Öncelikle herkesin çifte baryamı kutlu olsun. hem bol bol şeker yediğim baryam hem de Atatürk dedem sayesinde kutladığımız Zafer baryamı.Ama en çok annişkomum. "anne bugün neden baryam?" sorularıma sabırla cevap verdiği için. Bu size bayram pozum, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.

pekii ben neden üzgünüm. nerden başlasam bilmiyorum ki. aslında herşey güzel gidiyordu. Önce babam gitti Ankara'ya. 1.darbe oradan başladı ama canımı sıkmadım. Tan,annem ,tü-tü, ananem, dedem,Arda vardı. Hatta annemin iş için 2 günlüğüne Ankara gitmesi, benim Tü-Tü'yle 2 gün ananemlerde kalmam bile beni mutsuz etmedi. Aksine annemin yokluğunda hiç sorun çıkarmayan, kimseyi üzmeyen, Arda'lara oynamaya gittiğimde saat 21:30 olunca kurulmuş saat gibi "benim eve gitmem lazım" diyen efendi 1 çocuk olmuştum. Ve hatta Kadriye halam da gelince neşem 2'ye katlanmıştı. ama bir gece Tü-tü de ananemlerle arabaya binip gidince neşem kaçtı:( Arkasından ağlamakla kalmayıp ertesi sabah aradığında konuşmadım"tü-tü beni bırakıp gitti, ben çok üzgünüm" diyerek. Ama arkadaşım Tan'ın babası tam zamanında gelerek beni bu üzüntülü havadan bir nebze olsun çıkardı. Nasıl mı?

Geçen yazıda bahsetmiştim, kos'a giderken benim saatim yok diye duyduğum üzüntüden. alın bakalım mert amcam bana ve Tan'a ne getirmiş. Hem saat, hem de mc queen'li.

tavanına basınca kaput açılıyor ve ta- taaam saat çıkıyor. ayrıca Mcqueen kolye(anneme çok yakıştı) ve 1de anahtarlık. bu kadarla da kalmadı

1 örnek deniz gözlükleri, aynısından 4 tane kocadan kürek ,su tabancaları...... Herşey güzeldi de sarı inadına sahip olan Tan'cığım potty training olayını bir türlü çözmek istemedi. Biraz kardeşi Devin'i bahane etti, biraz üstüme çok geliyorlar dedi, mayosuna, şortuna doldurmaya devam etti.

Annem bu konuyla ilgili Nedim-pervin-ozan-can dörtlüsünün bana aldıkları "güle güle kakalar" "Tris Tras – Adiós Cacas Adiós" adlı kitabı getirdi. Başak'da(Tan'ın annesi olur ama benim de arkadaşım:)) bize sahilde okudu durdu. denizde eğlenmek varken........kitap saati çok eğlenceli oldu. Tan arada bir anne kakayı yavrularına kavuşturdu ama

ben de artık saçımı başımı yolmaya başlayacaktım neredeyse:))

neyse işte günler böyle Tan arkadaşımla eğlenerek geçti. Bana sataşan çocuklara "bırakın o benim arkadaşım" diyerek çıkıştı. Aramıza sonradan katılan Boran arabalarımı aldığında elinden kaparak bana geri verdi. sanırım bir kardeşi olması sebebiyle bu gibi durumlarda ne yapılacağını bildiğinden bana da yardımcı oldu. ara sıra beni de ağlatmadı değil ama neyse o benim arkadaşım. Ve o an da geldi....

