ertesi gün nedenini pek anlamadığım suçluluk duygusuyla arabamı bile Müjgan abla kullandı Cenevre sokaklarında.

Tam kendi başıma yemeye başladığım ve çok hoşlandığım çubuk krakerler artık hayatımdan çıkmıştı o sevimsiz Fransız doktorlar yüzünden.

böylelikle onların yumuşak pretzel'lerine kaldım o kocaman şiş dudağımla ama o da çubuk kraker kadar zevk vermedi açıkcası. Şöyle 1 kırt bile etmiyorlar.

Cenevre gezimizde de hareketli heykellerden gördük. Aslında bunların hepsi parayı alınca hareket ediyor. Acaba bizdeki heykeller de para atsak hareket eder mi? (Keşke etseler önce Atatürk dedemi harekete geçirirdim ama nerdeeee?)

Neyse bu Cenevre zengin 1 memleketmiş oranın bankaları da pek ünlüymüş, babamda bizim Cenevre bankalarındaki milyon dolarlarımızı harcayalım diye yok Cartier, Gucci, Prada falan filana sonra da aldıklarımızı koyabilelim diye

yeni bavullar çantalar alalım diye Luis Viton'a filan götürdü. :))

Nedense aldıklarımız oyuncakçının torbasına sığdı. Alışveriş bitince gezmeye devam.

İlk güneş saatimiymiş neymiş bizimkiler çözmeye çalışıyor ama ben de sıkılmaya başlıyorum

Babam halimden anladı derken nerdeyse ayağımı da (tabii pofuduk poğaça gibi olunca) kuğuya kaptırıyorduk.

ben sıkıntının doruklarında , bizimkilerde bu sefer Avrupa'nın en büyük fıskıyesiye fotoğraf derdinde. Çok yükseklere şu fışkırtıyormuş.Ben aslını öğrendim adamlar bunu o koca gölü temizleyecek 1 filtre olarak yapmış aslında fışkırmasıyla ünlü olmuş ama. Bizimkiler de sanki devlet su işlerinde çalışıyor derken

devlet demir yollarındakilerin kulağı çınlasın, trenle foto başladı , neyseki sadece bakmıyoruz fotoğraf da çektiriyoruz.

Bizim su işleri personeli 1 su başı daha buldu, ünlü çeşmede de pozu verdi de

kucağa çıkabildim. Sevinçden alkışlamaya bile başladım.Aslında ben buralarda kendi başıma da yürürdüm de...... Yahu adam ilk seferinde de böyle 1 olayla karşılaşıca hevesi kırılıyor, biraz da ürküyor ama galiba annemler bende çok korkmuşlar ki beni de pek bırakmıyorlar. Heleki son gün yolculuk tamamlanıyor sağ salim dönme derdindeler.

Tabi Atatürk Havaalanına inip de 1er biradan sonra hepimiz biraz daha rahatlıyoruz babam kendi başıma bardan çıkmama izin veriyor

Bodrum yolculuğu için uçakta hazırlanmaya çalışıyorum, kemer bir türlü takılmıyor

sinir oluyorum sonra diyorum boşver otur annenin kucağına o uğraşsın kemerle sen keyfine bak.
babam uçaktan inince anane ve dedeme yürüyerek gideceğimi hayal ederken ben uyuyup kalıyorum.
Artık Bodrumdayım, en kısa zamanda burdan haberleri size ulaştıracağım. İlk önce tabii ki diş doktoruyla ilk tecrübem.
2 yorum:
Senin o ayaklarını yerimmmmmmmmmmm delirdimmmmmm :)))Çabuk buraya gelll
Uzay'cım maceralar harika ,sen dahada harika tam 1.5 saat geçmiş seni izlerken sen çok harikasın seni yakında göreceğim,tombiş ayaklarından ısıracağım (pardon annesi öpeceğim)ve biliyorumki beni yürüyerek karşılıyacaksın....Kadriye hala
Yorum Gönder