23 Kasım 2012 Cuma

Ögretmenler Günü Kutlu Olsun

Başta Zahide ve Neşe öğretmenlerim, Nezihe teyzem , emekli öğretmen ananem ve tum ögretmenlere.

YouTube Video

Annem agzimda yemek varken soyleme demisti ama................:)
- Posted using BlogPress from my iPad

19 Kasım 2012 Pazartesi

Bodrum Ankara Bursa

Yazali neredeyse 1 ay olmus. Bodrumun ustune Bursaya bile gittim geldim.. Durun anlatayim. Bodrum superdi. Dedem beni bissüru gezdirdi. Yolda bu super arabalari gorunce durmak istedim tabi ki. Oyuncaklariyla oynadigim arabalar gercek halleriyle önümde


Önce annemin hayali Camaro


Bunu bilemedim


Sonra Mustang



Sonra Sallynin arkadasi porshe


Bu da 3ü bi yerde. Bu kadar super araba bi yerde olmasindan etkilenen annem de benim hepsi bi yerde terlik ve ayakkabilarimi cekmis.


Onlarin arabalari varsa seninde ayakkabilarin var oglum dedi.


Dedem de takin kasklari onlarin arabalari olabilir ama Vespalari yok diyerek bize verdi gazi. Bu gazla Ankaraya kadar geldik. Tabii ki Vespayla degil:)


Dondugumde en cok ozlediklerimden biri de Emreydi. Beraber oyuncaklara gittik


Yemek yedik. Cok eglendik.


Babam yok diye anne beni surekli bir yerlere goturuyor. Park,bahce,AVM derken bir de baktim tren garindayim.


Hizli trenle Eskisehir ordan Bursa. Trene binicem diye heycanlandim ama bu trenden baska herseye benziyor. Hatta kanatsiz rayda giden ucak gibi.


Ve iste Bursaya gitme sebeblerimiz. İste bu kadinlar. Halalarim ve ananem. Halamin ufak rahatsizligi sebebiyle herkes oradaydi. Biz eksik kalamazdik.


Ama bu kadar kadin da bünyeye zarar, hepsi birbirinn guzel. Allahtan Demir abimi ziyarete gittik bi yarim saat erkek gibi oyunlar oynayabildim.


Sonra evde boyama, Can'a mektup yazmaca filan. Bursayi cok sevdim. Hatta annemle aramizda soyle bi dialog gecti.
U: anne ankaraya kirmizi evimize gidicez mi
D: evet annecim. Yatcaz kalkcaz gitcez
U: Keske gitmesek ben burayi cok sevdim.
Tabiii severim bir dedigimi 2 etmeyen kadinlarla dolu burasi.


Ama ne yazikki donmek zorunda kaldik. Bu sefer yolda babama gökkusagi resmi yaptim.


Aslinda donunce de pek sıkılmadım. Elif'in dogum gunune gittik. İlginc bi dogum gunu oldu aslinda. Elif okuldan arkadaslariyla oynadi, biz de Zeynep'le.


Salona gittigimiz tek an galiba palyaconun balon sisirip verdigi andi.


Zeyneple oyle eglendikki uyuyamadigim ogle uykusunu eve donerken sizarak uyumus oldum


Aksam uykusu ritüellerimiz uzun. Artik ben kendim yapiyorum cogunu. En azindan öksurügümü kesmesi icin ayak tabanlarima viksi ben kendim suruyorum pijamalarimi giyer giymez.


Hersey iyi de sabah erkenden okula gitmek olmasa. Yillarca uyumak bilmedim, yine geceleri uyumak istemiyorum ama sabah da uyanmak istemiyorum, kalkip hazirlandiktan sonra annem ayakkabilarini giyerken bile koltukta uyumak istiyorum.
- Posted using BlogPress from my iPad

22 Ekim 2012 Pazartesi

Bu Bayram Yine Bodrum:)

 Bayram geliyor ya yine tatil. hazırladım bavulumu düştüm yollara. İstikamet Bodrum. Dedem süprizle karşıladı beni.
denize, çarşıya filan rahat gideyim diye motoru değiştirip daha bana uygun birşey bi Vespa almış.Babişkoyla tadını çıkardık.
Tadını çıkardığımız sadece motor değildi tabii. Deniz öyle güzeldi ki. 
babişkoyla sudan çıkmadık resmen.
Babayla keyif operasyonu kısa sürdü. çekimler nedeniyle babişko Ankara'ya dönünce annişkoyla gittik denize. O günde dev yolcu gemisi gelmişti.
 Ben de kendi gemimi alıp daldım suya. annem büyük gemimi almamış diye de epey hayıflandım.
 Şansıma havalar süper hergün öğle uykusundan önce bisiklet turu, park , deniz mutlaka bir faaliyet var.
 En sevdiğim yerlerden biri de yelken club oldu. Ben 5.numaralı yelkeni beğendim ama 7 yaşında olmam gerekiyormuş yada yelkenliyi kendi başıma taşıyabileceğim büyüklükte.
Dedeme göre öbür sene tek başıma taşırmışım ben yelkenliyi. şimdilik pipet, kılıç, balıklarla oynayayım  bir iki seneye yelkendeyim.

13 Ekim 2012 Cumartesi

vesikalık


4. yaş vesikalığı. ne kadar büyüdüğümü anlatmak için fazla söze gerek yok herhalde.

4 Ekim 2012 Perşembe

Ankara'da Yaşam

Tatil bitti, Ankara'da hayata devam. Neler mi oluyor?
 Okul açıldı. Keyifle gidiyorum okula arkadaşlarıma. Babişko burda olduğu günler kendisi götürüyor ve alıyor beni okuldan. Beraber gitmek ayrı bir keyif çıkışlar ayrı. Çünkü çıkınca hemen eve gitmiyoruz. Mesela bi gün Atölye sahnesine gittik. Bahçesi güzel diye. Ama Ünsal'ın provasını görünce çıktık sahneye
 Ben sahne tozunu daha yaşıma girmeden yuttuğum için çok eğleniyorum sahnede.
 Sonrasında arkadaşım Arhan geldi. Bahçedeki tavşanları, kazları kovaladık çok eğlendik.
Göz açıp kapayana kadar haftasonu geldi. Haftasonuyla beraber babişkoda geldi.
 programlar başladı. İlk hedef hayvanat bahçesi.
 Şansımızsa yavru husky'ler serbest zamanda. Onları bi sevdik bi sevdik. Keşke babişko izin verse de bizim de olsa
 Bizim Ankara Hayvanat Bahçesi olmuş bir Jurrasic Park.
 yanlarında fotoğraf cektirelim dedik annem sarılmaya kalktı birine dokunmasıyla çığlığı basması bir oldu. Ben de çok yaklaşamadım. Yumuşaklar çünkü gerçek dinazor derisi sanki.
 tabii ki onlara yaklaşamazsam oyuncağının üstüne binerim
 ayrıca yenilenen çocuk bahçesinin de altını üstüne getirirm.
 Sonra da tam sokak çocuğu kıvamına gelirim.
 Ertesi gün, dünkü parkın beni kesmediğini düşünen babişko beni daha büyük bi parka götürdü.
 Labirent gibi kaydıraklar vardı orda
 hatta hemen yanında da Luna Park. Atlari çoook seviyorum. çeşit çeşit atlı karıncalara bindim
Günün sonunda parkta muhtarım, muhtarım diye babamın peşinde koşan amcaların verdiği ayıcık maskotu bisikletime takarak çıktım ordan. bu hafta sonu süperdi. bakalım babam haftaya ne gibi süprizler hazırlayacak bana????
ANNEDEN; Uzay'ın büyüdüğü fotoğraflardan da belli oluyor ama konuşmalarıyla yıkıp geçiriyor ortalığı. Mesela geçen hafta klasik Gordion gezimizde oyuncaklara bakmak istedi, sipariş verelim öyle dedim, sipariş verdik.Oturdu bi masaya. oyuncaklara ben bakıp geleyim istersen dedim. bana cevabı; BAK AMA BEN SANA GÜVENMİYORUM oldu. ne dedin deyince SANA GÜVENMİYORUM AMA ANNE BEN SANA NEDEN GÜVENMİYORUM demezmi. ağlamak istedim orda.
dünde yine bıcır bıcır konuşup beni delirtiyor, "Yerim Lan seni" dedim. Bana LAN DEMEK ÇOK AYIP NEDEN LAN DEDİN diye sordu. "Dayanamadım annecim çok tatlısın" dedim. Bana cevabı  ANNE SANA DAYANAMIYORUM LAN olmasın mı. bakalım beni Uzay'la ilgili daha ne süprizler bekliyor????

17 Eylül 2012 Pazartesi

yaz tatili resmen bitti

Işte böyle caresizce karşıladım tatilin bitişini
son günler hergün bi bisiklet yada  arabayla gittim deniz kenarına ,artık daynamayan Gönül teyzem elimden alıverdi, kendi biniverdi. bu  yazın en eğlenceli manzaralarından biri buydu.
en eğlenceli şeylerden biri de Cansınla birlikte uyuyup uyandığımız ama kimseye haber vermeden uyanıp dakikalarca ipad oynadığımız anlardı.
 Nuray-Ali-can üçlüsü tarafından koleksiyonumuzun parçalarından biri olan deniz yatağım bu sezon sonu kullanıma acıldı.
 Allahım bu keyf.
 babayla çıldırdık resmen.
 babayla deyince şaşırdınız değil mi.  3 ayda sadece 3 kere gelebilen babişko tatili bizimle bitirdi. O gelince geleneksel Kos gezisi de yapıldı tabii. Zaten bunu beni arabamda görünce anlamışsınızdır.
 yaz bitiyor ama kos yolcuları bitmiyor. beklerken annişkoyla epey eğlendik.
 bu 3lü bu yaz o kadar az bir araya geldi ki....
 hiç birbirimizden ayrılmadık
 bu mutluluk yüzüme yansıdı, gülücükler eksilmedi yüzümden.
 dönüşte koltuguma kuruldum, keyifle oyunlarımı oynadım.
 Dönüşüm yaklaştıkca Arda da beni ziyarete gelmeye başladı sık sık. ve son gün gelip çattı ve Bodrum'da yasaması sebebiyle beni yolcu eden tek arkadaşım da Ardaydı.
 Şimdi bu fotograf ne diye düşünün durun ne alaka di mi...Bunu annem anlatsın.
ANNEDEN: Uçak yolculuğu epey keyifliydi. sanki karnımdan da uçakla çıkmış olan Uzay son günlerde "ben uçağa binmeyi özledim, uçağa binelim kırmızı evimize(ankaradaki evimiz) gidelim demeye başlamıştı. Bu yüzden yolu hiç anlamadık. Ama tam inerken yaşadıklarımız tüm uçağı kırdı geçirdi. Uçak indikten sonra  körüğe yanaşana kadar biraz dolaştı. Uzay yerinde duramıyor tabi oraya burada cam dan dışarı bakarken çığlığı bastı. "Anneee birisi buraya kocaman sümük yapıştırmışşş"Koltuğun kolundan elini çektiğinde de yukarki manzara vardı. ben ıslak mendille temizlemeye çalışırken uçakta bi kahkaha fırtınası. bu arada Uzay durmuyor "anne daha da var". ben çıldırmak üzereyim. 26 numarada oturmamıza rağmen uçaktan ilk biz indik ki diğer yolcular Uzayın uçağın neresinden ne çıkaracak diye korkmaya başlayıp yol verdiler. 

tabii uçaktan ilk inince ben de rahat rahat annemlerin bavullarını almaya gidebildim. 
Okulumu arkadaşlarımı Zahideyi özledim dedim durdum ama Cuma hatırlama amaçlı okulu ziyaretimde kıyameti kopardım. Ne Zahide, ne Emre ne de Nil yetmedi beni sakinleştirmeye. Neyse ki Zahide işini çok iyi biliyor beni Zeynep'i görmeye gidelim diyerek sakinleştirdi. Eee arkadaşımı bütün yaz göremedim özlemişim. Akşamüstü ağladığımı görüp soranlara "şaka yaptım size" diye geçiştirdim ama yediler mi bilmiyorum.Artık yeni haberler Ankaradan... bu arada aylarca yazmasam soran yok. bilmiyorum ne olacak.
Blog Widget by LinkWithin