Bu da ne demeyin. Hastalığım süresince bizi en çok güldüren şey buydu. Havaalanına giderken pek halim yok ama tabelaları okumayı seviyorum ya herbirini söylüyorum. Otobana girerken büyük bir tabela vardı. Üstünde de birsürü işaret. "At arabası giremez", "bisiklet giremez" gibi bir de bu işaret sizin mantığınız ne diyor? Benimki "annenin eli tutulmaz" dedi, "yaya giremez" değil.Bu arada Bodrum'dan bizden önce dönen babam, biz Ankara'ya döndükten sonra çok uzaklara, Küba'ya turneye gitti.(D.T'nin Küba'da turnede ne işi var anlayamadım, Lemi amcamın babamlara kıyağı mıydı bu acaba????) Neyse songünlerde babmı öyle özledim ki, bazen oyun oynadığım telefonda birşeyler yazmaya çalıştığımı gören annem ne yazdığımı soru. Tabii ki "babacım seni çok özledim artık gel" yazmıştım ama annem okuyamadı galiba:)
Babam gelene kadar okul da pek çok çalışma yaptım babama da süpriz olsun diye.
Mesela ben ve duygularım. Sonuncu fotoğrafta kızgın olmam gerekiyordu ama, ben gülmeye başlayıp, herkes de benimle beraber gülünce kızgından çok benim "çirkin" halim çıktı ortaya.
bu yengeçi de ben yaptım.
Babam bana çok güzel şeyler getirmiş. üzerinde Che amcanın resmini olduğu şapkalar, çok güzel yağlı boya tablolar, arabalar. hediyelerin geldiğine sevindim ama en çok babişkomun geldiğine sevindim. Yatana kadar hep beraber oynadık.sabah kalktığımda anneme ilk sorduğum "babam gitti mi?" oldu ama çok mutlu oldum, gitmemiş, hem de beni okula babam götürdü. Ama çıkışta yoktu, akşamda yoktu. yine turne....... Sayın D.T yetkilileri, bekar , çoluk çocuk derdi olmayan adamlardan ve kadınlardan bir ekip kursanız da turnelere onları göndermeye ne dersiniz? sanırım harika bir fikir olur.(koyu renk yazılanlar bu ara en çok kullandığım kelimeler:))
Toplantı güzel geçmiş sanırım sonrasında Zahide öğretmeninde bizimkilerinde yüzü gülüyordu:)
Toplantıda söylenenleri burada yazmayacağım çünkü biliyorum hepiniz beni seviyorsunuz ama insana en çok sevdiklerinin nazarı değermiş:) Bu arada okuldaki öğretmenlerimi çok seviyorum. Biliyorsunuz Tü-Tü'yü de çok severim. Geçen sabah Tü-tü bana zor bir soru sordu. "ben mi güzelim, öğretmenin mi?" Yalan söylemenin ne kadar kötü 1 şey olduğunu biliyorum o yüzden yalan söyleyemedim. "Zahide öğretmen" deyiverdim. Annem durmadı ortalığı karıştıracak ya, Neşe öğretmenimi de soktu işin içine. Tü-Tü'mü Neşe öğretmen mi? Neşe öğretmen deyince Tü-tü dayanamadı. "annen mi, Zahide öğretmen mi? demez mi, naaaptın Tü-tü yaaaa..... Ama bunun cevabı da Zahide öğretmen oldu.Annem bunun üzerine yıkıldı. Umarım bu kıskançlıkla Zahide öğretmenime bir zarar vermeye kalkmaz. Neyse konuyu değiştireyim.
ANNEDEN; Öncelikle Zahide ve Neşe öğretmen kısmına gelelim. Oğlumun gözüne bende daha güzel gözüküp beni 3.lüğe düşüren bu bayanlara kızgın olduğum kadar teşekkür de borçluyum. Uzay'la ilgili ve Funda, Emel ve Nilay'dan sonra bu koca sınıfta oğlum ne yapar gibi endişelerimi çok kısa sürede silen bu tatlı öğretmenlerimiz Uzay için ne kadar önemli ve özelse benim için de öyle. Bu arada Nezihe teyzeyi unutmamamız lazım yemek ve uyku dedikmi tek geçiliyor, hafif çekiniliyor ama çok da seviliyor.Milan abiyle de oyunlar oynanıyor. Bu yeni kreş olayı sanırım Uzay'dan çok beni etkiledi ama şimdi hepimiz çok mutluyuz ve bu tatlı ekip en kısa zamanda en özel fotoğraflarıyla burada olacak izinleri olursa:)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder