25 Nisan 2012 Çarşamba

23 NİSAN NEŞE DOLUYOR İNSAN


Atatürk dedemizin biz çocuklara armağanı 23 Nisan herkese kutlu olsun. 23 Nisan şenlikleri kapsamında yolumuz Bodruma düştü. İyi ki düşmüş neler gördüm, neler öğrendim.
deniz, Bodrum kalesi, hayat bu işte. İlk gün biraz rüzgarlıydı, Ankara'dan sonra sabah deniz sefasını ince rüzgarlığımla yaptım.
Ananemin süprizi harikaydı. Fin Mc Misille, hemde müzikli, hareketli. Turgut Reis Marina Fin Mc Misille melodileriyle inledi.
Öğleden sonra, önce evimize gittik baktık herşey yerli yerinde bir sıkıntı yok, kovamızı küreğimizi bisikletimizi alıp, hemen deniz kenarına. Önce ayakkabı ve çoraplar çıktı. Sonra denize sokunca paçaları ıslanan eşortman altı, ve kolları ıslanan t-shirt. 
Deniz faslından sonra hazır boş bulmuşken yollarda bisiklete binmece. Ertesi günü ananem ve dedemle geçirdim. 23 Nisan olması sebebiyle   Bodrumda da kutlamalar vardı. Bando nedir onu öğrendim. Bodrumdaki okulların dışında diğer ülkelerden 15-20 kişilik gruplar halinde gelen ve müziği ve danslarıyla kısa gösteriler yapan okulları izledik. En çok Finlandiyayı beğendim, kızları çok güzeldi. Birde Kazakistan ekibi iyiydi, hem çok renkli kıyafetleri vardı hem de önde giden abiler ata binmişlerdi:) Emekli ilkokul öğretmeni olan ananem gözyaşları içinde izlerken bu geçidi ben bu saate kadar beni bırakıp giden annemle hasret gidermeye başlamıştım bile.

 Ohhh be hayat öpücüğü bu olsa gerek:))
 Daha ertesi gün denizciler kahvesi, Bodrum kalesi civarındaydık. Paso bisiklet tepesindeydim. Bu meydanda yine kutlama olur onu izleriz diye gelmiştik ama kutlama stadyumda olunca koca meydan da bana kalmış oldu.
 Akşamüstü yine beni bırakıp giden anne yerine onu benden alıp götüren Füsundan intikam almalıyım diye düşündüm.
 Ve de aldım Zafer benimdir.
 Bu kadar eğlence iyi güzel ama Bodrum denince sırf bunlar yok ki. Nerde Cani, Nuray hala, Ali enişte,Kadriye hala?? Nerde Dayımmm???? Babişkom? peki ya Tan, Devin,Boran????? Nerdeyse ağlayacaktım ki
 Annem az kaldığını, kısa bir süre sonra bu düşündüğüm herkesle burada buluşacağımızı söyleyince keyfim yerine geldi.
 Keyiflenince de Bodrum Marinaya bu sefer.  Dünyanın etrafında yüzlerce kere turladım. Malum marinanın ortasında yerde dünya mozaiği var. Dön babam dönelim. Dünyayı alt üst ettim.
artık yorulunca da beyefendi gibi oturdum yerime. İçindeki öğretmen ruhundan kurtulamayan ananem okul yaşaım geldikçe birşeyler öğretme çabasına girdi bana. "Cumhuriyeti kim kurdu" diye sordu cevap basit ATATÜRK.
Atatürk'ün annesinin adı?  Zübeyde
Babasının adı? Ali Rıza Efendi
Nerede doğdu? Selanik
Bunlarda yeni öğrendiğim şeyler listesine girdi.
 Eve döndüğümüzde Ankaraya dönmeden önce birkez daha oynamak için Arda  beni belkiyordu. Dönücez bir süre kuduramayız diyerekten ortalığı ve ananeyi dağıtıık.
 Ama gitme saati geldi. Henüz dedem motor ehliyetini alamadığı için binip gezemediğim motora gitmeden önce poz vermek için bile olsa binmek istedim.
 Ben bu işi çok sevdim. benim bisikletim gibi. ama biraz daha büyük.
Ne kadar şanslıyım, daha doğmadan antika VosVos'um kapının önünde hazırdı, şimdi de motorum hazır.Zaten dedem acemiliği attıktan sonra , bu motor işini geliştirir, 3-5seneye bana acaip şeyler hazırlar. Tabii ananeyle, anneyi naaparız bilmiyorum:)))

ANNEDEN; Bu 23 Nisan gerçekten bizim için çok keyifli geçti. Ananeye de, dedişkoya da, Füsun'a da çok teşekkür ederiz.Ananesi sayesinde Uzay ufak çapta bir 23 Nisan töreni bile izledi. Ama en komiği dönüş yolunda ki Uzay Anane diyaloğu idi.
     A: Uzay Cumhuriyeti kim kurdu?
   U: Tabii ki Atatürk                     
     A: Atatürk'ün annesinin adı ne?   
    U: Hımmmm, ııııııı                       
   A: İp ucu vereyim Züü......          
             D: hani Deniz teyzelerin karşı komşusu
U: Haaa ZÜRKAN                   
                                     A:Olur mu oğlum Zübeyde. Peki Atatürk nerde doğdu?
  U: Camiide.....                              
Bunun üzerine  Atatürk'ün babasının adını soramadık zaten. Hemen çalışmalara ağırlık vermeye karar verdik.
Bu arada Uzay Dedesinin getirdiği McQueen bilgisayarla epey vakit geçiriyor. Harfleri, sayıları okumayı ve yazmayı öğreniyor. Birlikte oynarken farkettim ki Uzay sağ elini kullanıyor, ama nasıl yazılacağını göstermelerine rağmen, it's your turn (şimdi sıra sende) dediğinde rakamları ve harfleri hep tersten başlayarak yazıyor. 1'in çubuğu aşağıdan yukarıya, 2-3 hepsi aşağıdan yukarıya, harflerde aynı şekilde. Bilgiyayarda oynadığı oyuna rekor kırıp adını ilk yazdığında çok şaşırmıştım yaklaşık 1-2 ay önce ama artık kağıt kalemle de adını bakmadan ters çizdiği harflerle doğru yazabiliyor.  Sayıları okumaya gelince de 106 yı altı-sıfır-bir diye okuyor. Araba plakalarını hep tersten okuyor. Bunu yayınladıktan sonra hemen araştırmaya başlayacağım ama sizlerden bu konuyla ilgili bilgisi olan varsa  beni de bilgilendirirse çok sevinirim. Aslında arkadaşım Füsun beni aydınlatacak açıklamayı yaptı. "Tersten okuması bu çocuğun daha önceki hayatında imam olduğunu gösterir."diyerek:))

19 Nisan 2012 Perşembe

MİSAFİRLER

Yazmadığımız süre içinde pek çok misafir ağarladık. Benim için en önemlisi Dedişkomdu. Öyle sevindim ki onun geldiğine. Yeni iyileştiğim halde sevinçten hasta olup okula gidemeyip tüm haftayı dedişkomla evde geçirdim.
Dedişkom gelirken bana süper bir oyuncak getirmiş. Kucağımda gördüğünüz McQueen'in kaputu açılıyor ve bilgisaraya dönüşüyor.Keşke gelirken ananemi de getirseydi ama......

Şansımıza 1-2 gece babişkoda evdeydi. Oturup erkek erkeğe maç seyrettik.Keşke dedem gitmeseydi çok üzüldüm. Oyun arkadaşım gitti, yalnız kaldım:(( derken babişkom bana 1 süpriz yaptı.

Babişkom bu sezon Ankara Devlet Tiyatrosunda müzikal bir çocuk oyunu sahneye koydu, KARLAR KRALİÇESİ . işte o oyunda rol alan bay geyik beni ziyaret etmek istemiş. Annem sabah görünce korktu biraz ama ben hiç korkmadım, kahvaltımızı birlikte yaptık. 18 Nisan günü premier yapacakları için o gün gitmek zorunda kaldı. Ben KARLAR KRALİÇESİni henüz seyretmedim annem çok güzel olduğunu söyledi. İlk fırsatta gidip seyredicem, sizleri de bekleriz.

Bay geyik gidince üzülmüştüm ama o gün Neşe öğretmenim bir misafirimiz olduğunu ve geceyi bizde geçireceğini söyledi. Çok sevindim sınıf hayvanımızın misafirlik sırası bizdeydi.İbibik'le beraber eve geldik.

İbibiğe dedemin aldığı yeni Mc Queen setimi ve diğer oyuncaklarımı gösterdim birlikte oynadık.

Gece de Tedy ve benimle yatmak istedi, misafire hayır denmez, hep beraber yatıp uyuduk.

Sabah uyanmak çok kolay oldu. Malum güneş doğunca İbibik beni uyandırdı:)

Sabahta okula beraber gittik. İbibiği okula sıradaki arkadaşıma teslim ettik. Bu ara çok misafir ağarlayınca biraz yorulduk tabii ve bu sefer annemle biz misfirliğe gitmeye karar verdik. Malum önümüz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ce Bizim yani Çocuk Bayramı. Bu tati,l en güzel nerde geçer. Bana çocukluğumu oyuncak ayakkkabı kıyafet gibi hediyeler alarak, parklara götürerek en güzel şekilde yaşatan ananeyle dedenin yanında. Dolayısıyla yarın akşam yine göklerde ananeye gidiyorum Bodrum maceralerı en kısa zamanda burda.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Eeeee kaç gün olmuş yazmamışız nerdesiniz diye soran yok. Ama ben yine de anlatayım. Malum yazmadığım süre içinde her zamanki gibi hastalandım. Bu sefer epey zorlu geçti. Sanırım Phabayla, gribal enfeksiyon birleşti, antibiotic kullanmak zorunda kaldım. Ben iyleştim annem hastalandı, ben üzülsem de babam ve annemin çevresi sanırım bu durumdan memnundu. Çünkü hastalık boyunca annemin sesi kısıldığı ve boğazı kötü olduğu için konuşamadı.
İyileşince havalar düzelince hemen dışarıya attık kendimizi. Babamı prova esnasında yaptığımız ziyarette Ozan abim çok yardımcı oldu. Space Car'la bayır aşağı inmek harika, uçuyormuşsun gibi ama tekrar yukarı çıkış çok zorluydu. Sağolsun Ozan abim bu sorunu gördüğünüz gibi çözdü:)))

Bir hafta okula gidemeyince kaçırdığım ödevleri yaptım. Arkadaşımıza kart yazacaktık. Annem güzel bir kart alalım dedi, babam kendimiz yapalım dedi. Hayal gücü süperdi. Atraksiyonlu bir kart yaptık. Yoldaki araçlar yarış pistindeyken,

kapak açılınca kendilerini Radyatör Kasabasında buluveriyorlar:) Tabii ki kartım çok beğenildi.


Sadece kartı yapıp yazdığım arkadaşım Emre değil, Oğuzhan'da beni tebrik etmek için yanımdadı. Yokluğumda beni özleyen arkadaşlarım hiç yalnız bırakmadılar. İyi ki iyileştim de okuluma dönebildim:)))

25 Mart 2012 Pazar

Evimize erkek geldi yazımızdan sonra bir baktım güzeller güzeli Begüm da bize geldi, hem de bana şahane bir hediyeyle:)
Begüm daha annemlerle sohbete başlamıştı ki.....

Ben puzzle tamamladım bile .

Bunun üzerine Begüm'ün yüzündeki şaşkınlık ifadesi görülmeye değerdi açıkcası.Yalnız şaşırması ayıp olur diye bende ona eşlik ettim tabii. Begümle maceramız burada bitmedi aslında ama elimdeki fotoları yayınlasam RTÜK daha önemlisi Cantuğ beni affetmez dolayısıyla orada yaşananlar bizim aramızda sır olarak kalacak. Ama Begüm'ün beni daha sık ziyaret etmesini isterim açıkcası:)

Annemle yolda gelip giderken billboardlarda Peppe Ankara'da diye görmüştük. Annişko okuldan alır almaz beni doğru Peppeye götürdü o gün. Sıkı kalabalık verdı ki bilirsiniz pek sevmem kalabalığı. yukarıda takıldık,

oyuncakcılarda, oyuncaklarda, sonra Elif ve Oğuzalp geldi. Peppe'yi kim takar biz çok keyifli vakit geçirdik.

Evde de devam ettik keyfe annemle. Babişko yine çok çalıştığı için yok bu aralar, evin erkeği olarak babamın yokluğunu anneme hissettirmek istemedim taktım bıyığımı, bakın bakalım babama benzemiş miyim??

Tabi babayı bulunca bir bıyıklı yeter deyip direk oyuna geçildi. Oyun güzel de bir şu doğum günleri olmasa.... Gittiğim ilk doğum günü arkadaşım Deniz Efe'ninkiydi. Dönüp bakınca ne kadar büyümüşüz ama Arhan ve ben hala hoşlanmıyoruz doğum günlerinden.


Herkes oynarken, Tardu arkamda gülerken benim yüz ifademe baksanıza.

3 yıl önce benzeri çekilen poza bakarsanız Arhan ve benim için doğum günleri artık eskisi kadar keyifli değil...


Keyif veren şeyler yapmak için Arhan'la attık kendimizi sokağa. bu arada iyi ki doğdun Deniz Efe diyerek direk parka, geç de olsa Tardu de katıldı bize, çok eğlendik ama eğlene bitmedi dün eve dönerken bir de baktım ki Erol'ların kapısındayız.

her hafta yalnız bıraktığımız annemi de aramıza katıp Erol'lara gittik, hem maç izledik, hem de oyunlar oynadık. Gün çok güzeldi ama bitti. havalarda güzelleşiyor bakalım bizi neler bekliyor????


10 Mart 2012 Cumartesi

Evimize ERKEK geldi.

Saçlar bu sefer harbi kesildi. Evimize ERKEK geldi. röfleliymiş gibi duran sarı saçlarım gitti.

9 Mart 2012 Cuma

kısa kısa

geçen haftadan kısa notlar:
Babamlar artık bensiz maç izlemezler herhalde. çünkü son gittiğim maçta Fenerbahçe tam 6 tane gol attı. Tabii annem de beni bir daha gönderir mi bilmiyorum çünkü son gittiğim maçtan eve gece 12 de yaka bağır açık azıcık da sarhoş dönmüş olabiliriz:)))))))))))))))))))


Bir ilk gerçekleşti. Genelde pantolonlarımın boyları kısalıyor ve artık ya giyilmez duruma yada şort haline geliyordu. Ama ilk defa benimde pantolonumun dizi eskimekten eridi ve yırtıldı. Artık ben de dizi yamalı pantolon giyeceğim galiba. Annem ilk defa böyle 1 şey gördüğü için mutlu oldu ama ben ağladım:((((((((((((((((


Yazları evinden çıkmadığımız Aşşegül'lerle bu yaz pek görüşememiştik. Koca kış neredeyse bitecek yine görüşemedik artık neredeyse unutacaktım ki bebekliğimden beri hep onlarla beraberim. Artık özlem dayanılmaz olunca ziyarete gittik. Aşşegül'ü çok özlemişim ama galiba Aslı ve Moyito'yu daha çok:)


Gecenin ilerleyen saatlerinde ben çaldım, moyito dinledi, o da beni özlemiş ki gecenin sonunda "eve gitmek istemiyorum, burda kalıcam" diye ağlarken yanımdan 1 saniye ayrılmadı.
Bu da nedense annemi çok şaşırtan bir video. Niye şaşırdı anlamadım benim de bişeylere ittaaacım olamaz mı???




1 Mart 2012 Perşembe

KIŞ

Önce en yeni ve güzel haber. Bakın bize kim geldi???????
Gelişi en çok beni sevindirdi, ne çok özlemişim...


tuttum kafasını , yapıştım dudaklarına durdum. Dayım bunları görünce mahvoldu ama ne yapalım kız benim yanımda işte.....


İntikam planlarım işe yaradı. Annem evde benimle yalnız kalmamak için sürekli gezdirdi beni. Doruk'la Zeynep'in yeni oyuncaklarını görmeye gittiğimiz gün o kadar eğlendim ki annemle eve dönmedim bile, sonra babam gelip aldı. Beni bırakıp Amerikalara gitmek neymiş görsün Dolunay hanım bende onunla eve gitmedim işte....



Bu arada bana yeni 1 eğlence de çıktı. biraz da burda dağıtıp deşarj oluyorum.


Günler iyi kötü geçerken önce yağmur başladı. Taaa Almanyalardan gelen şemsiyem işe yaradı.


Hatta yağmur sonrası gelip Ankara'yı esir alan kar altında babamı bile benim şemsiyem korudu.


Ertesi sabah uyandığımızda tam anlamıyla kar altındaydık. Bu sene ilk defa Ankara'da okullar tatil oldu. Benim için çok mutlu bir gündü, çünkü herkes evdeydi. Hatta uzun süredir görmediğim Yayur, Ünsal ,Beliz ve Ali, Biken'le buluştuk.


Keşke kar hiç bitmese artık okullar hep tatil olsa, herkes evde olsa diye geçirdim içimden.... Sabah bir kalktım ki dualarım gerçek olmuş, kar bitmemiş, okul yine tatil olmuş:)


Kahvaltıdan sonra annişkoyla kurabiye yaptık.

Öyle sıradan kurabiyeler değil, adam kurabiye, şekilli kurabiye. Şekilleri süper oldu. Tadını pek sormayın....

Sonra annişkoyla dışarı attık kendimizi.

Burası bizim sitedeki sokaklardan biri, tamamen karla kaplı...



ayak izi yaptım.....
Kar meleği yaptım.... keşke kar hiç bitmese, hep tatil olsa, herkes evde olsa........


Blog Widget by LinkWithin