27 Temmuz 2011 Çarşamba

Mutluyum

Hayat ne garip değil mi? Bundan bir önceki başlık "üzgünüm" dü şimdi de mutluyum.Çocuk olmak böyle 1 şey galiba:) Mutluyum ama mutluluk bir anda gelmedi. Herkes gidince moralim çok bozuldu. Yataktan çıkmak istemedim. Bu fotoyuda annem sabah uyanmadan önce çekmiş, yattım durdum kimseler yokken. Tabii yine hastalandım. Aslında sadece öksürük ama 2 gece hiç uyuyamadım. Gittik kan verdik, akciğer grafisi; sonuç tertemiz herhalde alerjik bir şey yada öksürük bakterileri beni çok seviyor.İlaçlar sayesinde şimdi daha iyiyim.
Tabii bu yalnız geçen günlerimde en iyi oyun arkadaşlarım annişkoyla, babişko oldu.

Saklambaç oynadık evde bol bol

Babişko beni öyle yerlere sakladı ki

çamaşır yıkanmasa annem beni hayatta bulamazdı:)

Gündüz rutin sabah ve öğleden sonra deniz faslı yaptık ama arkadaş yok, dayı yok, kuzen yok, elimde i-pod oynadım kendi kendime yapayalnız.

Babişko beni Oasisteki küçük parkada götürdü. Arabadan inerken "beni buraya getirdiğiniz için çok teşekkür ederim" deyince içlerinin yağı eridi.

herşeye bindim orda

kızların beyaz atlı prensi oldum.

sonrada trene kuruldum.Ama beni bu kadar mutlu eden park değildi tabii.

Arkadaşım Tan geliyordu.

Tan'lar Dubai'de yaşıyor dolayısıyla sadece yazları bir arada olabiliyoruz. Birbirimizi çok özlemişiz.Sarıldık,

güreştik,

bir daha sarıldık.

arabalarla oynadık.

taşlarla oynadık,

erkek olarak güreşmeye doyamadık,

denizde oynadık,

şezlongda oynadık

komiklikler yaptık, kısacası oyun manyağı olduk beraber. İşin en keyifli taraflarından biri de annemle çıktığımız akşam yürüyüşleri oldu, sahil boyunca düşe kalka, denize gire çıka , iskeleden ha düştük, ha düşücez korkusuyla anneme biraz zor oluyor galiba ama kendisine yaptığımız iyiliğin farkında değil o. Nasıl mı? Biz geçtikten sonra herkes "vay bee hatuna bak hem de 2 çocuk....." diyor, raytingleri artıyor, tabii babişko bu işe ne der bilmem ama.......

bunlar da videolar, size iyi seyirler.




bowling oynamayı ne çok sevdiğimi biliyorsunuz, Uzay'da çareler tükenmez, burda bowling yoksa Uzay yolunu bulur.




Bu da annişkomun bittiği andır.




Pardon geçen gün anneme "sen benim tek kahramanımsın" dediğimde de bitmişti:))))

17 Temmuz 2011 Pazar

Üzgünüm:(

Bu pozlara bakıp neren üzgün demeyin.Herşey çok güzeldi.

Babişko hep yanımdaydı, denizde oyunlar oynuyorduk.


Nazi Nuray sayesinde taktığım kolluklarla , hayatta en sevdiklerimden biri olan dayım Çağatay gelince kendimi sulara atmıştım.




Dayımla da çok eğlenmiştik.


Sonra bir baktım Caniyle Cheto direğe dayanmış kızları kesiyorlar ama bu salınmış göbeklerle olmaz ki:) Söylüyorum kızıyorlar






Sonra su savaşları başlıyor.


bana yapmadıklarını bırakmıyorlar.


Aşağıda videolarını da izleyeceksiniz zaten, yiyip bitiriyorlar beni. Ama her güzel şey gibi bunlarda bitiyor. Cumartesi günü annemde bende güne hasta başlıyoruz. Annem şiddetli üşütmüş, ciğerleri iltihaplanmış, bende ateş yine 40 öksürük yine başladı. Tıbbi olarak bunlar olsada asıl hastalık sebebimiz en sevdiklerimizin gitmeleri. Cuma geceyarısı babam, cumartesi sabah erken de Nuray-Ali-Can gittiler Almanyaya. Neyse ki Çaatay ve Sinem burdaydı ama Nuraysız ben nasıl yeni şeyler öğrenip deneyecek, günlük eğitim alacaktım, ya Ali eniştemsiz benim oyuncak torbam nasıl dolacak? Cani'yi hiç sormayın.Arkadaşım, bradırım gitti:((((




Biz de ana oğul üzüntüden hasta olduk tabiii. İşin en komik tarafı Almanyada yaşayan halamları, Stuttgart hava alanında onlardan önce giden babamın karşılaması oldu. Zaten Caniye görebabam da yarı Stuttgart'lı:)


Bu üzüntümü anlayan çaatay beni hiç yalnız bırakmadı. Beraber oyunlar oynadık, boyamalar yaptık.Keşke Can da burada olsaydı dedik.


Bütün gün benimle denizde oynadıktan sonra akşamüstü koltukta sızmış fotoğraflarına bakıp güldük.



Pazar günü 2.şok dalgası geldi. Dayım ve Sinem gidiyorlardı. Onları geçirmek için ananemlere geldik.neyseki gitmelerine daha 1 kaç saat var siz bu satırları okurken bende bu saatleri en iyi şekilde değerlendiriyor olacağım:)Bu arada sizde buyrun videoları seyredin.


Burada Chet0 ve Caniyle eğlenirken izleyeceksiniz beni.




Beni öyle atıp tutyorlarki düşücem diye hafiften korkuyorum ama yiğitliğe b.. sürdürmemek için çaktırmıyorum. Sonra da onlara 1 numara yapıyorum bu sefer onlar korkuyor.



En sevdiğim şeylerden biri de swing(salıncak) Chetoyla Canide bu işi süper yapıyorlar.



Dayımda süper 1 kulaklık var. Müzik dinlerken sanki canlı dinliyorsun, ortama dalıyorsun. Ben bile kulaklığı takınca böyle oldum. Bu arada boom boom paw dinliyorum.




Bu da Caninin gitmeden çektiği son video.







Bu da dayımın beni oyalama tekniği, elime veriyor büyük i-podunu(i-pad miş meğer) oyunları açıp güldürüyor beni







14 Temmuz 2011 Perşembe

Bodrum

Bodrum'da hayat güzel. yeni yeni arkadaşlar ediniyorum.
Hemde neredeyse hergün. Mesela geçen sabah bu blek(black)-siyak(siyah) kedi. Ona kitap bile okudum denize gitmeden.

Sonra bu kızlar. Zaten kızlar hiç rahat bırakmıyor ki. Daha birinin adını öğrenmeden öteki geliyor.

Neyseki halimden anlayacak başka 1 yakışıklı Cansın var. hoş o ancak seneye filan anlar bu durumları ama olsun biz şimdi de çok eğleniyoruz.

Gün boyu oyun koşturmaca.

Sonra black&white superman oluyorum. Cani getirmiş, henüz uçamadım ama çalışmalarım devam ediyor:)

Kreşiminde reklamını yapmadan geçmiyorum bu arada, kendi yaptığım t-shirtle.

Akşam gezmelerinde daha şık olmaya çalışıyorum ama bizi kıskananlar çok oluyor.

Önce hala(annişkomun halası) ve Tü-Tü

sonrada anne. Herkez bu yakışıkıyla aynı karede olmak istiyor.

E tabii böyle zart zurt fotoğrafla yakışıklıyı bezdirirsen, restaurantda da aynen böyle 1 görüntü çıkıyor ortaya:) Allahtan pide diye kimse benim pondiğimi(ayak parmağı) yemedi.

