
Öncelikle babamda yanimda olunca bol bol oyun oynadik en çok da legolarimla.

Sonra hasta oldum, orda burda ateşten bayildim kaldim.

Sonra fotograftan anlayacaginiz gibi tekrar istanbula gittik. Bu sefer uzun kaldigimiz icin harikaydi...

Arkadasim Cansin'la bulustuk.

Kupayi kaldirip biraz calistik.

Yorgunlugumuzu dünyanin en büyük tematik akvaryumu olan İstanbul Akvuryumu gezerek atalim dedik. Sizde bilgi almak isterseniz yada neler gordugumuzu ama gosteremedigimiz http://www.istanbulakvaryum.com/tr-TR/istanbul-akvaryum/istanbul-akvaryum dan gorebilirsiniz.

Öyle yorulmusuz ki giristeki koca geminin icine oturup dinlendik. İyi ki dinlenmisiz meğer ne büyük bi yermis burasi.

Cesit cesit balik,

Hatta deniz tanrisi Poseidon bile ordaydi. Bizi yanina cagirdi:)

Gezimize buldugumuz her yere oturarak devam ettik.

Buzullari gezerken bir penguenle arkadas olduk. Yanina oturmadan Cansin tutturdu "dur, su yazani bi okiiim" diye. Sonra yanimiza oturdu ama orda ne yaziyordu "Lütfen Oturmayiniz"

Heme kalkip kactik ordan. Güvenligi gorunce sarilmadik böyle.

İste bu köpekbaligi bize dogru gelince korktu Cansin biraz ;)

Sonra yoluma yalniz devam ettim

Yagmur ormanlarina. Neler varmis orda neler.

Cayman timsahlari, kirmizi karinli piramalar, dev bitkiler. Daha sayamadigim neler neler....

Yorucu bir günden sonra evin erkekleri bir araya geldik. O gece bizi bi supriz bekliyormus. Ninemi kaybedince ailenin en buyugu olan ananem, akrabalarimizla bizi biraraya getirecek bir toplanti duzenlemis.

Bayagi kalabalik olduk. Meger benim yakisikliligim aileden gelirmis, kizlarda pek guzelmis, ilk gelen Seda oldugu icin şansi digerlerinden fazlaydi genelde onun kucaginda takildim.

Ama en keyifli anlar büyük kuzenlerim Özgen ve Emreyle playstatio oynadigim anlardi.(bu arada ilk gun dayim ise gidip de playstation acacak kimse kalmayinca telefon acip fircaladim dayimi niye ogretmedi diye ikinci gün talimatlarimla anneme actirinca "bak sen de ögreniyosun artik" diyerek moral verdim kendisine ne kadar cabaladiysam da oynamayi ogretemedim de.....)

Dedemle 3 boyutlu mac keyfi yasadik. Top ustumuze cok geldi ama bir türlü tutamadim

Tabii uzun kalinca yaz aşkım Selinle de vakit gecirebildim. Artik İstanbul'a gitmek icin sabirsizlaniyorum.

Çünkü yine uçaktayim, ve Ankara ya donuyorum.

Ankaraya dönünce annemler "İstanbulda gezdik tozduk cocuk Ankarada sıkılmasın" diyerek beni ordan oraya surukledi.

Keloglanin koyunde adımopteri sürdüm,

Cadı pardon deney kazanini karistirdim,

Keloglanin kiz arkadasini tavladim

Bilgecan dedenin evine girdim

Hatta köy islerine yardim bile ettim.

Köy hayati bu kadar yeter diyen annem ertesi gün beni kaptigi gibi Uzay kampina

Astronot olmak icin boyumun biraz daha uzamasi gerektigini anlayinca fazla uzatmadi

Oyun parkina goturdu

Cooook eglendim

Ertesi gun annem kac gundur beni oraya buraya tasimaktan cok yoruldu okula kendi arabamla gideyim dedim önce.

Sonra dayanamadim, annemin şöforlügü ve bu rahati kendi arabam da bulamazdim ki.(bu arada biraz buyumusum galiba arabam mi kuculmus yoksa)

Tabii tatile erken baslayinca karneyi de alamamistik. Babamin gozleri doldu bunu eline alinca.

Annem de karne alacak kadar buyuduysem, sinemaya da gidebilirim diye dusunerek Kahraman Maymuna goturdu beni. Daha once ki sinema denemeleri hic olumlu sonuc vermemis, dedem tek basina oturup Cars 2 yi seyretmek zorunda kalmisti.

Sevmenin yani sira, mısırımi da alinca degmeyin keyfime, bastan sona seyrettim filmi.

Basta legolara artan ilgimdem bahsetmistim, sürekli bi yaratı icindeyim, benzini bitince pervaneyle giden, hatta ucan arabalar, hirsizlar terlemesin diye pervaneli hapisler... Pervaneyi ucak haric heryerde kullaniyorum nerdeyse, nasil olsa herkes ucakta kullanmiyo mu....
Posted using BlogPress from my iPad


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder