u bir araya biraz zor geliyor. Gecen sene Boran geç gelmişti bu sene Tan daha ortalarda yok😞




Uzay Tan'ı çok özledi, gecen sene neredeyse 2ay sürekli beraberlerdi, Boran'la ısınma turlarında biraz dövüşüp biraz oynaşiyorlar şimdilik




Kavgadan arta kalan zamanlarında dondurma yiyip, arabalarla oynayıp yine tartışıyorlar. Arkadaşlığa farklı bir bakış açısı getirdiler.




Bizim evde pek dizi seyredilmez, yerli diziler neredeyse hiç. Dizilerin başlama saati bizim yatış saatimize denk geldiginden o saatlerde bizde masal okunur, hadi oğlum uyu artık sesleri duyulur. Babamizin oynadığı dizilerinse ya saati hiç uymaz ya da son dönemlerde sık sık kötü adam canlandırmış olan baba seyredilsin istenmez. Gecen hafta misafir oyuncu olarak katıldığı Yalan Dünya dizisi çok özlediğimiz babamizin sahneleri çıkınca köşesinden bucağından izlendi. Uzay'in en büyük üzüntüsü sürekli seslendigi babasının onu duymamasıydı.




Ertesi gün daha ilginç bir şey oldu sevgili kuzenim Sinem Uzay'in fotograflarını çekerken "hadi Orçun pozu ver" deyince Uzay'in suratı bu sekilleri aldı.buna en çok ben şaşırdım.
Beni şaşırtan başka 1 seyde Uzay'in su maceraları oldu. Bilirsinizki Uzay alışkanlıklarına bağlı hatta bu konu inatçı sayılabilecek bir cocuk. Her sene Bodrum'a gelindiğinde Ankara'da havalar ısınsa da cikaramadigimiz çoraplarıyla gezer terlik icinde kıro kıro ,hatta ilk gün denize bile oyle iner. İlk bir iki hafta suya fazla bulaşmadan kenarda takılır, eş dost gelmeye başladıkca suya ısınır yaz sonu tam yüzme öğrenecek bu cocuk derken tatil biter eve doneriz, seneye aynı şeyler. Gözlük,şapka, kolluk gibi aksesuarlara hiç gelemez, bildiginiz arabasıyla kıyıda sıfatının durur.




Ama bu sene zincirleri kırdı ve önce havuzda sonra Deniz'de kolluklarla yüzmeye başladı. Yaşıtları zaten kolluksuz filan yüzse de Uzay için önemli bir adım oldu bu sezon basında.

YouTube Video

Seyredebilecekmisiniz bilmiyorum ama bakın siz de görün insanlık için küçük bizim için büyük adımı.



Ve sonrasında gunün ve gecenin en güzel anı...
Posted using BlogPress from my iPad

22 Haziran 2012 Cuma

Geldimmmmm

Yolculuk Superdi. Bu sefer kendi çantamı kendim taşıdım ama hiç zor gelmedi


Ananem beni deliler gibi beklemiş. İsteyebilecegim herseyi almış. Annem ve dedem evin islerine koşarken biz annemle havuz,bahçe oyun coooook eğlendik.


Hatta hayatta ilk defa gofret bile yedim.


Bodrum sokakları ve gecelerine dalar dalmaz kankinin babası Burak amcamda Ali amcamı gördük. Kankam daha gelmemiş ama gelmesine az kalmış 4 gözle bekliyorum


Gelişimizin neredeyse haftasına ancak evimize geçebildik.oyle özlemiştim ki odamı oyuncaklarimi. Yatmak istemedim.


Her anımı odamda oyuncaklarimla kitaplarimla geçirmek istedim


Tabii sabah kahvaltı sonrası doğru denize


Saclar punk suda oyunlar. Artık su halalar caniler,dayim bı gelse de denize eğlence gelse.....


Eve öğle uykusuna gitmeden Mısır yenip doğru uykuya.


Uykuya gitmeden de son bir poz. Hadi siz. Gelin buraya.
NOT:BABAMİ COOOOK ÖZLEDİM

14 Haziran 2012 Perşembe

Hazırlıklar Tamam Uzay Yolcu

Yola çıkmadan önce bahçemizin güllerinden toplayıp babaanneyi ziyarete


Ordan da berber saçları kestirmeye. Bakın nasıl da adam gibi oturuyorum.


Nasıl oturmayalım hatirlasaniza her sene Bodrum'da bir berber macera, faciamız oluyor. Essek traşı yapiveriyorlar. Neyse son hazırlıklar tamam. Bu Ankara'dan son bölüm sezonunun gerisi Bodrum'dan gelecek. Herkese iyi tatiller.