Ortanca hala dönünce sabah deniz seansları küçük halaya kalıyor. Hala dedimse bunlar hep annişkonun halaları. Hatunları görüyorsunuz ya hepsi taş gibi:)

Arasıra Nazi Nuray diye dalga geçselerde Can abimi mükemmel 1 şekilde yetiştiren Nuray hala bana sabahları ve öğleden sonraları kısa eğitimler veriyor. Annem çok mutlu tabii.Denizde arabamla onun sayesinde tek başıma dolaşabiliyorum, artık sadece kolluklarla bile tek başıma giriyorum denize, deniz yatağına bile oturuyorum.Can 1 istediğimi 2 etmiyor, Ali enişte sürekli hediyelerle şımartıyor keşke hiç gitmeseler:(

Neyse üzüntülü şeylerden bahsetmeyelim.Nasıl olsa şimdi yanımdalar:)

Bende size eğlenmeniz için videolar ekliyorum bu sefer bolca. İlki Cansın'la kankiliğimizin göstergesi öpüşme faslı;




kokan ayaklara bizim evdeki muamele ve sonrası;




annem Cola gibi gazlı içecekler hiç içirmedi, içirmiyor ama tatmak istediğimde de hayır demiyor. bakın tadınca nasıl oluyor.




İlk hafta suya girmezken Nuray hala sayesinde neler oluyor.




sen çok yaşa Nuray hala, Ali enişte:)




Alkol muayenesini biliyorsunuz alın size videosu:)




Eh bu kadar da yetmiştir size.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Bodrum'dan Haberler

Sonunda iyileştim ve tam gaz daldım hayata. Epey de biriktirdim. Hemen başlayayım.
İyileşir iyileşmez, sabah kalkıp, herkesi de kaldırıp denize....

çok bekletirlerse sıkılmaca tabii....

denize gidince artık koca bir çöp torbasını dolduran oyuncaklarımı(Ali eniştem sağolsun zaten hergün 1 top, 1 oyuncak, gidene kadar Gönül teyzemlerin deposu yetmeyecek benim youncaklarıma 1 oda açmak zoruda kalacaklar) döküp oynamaya başlıyorum.

arkadaş da edinmiyorum değil.

arkadaş bulduğumda daha da keyifli oluyor deniz kenarı.

sudan çıkmak istemiyorum.

Sabah ritüellerimizin içinde dondurma da var. Öğlen yemek ve uyku için eve gitmeden önce genelde bir dondurma yiyiyor

buz gibi dondurmadan sonra, buz gibi denize giriyorum.

Anneyle biraz dinlenip, eve uykuya gidiyorum. Öğleden sonra bir fasıl daha deniz yapıyorum. Arkadaşlar ediniyorum ama bir de küçük kuzen edindim 3 ay önce.

Zeynep bebek. Geçen akşam beni ziyarete geldi. Daha oyun oynayamıyor ama ben ona bütün oyuncaklarımı gösterdim. Neyseki ertesi gün Cansın geldi de oynayacak arkadaş çıktı bana.

Cansını tanıyorsunuz geçen senede beraber olmuştuk. Bu sene o da büyümüş çok eğlendik. Gündüz denizden sonra eve geldik beraber.Biraz legolarla oynadık.

Çizgi film seyrettik.

Benden küçük olduğu için ben ona i-phone oyunlarını gösterdim.

Hatta oynamasına izin verip, yardım bile ettim.

Erkenden gidişleri beni şaşırttı.Ama tekrar görüşmek için sözleştik. Ertesi gün yine denize. Bu arabayı siteyi takip edenler bilir. Geçen sene almıştı annemler ama ben çimlerin üstünde binmeyi tercih etmiştim.

Bu sene direksiyona geçip pratik yapıyorum bol bol. Genelde beni çeken birileri oluyor. Bu arada Nuray hala-Ali enişte ve CAN'im geldi. çoook mutlu oldum. Can olmasa ne yapardım bilmiyorum onu bilmem ama ben onu çok seviyorum ve onunla çok eğleniyorum. Gelirken de bana acaip şeyler getirmiş. McQueen'li bir çanta geldi.Çantaya sevindim ama içinden çıkanlar beni neredeyse yıllarca idare eder.Neler var neler. Neyse anlatmayayım, kıskanılmasın:) Her ne kadar Can'a sürekli Cheto(dayım) desemde o yılmadan benim her istediğimi yapıyor.

Beni arabamla çok uzaklara götürüyor.

Bu kadar hızlı ve uzaklara gittiğimizi gören babam dönüşte hemen 1 alkol testi yapıyor:) Neyseki temiz çıkıyorum da serbest bırakıyor.

Ertesi günse tekne gezisine çıkıyoruz. Gemiye binmiştim ama bu küçük gemi de çok keyifliymiş. Bir kere hepimiz biraradayız.

Teknenin üst kısmında annişkomun kucağında keyf çatıyorum bacak bacak üstüne atıp,

sonra masmavi denizde düşüncelere dalıyorum, deriiin deriiin.

babamın fotoğrafımı çektiğini görünce gülümsüyorum.

Sonra güreşler, eğlence başlıyor.

Yorulmuyorum ama bronz ten kızların hoşuna gider deyince bradır(brother-Can'a artık böyle hitap ediyorum)hemen yatıp güneşleneyim diyorum, babam bu sahneyi yakalıyor,

ona poz veriyorim ve bünyeme aykırı bir şekilde 60 saniye kadar hareketsiz kalmanın sıkıntısıyla, teknenin kaptanı ilan ediyorum kendimi.

artık ben ne dersem o olacak.

babişkonun tepesine çıkıyorum,

atım oluyor

Bradır'la Titanic'den bir sahne sergiliyoruz herkeze

sonra tepetaklak oluyor hayatım ama çok eğleniyorum. Zenginlerin içinde jet-ski, motor, araba çıkan dev teknelerini duymuşsunuzdur. Bizim teknede fena değildi arabamı götürebildim.

Durduğumuz güzel yerlerde ben de arabamla dolaştım. Annem bile bu kadar eğleneceğimi düşünmüyordu.Ama günün en eğlenceli kısmı , ikseleye az kala arabam rüzgarla uçunca babamın hemen suya atlayıp, arabamı yakalayıp, iskeleye kadar yüzmesiydi. Babam süper kahramanım oldu.Ali eniştemin şapkası, Nino'nun eteği uçup suda kaybolmuştu. Bradır'ın uçan şapkasını da babam almıştı zaten ama hareket halinde tekneden benim arabama 1 yüzüşü ve geri dönüşü vardı ki..... o gün uymayınca ve bu kadar azınca annem akşam rahat uyurum diye sevindi ama ben dönüşte daha yemek bile yemeden 25 dakika kestirince geceye bomba gibi devam edip annemi de uyutmadım.

Halbuki burada ne kadar masum görünüyorum değil mi?

ANNEDEN: Uzay'dan incilerde okursunuz ama burada yazmadan edemeyeceğim, kalabalık yemek sofrasında birden kahkalar yükselince Uzay'da böyle şeyleri pek sevmez ya bir anda elindeki i-phonela elime vurdu. Ben de ona küstüm, yatarken babası bir üst düzey konuşma yapıp gitti.Sonrası aynen şöyle gelişti.

UZAY: Anne ben sana i-phonela niye vurdum?

BEN: Bilmiyorum oğlum ama ben çok üzüldüm. Niye vurdun bitanem?

UZAY: Çünkü anne olmak kolay değil.

Bunun üzerine Sabri'yi çağırdım yanlış mı duydum diye. Aynı şeyi söyledi sadece birbirimizin suratına bakabildik, tek kelime edemedik. Ve sanırım hala bunun şokundayım ve ne hissetmem ne düşünmem gerek bilemiyorum.
Blog Widget by LinkWithin