Dubai'de yaşayan Tan'ın eve dönme zamanı.Tan eve gidecek hadi vedalaşın diyorlardı ama olayı önce kavrayamadım. ne zaman annem" tan'da tü-tü gibi evine gidecek" deyince olan oldu:( Moralim çok bozuldu:(( Sabah erkenden onları yolcu etmeye gittik. Sonrasında denize gidince "ama ben Tan'la Devin'i çok seviyorum lütfen gitmesinler" ağlamalarım bir sonuç vermedi. gün boyunca Tan'ı sayıkladım. yürüyüşe bile gitmek istemedim onsuz.Bugün 2. gün hala arkadaşım çıkıp gelecek, birbirimize sarılacağız diye beklerken.Son darbe geldi.Ananemlere yemeğe gittik, çıkışta annem arabayı durdurdu, halam indi ve binmesini beklemeden hareket ettik. bu sefer "annecim lütfen halamı indirmeyelim" diye başladım ağlamaya. annem anlattı durdu birşeyler. ağzımdan çıkan son söz "AMA BENİM KİMSEM YOK Kİ HALA DA GİTMESİN" olunca annemde başladı ağlamaya. Bu olay olalı henüz bir saat oldu ve ben hala ÜZGÜNÜM:(
ANNEDEN: artık sıra bana geldi. yazmadığım süre içinde o kadar çok şey birikti ki. Uzay uyudu şimdi sıra bende. Bu ayrılıklar hassas Uzay'ı gerçekten çok etkiledi.
Bu fotoğrafı bugün babayla, Tan'a göndericem üzüldüğünü görmesinler diyerek çektim.
2 aydır ful enerji Başak'la beni peşlerinden koşturan Tan-Uzay ikilisinden uzay yalnız kalınca yanımdan kalkmadı neredeyse,denize girmek istemedi, yürüyüş istemedi....
kum üstünde resimler yaptı, denizde arabasına binerken bile bu Tan'ın arabasımı o ne zaman gelecek soruları bitmedi. Bu yaz ikimize de arkadaşlık dostluk eden bu aileyi şimdiden özledik. öğlen meyve yerken "anne Tan grapesleri (üzüm) çok severdi di mi," mısırcı geçerken "anne devin nasıl mısır yerdi" soruları midye dolmacı geçerken benim de "Mert burda olsa 50 tane yerdi" diye düşündürüp içim biraz da burkularak gülmeme sebeb oldu. neyse çok acıklı oldu Heyy dubai'de ki arkadaşlar, durum bu bundan sonra kışlık planları da ona göre yapın. sizi seviyoruz. Biraz da uzay'ın incileriyle güldüreyim sizi.
*Uzay Özmener'in(adı sorulduğunda artık böyle cevap veriyor) okumayı çok sevdiği kitaplarından bir seri de "ilk kelimelerim""my first words" her resmin altında türkçe-üstünde ingilizcesi yazıyor.her yeni resim ve kelime 2 dilde de öğreniliyor. geçen gün yenisi alınan kitaptakileri sayıyoruz. kova-bucket, makas-scissors, ..... devam ediyor, sıra rakun'a gelince rakun dedim sadece. Uzay "rakun- ne diye sordu." ingilizcesinin de racoon olduğunu anlatmaya çalıştım telaffuz benzeyince zorlandık her 2 halininde aynı olmasından ve benim anlamam için Uzay soruyu kolaylaştırdı. Uzay:"anne rakun'un Özmener'i ne?" mantığı süper değil mi? Uzay-özmener, merdiven-ladder, o zaman rakun'un özmener'i ne?????
*bu gün akşam üstü ananelere gidildi. anane Uzay'a "oğlum öpsene elimi" deyine Uzay'ın cevabı kısa ve netti "Bugün bayram değil, bayram bitti...."
*Hergece Uzay'ı yatırınca masal okuyorum. Hansel ile Gratel, Alaaddin,Pinokyo,Kurşun asker,Sinbad vb. Dün gece yattı, gece yarısı uykusundan ağlayarak uyandı. yanına koştum. Uzay"anne bana oku" diye ağladı. ben kitapları karıştırırken "anne bana bismillahi oku" dedi yanlış anladığımı düşündüm, " ne okuyayım oğlum" diye sordum. "bismillahi hani allah varya onu oku" dedi.Nazar dualarımı okuyup tekrar yatırdım. Sabah bunu nerden bildiğini sorduğumda Tü-Tü okumuştu bana dedi. Geçen haftalarda 1-2 gece zor geçti sanırım kabuslardan uzay çığlıklarla uyanınca Tütü'de alt kattan "bismillah "diye fırlavermişti yukarıya, unutmamış dualarla rahatlamış belki de...Neyseki uyudu ama ben uzun süre bunun etkisinde kaldım. Bunu düşünmesi,kendi istemesi şaşırttı beni.
Uzay hızla büyüyor artık seyrettiği kanallar bile değişti. baby Tv'leri bırakalı çok olmuştu ama şimdi Disney chanel, yumurcak da kesmiyor. o kanlları açınca "annem ben bebek değilim" demeye başladı. Onun hızına yetişemessem birşeyler kaçırırsam diye çok korkuyorum. onun hızına nasıl yetişeceğimi, hiç bir anını kaçırmadan nasıl yaşayacağımıya da bu süreci yavaşlatmanın yolunu bilen varsa bana da haber versin:))
2 yorum:
Yakışıklı oğlum, annişkoya söyle senin ihtiyacın olan şey sevgi ve sanırım hoş görü. Eeeee buda sanırım bizim ailemizde var, ayrıca cevremizdeki dostlarımızda yaşadıkları tecrübelerle bizim seni daha iyi nasıl yetiştiririz sorusuna cevap olacaktır. Ama senden tek beklentim merhametli ve vicdanlı bir çocuk olabilmen ve içindeki sevgiyi paylaşabilmendir canım oğlum, ayrıca inanmak ve Onun sevgisini hissetmek inanan sana hep yol aydınlığı sağlayacaktır. Ancak Onu lütfen sana özel yaşa ve sevmekten korkma. İkimiz ne şanslıyız ki yanımızda annen ve arkamızda Onun gücü var. Allah seni nazarlardan ve ayrılıklardan korusun aslan oğlum.
Uzay'ım bende sizden ayrıldığım için çok üzgünüm,seni, anneni ,babanı çok seviyorum sizi şimdiden özledim, halasının kuzusu.yine geleceğim üzülme güzel oğlum.
Yorum Gönder