İşte günlerim böyle monoton derken, herşey 1 an da değişti. Bodrum'da aldığımız evle ilgili yapılacak bir takım işler vardı. Emeklilik hayatının keyfini sürem dedişkom bu işlerle ilgileneceği için biz de rahattık. Yayıldık. derken dedeme gelen 1 telefon işin şeklini değiştirdi. Dedemi İstanbul'a geri çağırıyorlardı çalışmak için.Dedem ne diyeceğini bilemedi ama şartlar uygun, dayım yalnız, Bodrumda ananemle hayat güzel ama arada çekişmeli olunca işi kabul etmek gerkti. Bizim evin işlerini halledecek olan dedem Pazartesi işe başlayacak olunca , kalan işleir halletmek için bizim de doğrusu annemlerin poposuna motor takıldı:)Sabah kalkıldı yine İzmir'e İkea'ya gidildi. Bu sefer alınması gerekenler alındı. bu esna da ben ananemle oynamaktaydım.
ANNEDEN: biraz da ben bir şeyler ekleyeyim Uzay'la ilgili.
Öncelikle Uzay'ın huzursuz bacak sendromu nedeniyle 304 gündür kullandığı ilaç 10 Şubat tarihi itibariyle bitti. Dozunu azaltmıştık artık vermiyoruz. Umarım tekrar kullanmamızı gerektirecek şeyler yaşamayız ve bu sıkıntıyı da böylelikle atlatmış oluruz. Şimdi düşünüyorum de neredeyse 2 yılı (23 ay) neredeyse uyumadan geçiren ben bunu çooktaan unutmuş gibiyim. Şimdi gece yarısı sadece Uzay'a bakmak, üstünü örtmek için ben kalkıyorum bazen. Ki ben annelik duygusundan yoksun bir insan olduğumu düşünürdüm hep çocukları pek sevmediğim için. Ama arkadaşım Arzum anne olmakla ilgili öyle şeyler yazıyor ki , insan anne olsun olmasın (belki ben ona göre yeni sayılabilecek bir anne olduğumdan) gözyaşları içinde okuyor bunları.
bana göre anne anne olmak
hayatta yapmam dediğin bissürü şeyi yapmaktır.
salonun ortasında deli gibi dans etmek
oturma odasında bisikletiyle seni kovalayan bebeden kaçmak
O değil ben hasta olsam demek
artık yürümeyi öğrense, konuşsa dediği bebeğinin artık büyümemesini istemektir
9 ay karnında zor taşıyıp çıkarmak istediği bebeğini tekrar içine sokmak istemektir esas.
neyse biraz da gülelim. Geçen hafta oyun hamurları ile oynarken bir anda "bir fikrim var" diye parlayan beyefendi, bu arada fikri hamurları hamur makinasından geçirmekmiş, Cuma akşamı havaalanında uçağı bekliyoruz, orada gazete, incik, bocuk satan dükkanda askıdaki hediyelikler bakıyor. Eline 1 nazar bocuğu alıp, adama dönüp ne sorsa beğenirsiniz? "Bu ne kadar?" Adam gülmeye başladı. hemen koştum, ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. adam anlattı ve gülmeye devam etti. Bıraktım kendi haline, sonra bileziklere bakıp, hatta koluna 1 tane takarak "bu kaç para?" diye sormasın mı? Uzay'dan sonra adam kahkahalarla dükkanı kapatıp gitti zaten. Uzay'da alışverişin inceliklerini şimdiden öğrenmeye başladı anlaşılan.
Uzay'la yolculuk keyifli ama bir o kadar da zor. Bu ara sürekli "anne bu ne? burada ne yazıyor?" sorularıyla karşı karşıyayız. Cevaptan tatmin olmazsa arkası mutlaka geliyor. Daha önce sorduğu 1 şeye yada yazıya farklı 1 şey söylersen mutlaka uyarıyor. Dünyadan bir haber olduğu kucaktan inmediği günlere zor diyordum galiba acaba beni daha neler bekliyor?????


1 yorum:
Canım Dolly,
verdiğin gazlar bana nasıl iyi geliyor bilemezsin.Senden aldığım enerji inan harika:) canım arkadasımsın benim.Harika bir annesin. Sen farkında değildin ama ben senin harika bir anne olacagını zaten biliyordum.Hayvan yetistiren seven biri, sorumluk ve sevgiyi biliyor demektir.Hep vermek, az almaktır::)) dimi::))
Yorum Gönder