Posted using BlogPress from my iPad

5 Haziran 2012 Salı

Ankara'da Son Günler

Ankara'da son günler koşuşturmacayla geçiyor. Ama benim için yine de çok eğlenceli.
Doğum günümden hemen sonra okulu pikniği vardı. Başıma güneş geçmesin şapka takalım dedik. Evde kafama göre şapka zor bulduk. Ne kocakafaymışım ben.Babamın şapkalarından taktım bu sefer önündeki güneşlik büyük geldi. Ne yaparsın çok akıllı olunca bu beynin sığması içinde kocaman bir kafa gerekiyor.
Piknik bizi kesmeyince ertesi gün okul çıkışında Emre'yle ayrılamadık birbirimizden.
dedim ya çok eğleniyorum diye. O kadar ki bu yaşıma kadar yapmadığım şeyleri yapıyorum. mesela yüz boyama.Başlangıç için çok bile ama yanağıma kalp yapan Zahide ööretmenim  bana birşeyler anlatmaya çalıştı galiba:)
Gordion mesailerim son hız keyifle devam ediyor.
Havalar ısındı ısınalı bahçeden içeri girmek istemiyorum. Ayşegül'de bana eşlik ediyor çok seviniyorum. bu arada Ayşegül'le pikniğimizi, bana Volkan ve Arzuyla aldıkları doğum günü hediyesini oynayıp yorulduktan sonra yapıyoruz.Piknikte de genelde yalnız oluyor Volkan xbox'ın başından ayrılamıyor çünkü. Benim de işime gelior böyle güzel bir kızla başbaşa piknik:) oyunlar süper ama hep böyle sakin oyunlar oynanmıyor tabii:)
Sonra okulda yaptığımız faaliyetleri sergilediğimiz sergimiz açıldı.
Seramik dersinde yaptıklarımızı sergiledik.
Gördükleriniz benim eserim. Balığımı hemen astık. tabağın içinde birşeyler yemeğe kıyamıyoruz. Babamın ödüllerini sergilediği dolapta sergiye açıldı, gelip görebilirsiniz. Seramik sergisinden sonra Portfolyo sunumun vardı.
Gayet güzel hazırlanıp anneme sunumumu yaptım.
bunun Tü-Tü için yapmıştım.
bunu da kendim için.
Bu da işe giderken kullanacağım çantam. Üstünde gördükleriniz de eşyalar. Durun bakın bi tane de resmimi anlatayım size.
bu da arkadaşım Oğuzhan
bu da arkadaşım Nil'in benim için hazırladığı kart
Arkadasındaki kızla oğlanı görüyorsunuzdur. Mektup da yazmış ama o özel:)
işte sınıf arkadaşlarımdan bazıları
Galiba sınıfta sevilen bi çocuum ben:)
haftasonu sitemizde yaza merhaba, havuz açılış partisi vardı. Scooter'ımla gittim.
Azra'yla çok eğlendim. Bu kız da beni çok seviyo , sarılıp , öpüp durdu.
Brunch'dan sonra babamın sahneye koyduğu Şirinler müzikalini seyretmeye, Nesibe Aydın Okullarının panayırına gittik. Babamın beraber çalıştığı Begüm'ü görünce çok mutlu oldum:)
Panayır süperdi .Okul okul değil acayip bir yer kocaman. bisiklete bindim, koştum oynadım.
Şirinlerin ekibiyle poz verdim, onlar hazırlıklar için gidince, annişkoyla çook eğlendik.
Nasıl süper değil mi?
Dans sonrası annişkoyla oturup bir rekor kırdım.Şirinler müzikalinin 20 dakikasını hiç ses çıkarmadan seyrettim.
ertesi gün annem beni okuldan alınca evde çok eğlenicez dedi. Gerçekten de eğlendik ama babayla.
Annem küçükken hiç seksek oynamamış, ip atlamamış. küçücük çizmiş yere babam pek beğenmedi ama nasıl oynayacağımı gösterdi.Bu arada hasta Fenerbahçeli babam, gösterdiğim Galatasaraylı güllerimiz karşısında nasıl da ilgisiz kaldı farketmişsinizdir:)
Anneyle de piknik ayağına akşam yemeği.Bir gün daha bitti.
Doğum günüm üstünden 20 gün geçti yazmadık, Arzum teyzem olmasa annem oturup yazamayacak kimseden ses çıkmıyor.Bedavadan benim nimetlerimden yararlanmak iyi geliyor tabii. sanırım yine bi kısıtlmaya gidip belli kişilere izin vermek lazım.
Blog Widget by LinkWithin